Benden de biraz. (:
Puan vermedi·296 syf.··
2026 15. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 23:54
"Her yaşam milyonlarca seçim ihtiva eder. Kimi büyük, kimi küçük. Fakat bir kararın yerine başka bir karar geçtiğinde,bütün sonuçlar da değişir. Dönüşü olmayan bir sapma gerçekleşir ve bu da başka sapmalara yol açar..." Hayatta bazen başka seçimlerimiz olsaydı hangi noktada olacağımızı;tam da şu an nerede,neler yaşıyor olacağımızı düşünürüz.Ve genelde kötü bir gün geçirdiğimizde bu düşünceler zihnimize hücum eder.Hele ki birden fazla yol varken siz birini seçip kalanları ardınızda bırakmışken.Çoğu zaman o gitmediğiniz ya da gidemediğiniz yol olsaymış daha mutlu olurmuşsunuz gibi gelir.O yolda her şey mükemmel bir şekilde işliyor ve siz sadece bunun keydini çıkarıyormuşsunuz gibi hayal edilir.Fakat bu bir yanılsamadır.Olmayanın cazibesidir.Kitap bu cazibenin gerçeklikten uzak olduğunu vurguluyor. Okurken akan,sıkmayan,çok derin olmayan ama insanı bir durup düşündüren,zamanın bir diliminde dediği "ya öyle olsaydı"lara daha farklı açıdan baktıran hoş bir kitap. Ben konunun özünü kendimde tartınca şunu diyebilirim ki:Yaşadığım bu hayat için hep şükür dolu oldum.Şu an bambaşka bir yol,bambaşka bir hayatın içinde de olabilirdim ve bu yola çok yakın olduğum bir dönem oldu.O yolun değişmiş olması -şimdi düşündüğümde- olma ihtimali yüksek olan o hayatta olmayışım benim dünyamda,benim hayat yolumda,benim için tam bir mucize. Olanda bir olmayanda bin hayır vardır,cümlesine öyle çok inanıyorum ki.Yaşadığım bu hayat için minnettarım.Hissettiğim bu huzur için,kıl payı kurtulmuşluğun verdiği mutluluk için minnettarım. Gece Yarısı Kütüphanesi
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,8bin okunma
Mülksüzler
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 11:50
Mülksüzler, Ursula K. Le Guin’in 1974 yılında yayımlanan, yazarın ‘ikircikli ütopya’ olarak nitelendirdiği bir bilimkurgu romanıdır. Romanımız, Anarres ve Urras isimli hayali iki gezegende yaşanıyor. Bu iki gezegendeki yaşam biçimini, roman kahramanı fizikçi Shevek ile birlikte anlamaya ve tanımaya çalışıyoruz. Shevek, yıllar önce Urras gezegeninden kopup gelen Odocuların kurduğu Anarres’te yaşayan bir bilim insanıdır. Anarres gezegeni, anarşist düşüncenin hâkim olduğu bir toplumsal düzenle yönetilmektedir. Belki de burada ‘yönetilmek’ kelimesi yanlış kaçabilir; çünkü bu gezegende insanların insanlar tarafından yönetilmesinden ziyade, ortak yaşamın ve üretimin örgütlenmesi söz konusu. Anarres’te merkezi bir devlet yapısı yok. Üretim ve iş bölümü ise ÜİD (Üretim ve İaşe Dağıtım Koordinasyonu) aracılığıyla organize ediliyor. Anarres’in en dikkat çeken yanlarından biri, yaşam koşullarının son derece zorlu ve gezegenin verimsiz olması. Doğrusu, yazarın anarşizm gibi bir sistemi neden böylesine sert koşullara sahip bir gezegende anlattığı beni oldukça düşündürdü. Ancak roman ilerledikçe bunun kurgu açısından ne kadar yerinde bir tercih olduğu da bir gerçek. Kapitalizm ile yönetilen Urras’ta, Odocu isyancıların elbette verimli ve zengin bir gezegene gönderilmeleri beklenmezdi; Anarres gibi zorlu bir yere yerleşebilmeleri bile bir bakıma mucize sayılabilir. Ama yine de aklımdan şu soru geçmedi değil: Ursula Le Guin, anarşist sistemi bolluk ve bereket içindeki bir gezegende anlatsaydı nasıl bir tabloyla karşılaşırdık acaba? Belki eksikler bu kadar görünür olmazdı, belki de bambaşka sorunlar ortaya çıkardı. Çünkü burada kıtlık ve yoksunluk, sistemin sınırlarını görünür hâle getiriyor gibi. İşte tüm eksiklerine rağmen, Anarres’teki yaşamın Urras’taki yaşamın çok ötesinde
İnceleme
MülksüzlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 202215,6bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kuşatma
8/10
·648 syf.··
2026 19. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 22:03
bu kitabın her açıdan ilk kitabı daha ileriye taşıdığını düşünüyorum. zaten başlamadan önce bile gelişim açısından daha iç monolog ağırlıklı, ağdalı bir süreç olması beklediğim bir şeydi ama sonunun bu kadar iyi toparlanması benim için sürpriz oldu. cosmere hayranları haklıymış evet, daha yeni başlıyoruz:)) bu kitaptan akıcı bir ilerleyiş beklememelisiniz bence. çoğunlukla karakterlerin yaşadığı ahlaki ikilemlere, gerek fiziksel gerek duygusal olsun, içinde bulundukları tam "kuşatma" durumuna odaklanıyor. ilk kitabı bitirdikten sonra sonunun umutlu bittiğini düşünmüş ve "nerede devrim sonrası gerçeklik??" diye bazı çok bilmiş sorular sormuştum:)) yazar sanki sesimi duymuş gibi "al sana!" diyerek vaat ettiği bütün gerçekliği sundu. hem dış etkilerle hem de -benim en keyif aldığım- duygusal ve psikolojik etkilerle umut kişinin elinden nasıl alınır, nasıl çöküşe sürüklenir göstermiş oldu. kitabın özellikle yüzde 75'lik kısmı bu durumlara odaklanıyor. sıkıcı, evet ama sürece güvenmelisiniz:)) gerçekten değecek. yazarın -ilk kitabı bitirdikten sonraki çok bilmişliğime hitaben, hahah- "al sana!" diyerek sunduğu durumlardan bir diğeri de kesinlikle ihanet ve sondaki ters köşelerdi. ben kişisel olarak ters köşenin üzerimde büyük bir şok etkisi oluşturmasını sevmem. elbette vaadi gereği şaşırtıcı olur, ama ben ipuçlarının okura önceden verilmesi ve okur (yani ben) sonu okuduğunda elde ettiği ipuçları ile bağdaştırarak sonuçtan -şok olmasa bile- tatmin olmasını daha çok tercih ederim. yani.... çok karışık oldu afedersiniz djcbjfjf. demek istediğim şu ki bazen yazarlar okur şok olsun diye ipucu vermezler ve ters köşe yok devenin nalı gibi hissettirir. ben işte bundan memnun değilim, şaşırtıcı olmasa bile mantıklı olsun isterim ve konuyu daha fazla dallandırmadan bu kitap
Sissoylu - KuşatmaBrandon Sanderson · Akılçelen Kitaplar · 20151,162 okunma
9/10
·354 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 13:51
Herkese Merhaba Bugün sizlere Gencoy Sümer derlemesiyle Kilitli Odaların Esrarı kitabının yorumu ile geldim Mart ayının sıradaki kitabı 2025 yılı basımlı 354 sayfalık bir kitap "Kurban içeride, kapı kilitli... Peki, katil nerede?". Polisiye edebiyatının en zorlu, en zihin yoran ve en imkânsız alt türüyle tanışmaya hazır mısınız? •Türk polisiyesinde bir dönüm noktası sayılan Kilitli Odaların Esrarı antolojisi. Gencoy hocamın derlemesiyle bir araya gelen bu öyküler; kapı kilitli, pencere kapalı, bu katil nereden çıktı, nasıl kaçtı? dediğimiz ama fantastik çözümleri, hayaletleri veya sihirli geçitleri kapının dışında bırakıyor; sadece saf mantık ve keskin zekâ ile bizi baş başa bırakıyor. ​Zihni bulandırmadan, sadece mantıkla çözülecek 12 imkânsız suç... Okurken favorim olan iki hikâyeden de kısaca bahsedeyim, merakınız iyice artsın: Rehavet Hoca'nın Kırk Kilitli Odası: @gmz_yyk kaleminden; bizi ta Osmanlı dönemine, Saruhan Sancağı'na götürüyor. Halkın evliya gözüyle baktığı ama dini duyguları sömüren bir hoca, kapısı içeriden çift asma kilitli, sürgülü bir odada bir anda buhar olup uçuyor. Hastası olan kadın içeride baygın, hoca yok! Ama o mucize dedikleri şeyin altından öyle bir akıl oyunu çıkıyor ki, hadi canım diyeceğiniz harika bir dönem polisiyesi. Sani Bey’in İmkânsız Ölümü: @ihsan.cihangir.official kaleminden; bu sefer bir akıl hastanesinin o soğuk koridorlarındayız. Eski bir kimya profesörü, yüksek güvenlikli ve kilitli bir odada yatağında kanlar içinde ölü bulunuyor. Oda resmen dış dünyaya kapalı. Çözüm ise profesörün kendi titizliğinde ve odadaki o asit şişesinde saklı... İnanılmaz bir kurgu. Tam bir akıl oyunu severler için. •Yazarların üslubu oldukça akıcı; sizi yormadan doğrudan bulmacanın ortasına çekiyorlar. "İmkânsız gibi görünen her olayın arkasında aslında çok basit
Kilitli Odaların EsrarıKolektif · Herdem Kitap · 202524 okunma
7/10
·200 syf.··
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 15:21
#KitapYorum #Tartıcı #AhmetUğur #AlminaKitap #MustafaGür Hikâye 200Sayfa Merhaba arkadaşlar, Bugün sizlere Almina Kitap Yayınları'ndan çıkan, Ahmet Uğur'a ait "TARTICI" isimli hikâye kitabını tanıtmaya çalışacağım. Şu sıralar değişik hikâye kitaplarıyla sık sık tanışıyorum. İyi de oluyor. Uzun soluklu romanlar ve diğer türlerden sonra öykülerde buluşmak dinginliğimi, huzurumu, bakış açımın derinliğini desteklerken; ruhumdaki çiçek desenlerini de özverli bir bahçevanın özenli bakımına teslim etmiş oluyorum. Budanması gereken eksik yanlarımın yerine yeni, taze fidanlara bırakmanın ayrıcalığını, güvenini ve güzelliğini yaşıyorum bir nevi. Belki de sıkılmadan küçük bir bahçede dolaşmanın iç ferahlığını yudumluyorum. Her öyküyle farklı tatlara bulaşan zihnim, aç midenin doygunluğa ulaşması gibi mutmain bir kalple günün sonuna eriyorum. Tüm bu hislerle kolkola yürüdüğüm "TARTICI" kitabı içimdeki çiçeklerin renklerini, kokularını, dokularını duyumsamamı sağladı. Her hikâye yeni bir sabaha uyanmanın heyecanı gibiydi... Kâh, neşe, kâh hüzün, bazen iç çekiş, çokça ümit, özlem, kadın figüründeki serzeniş, ölüm, ayrılık, dostluk, vicdan yükü, karamsar bir bulutun can çekişen ihtirası, aile bağları, gençliğin ilk çağları, sorumluluk, iç hezeyanlar ve daha cümle duyguyla sohbet ettik yer yer... "BEN KUKİ" hikâyesinde Kukinin sahibi Sulhiyle çok güzel bir eve konuk oldum. Kukinin gözünden insanların iyi ve kötü yaşamlarını fabl tekniğiyle anlatışına tanıklık ettim, bende kalan duygulara sarıldım. Tahsin ve Serpille Ayvalık, Burhaniye, Edremit, Cunda ilçelerinde dolaştık. Güneşin ve denizin tadını çıkardık. İlginç insanlar tanıdık. Bir karabatak ve martı dostuğunu sessizce bir bankta izledim konuşmalarını dinledim. Hidayetle bir gece İstanbulda depreme yakalandık. Mucize kurtulduk.
TartıcıAhmet Uğur · Almina Yayınları · 20241 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 11. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2026 15:34
“Vahiy, yalnızca indirildiği çağı değil; dokunduğu her kalbi dönüştürür…” Kitap içerik olarak; Alak, Kalem, Müzzemmil ve Müddessir surelerini tek tek ele alarak ayetlerin kelime köklerine inerek zihnimize, kalbimize ve hayatımıza yön veren tefsir niteliğinde bir kitap. Kelimenin köküne inerek yapılan açıklamalar bize ayrı bir anlam derinliği ve ayetlere farklı bakış açısını gösteriyor. Sevgili yazar @nisa_tefsirakademi ilk dört surenin; okumakla başlayan, ahlakla derinleşen, iç disiplinle olgunlaşan ve toplumsal sorumlulukla açılan bir yolculuğun ilk adımları olduğundan bahsederek vahyin ilk yılındaki o sarsıcı çağrıyı yeniden hissettirmeye çalışıyor. Kitabı okurken vahyin bir bilgi metni değil de; bir inşa süreci olduğunu, insanı yerinden kaldıran, ona sorumluluk yükleyen bir çağrı olduğunu anlıyorsunuz. Oku” emrinin sadece bir okuma eylemi değil; bir bilinç inşası, bir sorumluluk yüklenişi, bir ahlâk ve duruş çağrısı olduğunu farkına varıyorsunuz. Cehalet sadece bilgisizlik değil; farkında olmadan yaşamak, anlamadan geçip gitmek. Vahyin ilk dokunuşu, insanı uyandırıyor, kim olduğunu ve nerede durduğunu hatırlatıyor. Kur’ân-ı Kerîm’in mucize oluşu, sadece indirildiği döneme ve o çağın insanına hitap etmekle sınırlı değildir; O, kıyamete kadar gelecek bütün zamanlara seslenen, her çağda insana yol gösterecek ilahî bir rehberdir. Yazar ayetler üzerinde okuru muhatap alarak “Bugün bende ne oluyor?” sorusunu bizlere yönlendiriyor. Vahiy artık sadece geçmişte değil, bugünde ve bende yaşam buluyor ilkesiyle kitabı okuduğunuzda ise “Vahiy sana dokunursa, sen aynı kişi olarak kalamazsın” diyor. @timasinanc ve @timasyayingrubu çıkan bu güzel eseri mutlaka okuyun, okutun
Vahiy Sana DokunursaHavva Sancar · Timaş Yayınları · 202699 okunma