"Osmanlı döneminde bir denizaltıda geçen esrarengiz olaylar" gibi basit bir cümleyle de özetlenebilir bu kitap. Ama bu çok yetersiz bir özet olur muhtemelen. Başka yerde bahsedildiğini görmediğim için bir spoiler şeklinde belirtmek istediğim konu şudur:
-!!!spoiler uyarısı!!!-
Bu kitapta Kutsal Ahit Sandığı ve (kuvvetle muhtemel) Dabbetül Arz var.
Söyleyeceklerim bu kadar :)))
"Ben Ali'de babamı aradım. Sonra babam yaşındaki adamlarda Ali'yi aradım. Babamda eski babamı aradım. Bu zincir böyle giderken Osman bende annesini aradı. Ben kendimi annesiz hissettiğim için anne olmaya korktum. Benden iyi bir anne çıkmamasından, kendi parçamdan yaratacağım varlığın, sefillikte beni geçmesinden korktum. Doğurmadım. Ama Osman'ın annesi olduğum anlar bir sonraki güne uyanmama yaradı.
Ezcümle, herkes varlığındaki boşluğu doldurmak istiyor. Dolduramadan ölüyor. Ama uğraşma boşuna, o boşluk dolmaz! Varolmanın boşluğu o! Dolsa biz, biz olmayız!"
"Sibel Hanım sana aşık olsa tiramisu yapar babacım, çorba değil. Böyle olur bu işler. Kendimden biliyorum. Ben hep öyle yaptım. Aşık olduklarıma tiramisu, acıdıklarıma çorba yaptım. "
"Onca estetik ameliyat olduğu halde yüzünü ancak bu kadar düzeltebilmişler. Bir tek dişleri düzgün yapılmış. Yepyeni takma dişleri var babamın. Ama çok garipsiyorum. Dişleri bana, sağ tarafında sallanan boş pijama kolundan, yüzündeki yara izinden, şekli bozulan gözünden, yarısı olmayan kaşından daha yabancı, daha korkutucu geliyor. Sanki babamın ağzı başkasının artık, sesi de öyle."