Eleştiri
Puan vermedi·2579 syf.··
2026 1. kitabı
Yazar kendisi de diyor zaten kitabı 3te1 oranında kısalttiklarını. Değerli okuyucular diyanet bu kitabın maneviyatını bence yok etmiştir. Kendince kitaptan eksikttiği yerlerden dolayı daha iyi bir eser ortaya koyduğunu zanneden diyanet maalesef kitapta kimilerinin hidayetine vesile olacak yazıları silmiştir. Ben şuan da Tuğra yayınlarından okuyorum ve istifade ediyorum. İhya , müthiş bir kitaptır. Özellikle tasavvufla uğraşanlar için 3 ve 4. Cildini tavsiye ederim.
İhya - Ulûmi’d Dîn (4 Cilt)İmam Gazali · Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları · 20251,813 okunma
Puan vermedi·415 syf.··
2026 68. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:12
"Yaşayanların dünyasında garip oluyorsun; o kadar ayrısın ki, ne lüzum var aramızda dolaşmana? Kendimizden çektiğimiz yetmiyor mu?" Huzur ilk defa Cumhuriyet gazetesinde, 22 Şubat-2 Haziran 1948 tarihleri arasında tefrika edilmiştir. Daha sonra 1949'da Remzi Kitabevi tarafından tekrar basılmıştır. Bu kitap, yazarın üzerinde en çok çalıştığı eserlerinden biri olmuş. Bazı karakterler sonradan eklenmiş, bazı sahneler çıkarılmış. Üzerinde en çok düşünüp yazdığı eserlerden biri olan bu roman dört kısımdan oluşuyor: İhsan, Nuran, Suat ve Mümtaz. Kitabın girişi, Mümtaz'ın İhsan'a doktor bulmak için dışarı çıkmasıyla başlıyor. Sonrasında ise yazarın diğer eserlerinden tanıdığımız karakterlere de rastlıyoruz. Behçet Bey ile Nurhayat Hanım, hem Mahur Beste hem de Sahnenin Dışındakiler ile bağlantı kuruyor. Eser, II. Dünya Savaşı'nın atmosferini de işliyor, en azından bunu güçlü bir şekilde hissettiriyor. Gelelim konusuna. Kısaca anlatmaya çalışacağım ama ne kadar kısaltabilirim bilemiyorum tabii. :) Konusu şöyle: II. Dünya Savaşı'nın başlamasına bir gün vardır. Mümtaz, dokuz gündür hasta olan amcasının oğlu İhsan'a hastabakıcı aramaktadır. Mümtaz'ın babası Rumlar tarafından öldürülünce annesiyle birlikte İstanbul'a gelir. Annesi de burada vefat edince, kendisinden 23 yaş büyük olan İhsan'ın yanına gönderilir. İhsan, yurt dışından yeni dönmüş ve Galatasaray Lisesi'nde tarih dersi vermektedir. Macide ve İlyas ile birlikte yaşayan Mümtaz, özellikle İlyas'ın etkisi altındadır. Olaylara bakışı, yorumlayışı ve görmüş geçirmiş hâli Mümtaz'ı derinden etkiler. Bu yüzden İhsan'ın hastalığı da onu bir o kadar üzer. İhsan'ın anlatıldığı ilk bölümde Mümtaz, ona doktor bulmak için evden çıkar. Bu bölüm hem İhsan'ın hastalığının verdiği üzüntüyle arşınladığı Beyazıt ve Eminönü
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,4bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 71. kitabı
Benim gibi distopya sevmeyenlere bile kendini sevdirir bu kitap. Sizi insanlıktan umudun kesildiği o karanlık dehlize çeken metinlerden değil çünkü. Aksine mizah duygusu güçlü, politik hicvi yerli yerinde kullanan, hareketli bir roman. Bu kitabı en güçlü kılan şey faşizmi, kapitalizmi, sömürgeciliği ve insanlığın kolektif körlüğünü eleştiren müthiş bir alegori olması. Neredeyse doksan yıl önce yazılmış olmasına rağmen bugün hâlâ güncel bir metin gibi okunabilmesine şaşmamalı. Arka ayaklarının üzerinde durabilen, konuşmayı ve okumayı öğrenebilen semenderler keşfedildiğinde insanlar onları bir canlı olarak değil, bir fırsat olarak görüyor: daha fazla üretim, daha fazla kâr, daha fazla güç. Şiddet ve aşağılamayla yakalanıp ucuz iş gücüne dönüştürülüyorlar. Romanın en etkileyici yanı da burada başlıyor. Semenderlerin uğradığı sömürü öyle açık ki, onları bir “tehdit” olarak görmeden önce birer mağdur olarak görüyorsunuz. Bu yüzden direnişe geçtiklerinde şaşırmıyorsunuz; asıl şaşırtıcı olan, insanların buna şaşırması oluyor. Romanın yazıldığı yıl 1936. Avrupa’da ırkçılığın, militarizmin ve faşizmin yükseldiği bir dönemde Čapek, bir grubun önce aşağı görülmesini, sonra sömürülmesini ve ardından bir “tehdit” olarak sunulmasını anlatıyor. Ve sömürgecilerin dünyanın dört bir yanında halkları sömürüp, sömürülenler ayaklandığında onları “vahşi”, “barbar” ya da “tehlikeli” ilan etmesini semenderler üzerinden görünür kılıyor. Romanın yapısı alışılmış değil. Gazete kupürleri, raporlar, tutanaklar ve farklı anlatım biçimleri kullanıyor Čapek. Klasik, kesintisiz bir olay örgüsü bekleyen okurları zorlayabilir belki. Ama bu deneysel yapı aynı zamanda romanın en güçlü yanlarından biri. Çünkü anlatılan felaketin yalnızca birkaç kişinin hikâyesi değil, bütün bir toplumun ortak eseri
Semenderlerle SavaşKarel Čapek · Jaguar Kitap · 2021440 okunma
gizem türünün kraliçesinden sevgilerle
10/10
·320 syf.··
2026 40. kitabı
şaka gibi ama evet HAZİRAN ayında bu yılın EN İYİ gizem/gerilim kitabını ilan ediyorum: Kocamın Karısı. bir diğer adı ile İlk Sayfadan Son Sayfaya Kadar Size Kendinizi Mal Gibi Hissettirip Bundan Büyük Keyif Alacağım. lol. yazar Alice Feeney’den sevgilerle. hahahshs Gelelim detaylara: Eden Fox, sanat hayatında önemli bir dönüm noktasına yaklaşırken eşi Harrison ile birlikte İngiltere’nin sakin bir sahil kasabasında yeni bir yaşam kurmuştur. Ancak bir akşam koşusundan eve döndüğünde her şey değişir. Evin kapısı açılmaz, anahtarı çalışmaz. Zile bastığında kapıyı açan kadın, Eden’in kıyafetlerini, yüzüğünü ve hatta kimliğini kullanmaktadır. Üstelik Harrison da bu kadının gerçek eşi olduğunu iddia eder. Romanın diğer anlatı hattında ise Birdy isimli gizemli bir karakter yer alır. Geçmişi karanlık sırlarla dolu olan Birdy; aile ilişkileri, kayıplar ve ölüm düşüncesi etrafında şekillenen rahatsız edici olaylarla mücadele etmektedir. Hikâye ilerledikçe Birdy ve Eden’in yolları beklenmedik biçimde kesişmeye başlar. Müthiş bir psikolojik gerilim diye düşünmeyin. Kitabın olayı bu değil. Kitabın olayı sizin olayların çözümüne ilişkin en ufak bir yardım sağlayamaması. Aksine sizin yaklaştığınızı hissettiğinde başka bir bomba patlatıyor. Ben yazın gizem/gerilim okumayı çok severim. Niyeyse ben deniz kum güneş havuz keyfi yaparken bir yerde birilerinin gırtlağına b*çak dayanmış olması değişik bir keyif veriyor hahaha
Kocamın KarısıAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 2026125 okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 10:06
Tanpınar'ın Mahur Beste eserini lisans yıllarımda final ödevi olarak okumuştum. Ancak ödevlendirme şeklinde okunan kitaplar bana hep eserin ruhunun biraz kaybolduğu hissini verdiği için arkadaşımla birlikte bu eseri tekrar okudum ve iyi ki okumuşum -nehir roman serisine devam edeceğiz-. Tanpınar'ı eleştirmek, beğenip-beğenmemek ne haddimize:) O yazsın biz faniler her birini keyifle okuyalım derim. Eserde belli başlı bir baş figür ya da sırasıyla giden bir olay örgüsü yok. Behçet Bey'in hayatına şurdan burdan giren bir yığın insanla birlikte aslında o dönemin şartlarını okuyoruz. Babası kadar güçlü ve baskın olmayan Behçet Bey'in hayatı, tıpkı Osmanlı gibi geçmiş dönemin padişahları kadar başarılı olamayan silik padişahlar ve o ihtişamlı devletin yıkılış anındaki gibi hüzünlü. Kendisini bozuk saatleri tamir etmeye, şirazesi kaymış kitapları ciltlemeye adayan Behçet Bey'in yaşam pratikleri, o dönemin yeniden onarma çabaları gibi nafile kalıyor. Kitapta altını çizdiğim, dönüp defalarca okuduğum, burada alıntı olarak tek tek yazdığım, arkadaşımla konuşurken üzerine hayran hayran sohbet ettiğim müthiş güzellikte edebiyat incileri var. Henüz okumamış olanlar mutlaka listlerine ekleyerek bu eserle tanışmalı, sanırım biz okuyanlar ise bu edebi şölene dönüp tekrar tekrar okumaya devam edeceğiz.
Mahur BesteAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20198,3bin okunma
8/10
·576 syf.·
2026 2282. kitabı
James Boschert'ın kaleme aldığı "Kartal Yuvası Alamut" (orijinal adıyla The Eagle's Nest). Bu eser, yazarın "Talon Serisi" adını verdiği tarihi macera serisinin ilk kitabı. Vladimir Bartol'un felsefi ve ideolojik ağırlıklı kült eseri Alamut ile karıştırılmamalı; Boschert'ın eseri daha çok Haçlı Seferleri döneminde geçen, aksiyon ve macera dozu yüksek bir tarihi romanı. James Boschert, kendi askeri geçmişinden ve Ortadoğu coğrafyasında geçirdiği yıllardan beslenen bir yazar. Bu durum romana askeri taktikler, kale savunmaları ve yakın dövüş sahnelerinde müthiş bir detaycılık ve gerçekçilik olarak yansıyor. "iyi ile kötünün savaşı" yerine, hayatta kalmak için dönemin şartlarına ayak uydurmak zorunda kalan insanları işliyor.Eser; sadakat, manipülasyon, inanç uğruna nelerin feda edilebileceği ve "aidiyet" kavramı üzerine kurulu... Haçlı dünyası ile İslam dünyasının kesişim kümesinde, bireyin nasıl bir silaha dönüştürülebileceğini inceliyor. kitap kapağında da felsefi derinliği vurgulamak adına doğrudan İran mistik edebiyatının önemli isimlerinden Baba Tahir Üryan'a ait bir rubaiye yer verilmiş. Kitabın ruhunu ve Haşhaşi mistisizmini en iyi şekilde anlatıyor.
AlamutJames Boschert · Yurt Kitap Yayın · 20125,9bin okunma