İçinden çıkılmaz kaotik bir durum karşısında, hep bundan kurtulmak için yüzyıllar gerek, diye düşünülür. Ama birdenbire bir adam ortaya çıkar ve ölüme mahkum olduğu düşünülen ağaç sanki sihirli bir değnek değmiş gibi yeşillenir, yaprakları biter, meyve verir, dibine gölgesi düşer yeniden.
'Bilhassa tahammül edemediğim bir şey, kadının erkek karşısında her zaman pasif kalmaya mecbur oluşu... Neden? Niçin daima biz kaçacağız ve siz kovalayacaksınız? Niçin daima biz teslim olacağız ve siz teslim alacaksınız? Niçin sizin yalvarışlarınızda bile bir tahakküm, bizim reddedişlerimizde bile bir aciz bulunacak? Çocukluğumdan beri buna daima isyan ettim, bunu asla kabul edemedim.'
- Maria Puder
"bir şeyin imkansız olduğuna inanırsanız, aklınız bunun neden imkansız olduğunu size ispatlamak üzere çalışmaya başlar, ama bir şeyi yapabileceğinize inandığınızda, gerçekten inandığınızda, aklınız yapmak üzere çözümler bulma konusunda size yardım etmek için çalışmaya başlar."
Yolculuklar böyledir işte. Yolumuzu kaybederiz bazen kimi sokaklarda. Korkarız, üşürüz, bazen geri dönmek isteriz tanıdık sokaklara. Ancak kaybettiğimiz yolda devam etme cesaretimiz varsa, öğrendiğimiz her şey rehber olur yolumuzu yeniden bulmaya. Bir kere başladık mı yürümeye, artık cesaret işlemiştir ruhumuza.