"Zamanın hızlanması, yavaşlık ve dikkat isteyen uğraşıları rafa kaldırıyor. Çocuklarla ve eşle, sadece onların istekleri gözetilerek geçirilen zaman, adeta ‘kayıp’ olarak algılanıyor."
" Oturduğumuz evler, sürdüğümüz konforlu arabalar, gidebildiğimiz lokanta ve eğlence mekânları, aldığımız ıvır zıvır, çalışma köleliğimizi meşrulaştırır. Ama ya onlar da ruhumuzdaki sızıyı dindirmiyorsa? Ya bunlara sahip olmak için ortaya sürdüğümüz şey, yani ömrümüz, bizim için daha kıymetliyse?
Hayat geri gelmiyor. İnsan, ruhunu özgürleştirmeyen, kendisine bir ifade imkânı sunmayan, kendisini gerçekleştiremediği işlerle tatmin bulmuyor"
"Çocuklarımızı ve gençleri oyunların başından alıp onlarla uzun uzun konuşmamız gerekiyor. Telaşla değil, zamanı içlerine çekerek, zamanın genişliğini doyasıya tadarak, usul usul büyümek onların doğal hakkı. İşe, çoktandır çocuk ve gençlerimizin yeteneklerini törpüleme vazifesi edinmiş okullarda konuşma ve sohbeti diriltilmekle başlayabiliriz. Bir genç ancak konuşmak ve kendini ifade edebilmekle sağlıklı bir benlik duygusu geliştirir."