Merve Mert

Vakti Olmayanlar İçin Sinirbilim
9/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 17:57
Öncelikle yazarın bu serisini çok seviyorum. Az, öz, anlaşılır ve akıcı bir anlatımı oluyor. İçerisinde konuyla ilgili mutlaka bilmediğiniz hap bilgiler barındırıyor, olaylara farklı pencereden bakacak bir bakış açısı mutlaka sunuyor. Kitap 2 part şeklinde aslında. Bu birinci part, Aşktan Önce. Devamı da Aşktan Sonra. Bu kitapta aşık olma ya da başka bir deyişle karşı cinste birinden etkilenme süreci evliliğe kadar detaylı anlatılmış. Devamı da diğer kitaba saklanmış. Ben sevdim. Keyifli okumalar dilerim..
1000Kitap
Aşktan ÖnceSerkan Karaismailoğlu · Ortapia Yayınları · 2026310 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Proje misin Ayşe Kulin
1/10
·176 syf.··
2025 190. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2025 12:37
Kitabı okudukça çıldırıyorum! Aydın kesim diye geçinen bir KADIN yazarın elinden çıkmış Atatürk'ü ve kadınları karalama projesi! Lütfen kitabı okurken hayranlık duymayın. Kelimelerin seçimi, olayların anlatımı, düşüncelerin yansıtılışı o kadar karalama ki, kesinlikle yine Atatürk üzerinden para kazanma durumu diye düşündürttü. Atatürk'ün yaptıklarını belgelerle anlatabilirsin, kendi yorumunla yazabilirsin de, ama sanki O'nun günlüklerini ele geçirmişsin gibi her satırda sanki O böyle düşünüyor gibi saçma sapan şeyler yazmak! Bu ne cürret! Kadınlara avrupa ülkelerinden bile önce seçme seçilme hakkı vermiş, kılık kıyafet düzenlemesi getirmiş, eğitimde devrim yaratmış, bizi köle olmaktan kurtarmış birinin ağzından aşağıdakiler mi dökülecekmiş? Kadınlar için; bazılarıyla gönül eğlendirdim... Annesi için; BANA danışmadan birisiyle evlenmiş. Din eğitimi için; O sarıklılardan biri mi olacaktım? Makbule için; sert şekilde bağırdım, o ne karışır, hesabını bilmez gibi cümleler... Ayrıca Atatürk'ün Fransızcayı anadili gibi bildiğini sağır sultan duydu ama Ayşe hanım şunu yazıyor: Afet bana Fransızca'dan tercüme ediyordu. Sofya'ya gönderildiğinde; İyi ki Enver beni Sofya'ya sürmüştü, yoksa hayatımın aşkıyla karşılaşamayacaktım demesi ve Sofya'daki hayatını eğlenceden, aşktan, zevten ibaret göstermesi! Sanki Atatürk'ün en büyük derdi; aşk, zevk, eğlence... Ve tüm bunları sanki Atatürk kendi söylemiş gibi yazması!! Sen kimsin de Atatürk'ün özel hayatında hissetiklerini bu kadar net yazabiliyorsun! Ve dili, anlatımı... Lise talebesinin eline kağıt kalem ver bundan daha iyi bir edebi metin ortaya koyar. Basit, kolay, sıradan... Kullandığı kelimeler o kadar rencide edici ve yakışıksız ki... Yazara soruyorum bu bir proje mi? Sen bir proje misin Ayşe Kulin?
Edebiyat
Aylardan Kasım Günlerden PerşembeAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20254,497 okunma
Benim için Hayal Kırıklığı
Puan vermedi
Hamnet hakkında şöyle net konuşalım: Bu kitap biraz “iyi yazılmış ama içi doldurulamamış” bir proje gibi.”Bence” Maggie O’Farrell gerçekten çok iyi yazıyor, buna laf yok. Atmosfer kuruyor, cümleler akıyor, 16. yüzyıl İngiltere’sini gözünün önüne getiriyor. Ama bir noktadan sonra şunu fark ediyorsun: Hikâye ilerlemiyor, sadece dolanıyor. Kitap sözde William Shakespeare’in oğlunun ölümü etrafında dönüyor ama o ölüm bile tam anlamıyla “vurucu” gelmiyor. Çünkü ortada doğru düzgün kurulan bir bağ yok. Çocuk var ama karakter yok. Yas var ama içini delen bir kayıp hissi yok. Benim asıl kırıldığım nokta Agnes oldu. Başta gerçekten çok iyi giriyor: doğayla iç içe, sezgisel, güçlü, biraz gizemli… “Tamam” diyorsun, “hikâyeyi bu kadın sırtlayacak.” Ama sonra ne oluyor? Kadın resmen siliniyor. O baştaki karakter gidiyor, yerine sadece yas tutan bir figür kalıyor. Yani karakter gelişmiyor, aksine daralıyor. Zaten kitapta genel bir “potansiyel var ama kullanılmamış” hissi hakim. Özellikle de Shakespeare meselesinde. Adamın yaşadığı acı, onun üretimine nasıl dönüşüyor gibi çok güçlü bir yerden yakalanmış konu var ama sanki bu acı derinleştirilmek yerine biraz “kullanılmış” gibi duruyor. Yani gerçekten kazınmamış, yüzeyde bırakılmış. Şöyle de net söyleyeyim: Ben bu kitaptan “hadi biraz daha acı çekelim, gözyaşına boğulalım” beklentisiyle girmedim. Tam tersine, daha sahici, daha içe işleyen bir şey bekliyordum. Ama olan şu: ne gerçekten sarsıyor, ne de tamamen yüzeyde kalıyor. Arada bir yerde takılıp kalıyor. Bir de tempo meselesi var… Gerçekten çok yavaş. Hikâye ilerleyecek gibi oluyor, sonra hop betimleme. Elma, kumaş, rüzgar… Tamam anladık, güzel yazıyorsun da bir şey olsun artık. Kitap boyunca sürekli bir “az sonra başlıyor” hissi var ama o “az sonra” hiç gelmiyor. Final
HamnetMaggie O'Farrell · Teas Press · 20269,7bin okunma
Duyarlı hiçbir varlığın, bu dünyada sonsuza kadar masum kalmasına izin verilmez. Kurtlarla Koşan Kadınlar
Edebiyat
Binlerce kadının sustuğu yerden...
9/10
·216 syf.··
2026 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 22:31
Okurken şunu anladım: Ben sadece kurgu bir metin okumadım. Ben; yüzyıllardır bastırılan çığlıkların, evlerin kuytu köşelerinde akıtılan sessiz gözyaşlarının ve binlerce kadının 'sabır' adı altında mahkum edildiği o ağır dilsizliğin yükünü devraldım. Kalp Lambası bana dayanmanın sınırlarını değil, dayatılan acıların haksızlığını gösterdi. Artık dünyaya, acıya ve sabra aynı gözle bakmam mümkün değil. Bir kitap biter, bir insan değişir; ben bu kitabın son sayfasında o eski ben’i bıraktım."
Alıntı
Kalp LambasıBanu Mushtaq · Budala Kitap · 2026948 okunma