msarinc

Şimdi izlenimlerimi anımsarken bir tek kendimden geçtiğim o anın gerçekten acı bir an olduğunu düşünüyorum. Definden önce ve sonra hep ağlıyordum, üzgündüm, ama bu üzüntü aklıma geldikçe utanıyorum, çünkü bu duyguya her zaman bir tür onurlu davranma duygusu, yani kâh herkesten daha çok üzgün olduğumu gösterme isteği, kâh başkalarının üzerinde nasıl bir etki bırakacağım kaygısı, kâh beni Mimi'nin başlığı ve oradakilerin yüzleri üzerine gözlemler yapmaya zorlayan amaçsız merak karışıyordu. Üzüntü tek hissettiğim duygu olmadığı için kendimden nefret ediyor ve diğer duyguları gizlemeye çalışıyordum: Bu yüzden benim üzüntüm içten de değildi, doğal da değildi. Üstelik, mutsuz bir insan olarak mutsuzluk bilinci uyandırmaya çalıştığımı da bilerek bir tür haz duyuyordum ve bu bencil duygu, içimdeki gerçek kederi diğer duygulardan daha çok bastırıyordu.
Sayfa 139·Kitabı okudu
Reklam
Kibir, gerçek üzüntüyle en bağdaşmayan duygudur. Bununla birlikte bu duygu insanın yapısına öyle işlemiştir ki, insan en büyük üzüntüyü çekerken bile onu çok ender olarak uzaklaştırabilir. Kederde kibirlilik, üzgün veya talihsiz ya da katıyürekli görünme isteğiyle ortaya konur ve itiraf edemediğimiz, ama hemen hemen hiçbir zaman, hatta en büyük bir üzüntüde bile bizi bırakmayan bu bayağı istekler, üzüntümüzü güçten, erdemden ve içtenlikten yoksun bırakır. Natalya Savişna da talihsizliğinden o kadar derin etkilenmişti ki, ruhunda tek bir istek kalmamıştı, sadece alışkanlık haline geldiği için yaşıyordu.
Sayfa 147·Kitabı okudu

msarinc

, bir kitap okudu
7/10
·172 syf.·
3 günde okudu
·
2025 92. kitabı
Lev Tolstoy
7.8/10 · 9,4bin okunma
Katya ise, kendi gözyaşlarına kendisi de usulca gülerek, masum bir ifadeyle ağlamaya başladı. Sevdiği varlığın gözlerinde böyle gözyaşları görmeyen bir kişi, utançtan ve borçluluk duygularından tıkanarak, bir insanın dünya yüzünde bu kadar mutlu olabileceğini, henüz anlamamış demektir.
Sayfa 253 - Venedik·Kitabı okudu
Sen zekice davrandın. Sen bizim acı, sade ve bekar hayatımız için yaratılmamışsın. Sende cesaret ve öfke yok, belki gençliğe has bir cesaret ve ateşlilik var; fakat bizim davamıza bunlar yaramaz. Siz bir asilsiniz; asil bir alçakgönüllülükten veya asil bir öfkeden öteye geçemezsiniz! Aslında bunlar sıradan şeylerdir. Ör-neğin, siz dövüşmezsiniz, fakat kendinizi kahraman sayarsınız. Bizse dövüşmek istiyoruz. Ne var yani! Bizim tozumuzdan senin gözlerin yanar, çamurumuzla üzerin kirlenir. Evet, sen bize yetişemedin! Kendini beğenmeyi, sövmeyi seviyorsun. Oysa bu, bizim canımızı sıkar. Biz başkalarıyla didişmek, onları yenmek isteriz. Sen iyi bir çocuksun, fakat ne de olsa yumuşacıksın, liberal bir küçük beysin. Babamın dediği gibi, "hepsi bu kadar."
Sayfa 256 - Venedik·Kitabı okudu