913

913
@mudshoja
Ne önemi var ki benim merhametimin! Merhamet, insanları sevenin gerileceği çarmıh değil midir? Oysa benim merhametim çarmıha germe değildir!
Sayfa 8
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Severim ağır damlalar gibi olanların tümünü, onlar ki tek tek düşerler insanların üzerindeki kara buluttan: yıldırımın yaklaştığını haber verirler ve haberciler olarak yok olurlar. Bakın, ben yıldırımın habercisiyim ve ağır bir damlayım buluttan düşen: bu yıldırımın adı Üstinsandır.
Sayfa 10
İki kişiyken bütün bir tavuk alabiliyordum. İki kişiyken bir şişe şarap sipariş verebiliyordum, iki küçük şişe istemek zorunda kalmıyordum. İki kişiyken içtiğimiz şarap ve izlediğimiz film üzerine konuşabiliyordum. İki kişiyken sinemada iki bilet alabiliyordum. İki kişiyken iki kişilik bisikletlere binebiliyordum. İki kişiyken Vermeer’in bir tablosunun önünde “güzel, öyle değil mi?” diye sorabiliyordum. İki kişiyken arabamda sürücünün yanındaki koltuk boş kalmıyordu. İki kişiyken duvara bir tablo astığımda düzgün durup durmadığını söyleyecek biri oluyordu. İki kişiyken daha az televizyon izliyordum. İki kişiyken akşamları daha az korkuyordum. Geceleri de daha az üşüyordum. Hazır bunlardan söz açmışken yatağımın tamamı bana ait olmuyordu. Horlarsam da azarı yiyordum.
Sayfa 62
Hayat gitgide artan acılar demek; artan bir hızla en dibe, en korkunç acılara doğru uçmak demekti. İşte ben de uçuyorum.
Sayfa 75
Hayat bu kadar anlamsız ve iğrençse, o zaman niye ölünüyor; hem de acılar çekerek?
Sayfa 71