muhammedd

Puan vermedi·504 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2026 12:28
eser ilgilisi için önemli makaleler barındırıyor. özellikle cumhuriyetin nev'i şahsına münhasır olarak 1919'da başlayan bir mücadele olmadığı, imparatorluğun devamı olarak şekillendiği olgusu dikkat çekmektedir. eserin herkes tarafından okunmasına salık veririz, okumanın insana katacağı kötülük yoktur. fakat eserle ilgili bir noktaya önemli bir şerh düşmek gerekmektedir: ermeni tehciri meselesiyle ilgili olarak eser yönlendirici ve bir o kadar da subjektif okumaya açıktır. özellikle tarihi hadiseyle ilgili olarak "soykırım" nitelendirmesi ve insanların bilerek ve istenerek yok edildiklerine yönelik yaklaşım ve değerlendirmeler kabul edilemez. tarihi hadiselerin değerlendirilmesinde mutlaka okumaların bütüncül ve kapsayıcı olarak yapılması gerekir. sadece bir dönemin ve uygulamanın üzerinden yorum yapmak, bugünü mahkum etmek ancak propaganda olabilir ve fakat buna tarih diyemeyiz. "ermeni tehciri" meselesi üzerinden çok suların aktığı, sadece cumhuriyetle ve bu toprakla sınırlı kalmayan, dönem dönem bilerek ve istenerek "kaşınan" ve buradan kendine ekmek çıkarmak isteyen kişilerin tutumları ile çıkmaza sürüklenmekte, yargılama mekanizmasına bürünenler özellikle İTC, Talat Paşa, Enver Paşa, Bahaddin Şakir, Teşkilat-ı Mahsusa'nın mahkumiyetine karar vermektedirler. aslında mesele "tehcir"den ziyade türkiye ile ilgili hesaplar olmakla birlikte "tehcir" perde konumunda kılıç olarak sallanmaktadır. isimlendirme mevzunun en önemli satır başlarından birisi olarak değerlendirmeye muhtaçtır: "ermeni tehciri" ile ilgili olarak "soykırım" kelimesinin telaffuz edilmesi bile kötüniyetin ve cephe alışın en bariz göstergesi olup dikkate alınmaya değmez. "tehcir"i anlamak için çok uzak yerlere ve zamanlara değil, üç yıl öncesine bakmak gerekir, coğrafya olarak ise balkanlar'dayız.
Tarih
Bir Ulusun İnşasıErik Jan Zürcher · Akılçelen · 201522 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi·356 syf.··
2026 9. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2026 22:54
mütareke dönemi üzerine çokça düşünülmesi gereken türkiye tarihinin en önemli dönüm ve kavşak noktalarından birisidir. 1912'de başlayan balkan savaşları ile başlayan imparatorluğun adeta nefesinin kesildiği dönemde cihan harbini müteakip mütareke dönemiyle üzerinde yaşamı idame ettiğimiz toprakların kaderi yeniden yazılmıştır. mütareke dönemini taki eden milli mücadele ile süreç nihayete ermiştir. bu dönem birbirinden kopuk ve bağımsız olarak anlaşılması mümkün olmayan olaylar silsilesi ile anlaşılmalıdır. kopuk okumalar ve bağımsız olarak ele alma teşebbüsleri eksik kalacak ve okuyucuya bütüncül bakış açısı sunmayacaktır. üzerine çokça düşünülmesi gereken diğer kavram ise göç, muhacir kavramlarıdır. bugün türkiyesi'nin oluşumunda göç ve muhaceret asla es geçilemeyecek üzerine ciddi okumalar yapılması gereken kavramlardandır. sadece bugün türkiye'si değil, osmanlı imparatorluğu açısından da göç, muhaceret kavramları önemlidir. bu kavramların anlaşılması birlikte okunması yeni bir kavram dünyasını ve anlama noktasını okuyucusuna aşikar edecektir. bu kavramları içerisinde barındıran eser okuyucuya hem mütareke döneminin zorluğunu, koşulların ve şartların ağırlığını yansıttığı gibi hem de göç ve iskanın toplumun oluşmasında oynadığı rolü anlatıyor.
Tarih
Mütareke Döneminde Göç ve İskan: (1918-1923)Hatice Yıldırım · Türk Tarih Kurumu · 01 okunma
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
İnsan bazı zamanlarda okumakta güçlük çektiği, okumanın sürekliliğini kaybettiği, gözün, günün, gönlün yorgunluğunun satırlara yansıdığı dönemleri olur. Kitaplar masada bekler, konularına göre tasnif edilmiştir, okunmak için göz kırparlar. Ama zaman olur ki eli gitmez insanın, gözü görmez, gönlü istemez. Böyle zamanlarda okunandan alınan keyif azalır, ilgi ve alaka zayıflar; okuma boşluk aleminde yankılanır. Okur insan ama boşlukta kalır her şey. Okuma eylemi sadece görüntüden ibaret hale gelir. Böyle anlarda insanın elini ısıtacak kitaplara ihtiyacı olur. O kitaplar ki okura yeniden okumanın şevkini getirir, yeni seslenişler sunar, yeni kitapların kapısını aralar. Okurun içini ısıtır ve onu yeniden sayfaların arasına çağırır. Okumanın nesnesi yazılı metin, kitap, dergi ve benzerleri olmakla birlikte (modern dünya bu nesneleri çoğaltmışsa da benim okurluğum yönünden bir çoğalmadan söz edemem), okumanın konusu bazen bizzat bu nesnenin kendisiyle örtüşür. Okur, kitabın hikayesini merak eder; kitap üzerine okur, kitabın hikayesine ortak olur, yazının ve okumanın serüvenine eşlik eder. Yazının ve kitabın tarihi, nesne olmaktan çıkarak bizatihi okumanın konusu olarak okurun önüne gelir. Bu başlık, yalnızca yazı ve kitapla sınırlandırılmayacak kadar geniş; alt başlıkları ise meraklısı için bir o kadar dikkat çekicidir. Kitap ve yazının çağrıştırdıkları denildiğinde akla ilk gelen kelimelerden biri kütüphanelerdir. Burada kastım, yalnızca resmî ya da özel kurumlara ait, günümüzde giderek anlamı daralan; sınav çalışılan yahut gezinti için uğranılan mekânlar değildir. Okur dediğimiz insanlar için kütüphane kurmak kadar, başkalarının kitap ve kütüphanelerine merak duymak, nitelikli bir kütüphanede bulunmak, havasını teneffüs etmek dahi büyük bir nimettir. Kütüphaneler
1000Kitap
Kitap Sevenler CemiyetiHalil Solak · Dergah Yayınları · 0148 okunma
10/10
·359 syf.··
Beğendi
·
2025 35. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2025 21:28
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu 1919 yılında Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışıyla başlatıp, 1923 yılında resmi ilanla nihayete erdirmek üzerine kurulu kabul, bugün daha çok eleştirilebilir olmuştur. Milli Mücadele'nin 1. Dünya Savaşı'nın devamı olduğu ve sürecin bir kopma ve sıfırdan-yeniden başlamadan ziyade devamlılık üzerine inşa edildiği, bugün yapılan araştırmalarla birlikte ortaya çıkmaktadır. Nevi şahsına münhasır bir Milli Mücadele süreci ve bunun sonucunda kurulan modern bir Cumhuriyet elbet kabul görür ve anlaması zahmetsiz bir olgudur. İkinci kabule göre ise okuma yapma, bu okumaları ötekilerle ilintilendirme, süreci devam eden olayların parçası olarak ikame etme ve emek vermeyi içerir. Bu, aynı zamanda "resmi tarihin varsayımlarına" da meydan okuma yahut karşı çıkmayı içerir. "Resmi tarih kabulü", her şeyi düz çizgi içerisinde, belirli olay ve kişiler etrafında yaşanmış ve bitmiş olarak kabule dayanıyor. "Öyle olması gerekiyordu ve öyle oldu" savunması da bu düşüncenin devamıdır. Milli Mücadele ve Cumhuriyet'in ilanını takip eden dönemde, özellikle 1924 yılı ve Lozan Muahedesi'nin imzası öncesi ve sonrası düşüncelerde farklılık ve kopmalar meydana gelmiştir. Burada tartışmanın iki farklı yorumu kısaca şöyle izah edilebilir: 1- Mustafa Kemal, Lozan sonrasındaki dönüşüm ve değişim sürecini en başından itibaren kafasında tasarlamıştı ve bu tasarıyı hayata geçirmek üzere zaman bekliyordu. Milli Mücadele'nin gösterilen yüzü ve inanılan ilkeleri, burada asıl düşünceyi ve ulaşılmak istenen nihai noktayı içermiyor ve işaret etmiyordu. Fırsatını bulduğu ilk anda tasfiyelere başladı, tek adam olarak mutlak hakimiyetini sağladı ve din (İslam) paranteze alındı; kurucu fikirler dışarıdan (Batı'dan) alınarak içeriye aktarıldı. Bunun sağlanmasında Takrir-i Sükûn ve
1000Kitap
Mihrap, Minber ve DevletHicret K. Toprak · Küre Yayınları · 201910 okunma
Hürriyet Kahramanı Ohrili Eyüp Sabri (Akgöl)
Puan vermedi·592 syf.··
Beğendi
·
2025 15. kitabı
dönemlerinde yaşayan, yolu Askeri Rüştiye ve Askeri İdadi’den geçen insanların yaşam hikâyeleri incelendiğinde göze çarpan önemli ortak noktalar vardır. Balkan kökenli ya da yolu bir şekilde Balkanlarla kesişen bu isimler, barut fıçısı olarak da tabir edilen bölgeyi yakından görmüş, tanımış ve içinde yaşamışlardır. Gördükleri karşısında aksiyon almanın elzem olduğunu, aksi takdirde bağ kurdukları toprakların elden çıkacağını görmüşlerdir. Muhalif kanadın bir kısmının Balkanlar’da yaşananlar anlaşılmadan ve Balkanlar okunmadan anlaşılması mümkün değildir aksi takdirde yapılan okumalar ve çıkarılan sonuçlar ayakları yere basmayan tarihi gerçeklerle örtüşmeyen okumalar olacaktır. Sadece muhaliflik üzerinden ve padişaha karşı muhalefet etme amacından yola çıkarak yapılan okumalar, çıkarımlar olsa olsa güncel siyasete meze olmaktan öteye geçmeyecektir. Bu tarih okumaları aynı zamanda okuru anakronizme sürükleyecektir. Ayakları yere basan okumalar ve bütüncül bakış açıları sayesinde yapılan çıkarımlara daha çok ihtiyacımız vardır. Güncel siyasette konuşulan yahut muhalif çıkarım yapanların da bu hataya sık sık düştükleri görülmektedir. Her devir kendi dinamikleri ve koşulları içerisinde okumaya tabi tutulmalı ve değerlendirilmelidir. Okuma yaparken öncelikle meselenin genel çerçevesini çizecek eserlere ağırlık verilmeli, dönem ve konu hakkında genel çerçeve oturduktan sonra hatırat, biyografi eserleri ile duvarlar sağlamlaştırılmalı, tahkim edilmeli açıklar kapatılmalı, okumalar derinleştirilmelidir. Son zamanlarda, bazı dönemlerde çok yoğun, bazı dönemlerde ise hafif yoğun bir şekilde İttihat ve Terakki Cemiyeti gündeme gelmektedir. İTC’nin gündeme gelişi kendi tarihsel bağlamından ziyade gündeme -amiyane bir tabirle ve üzülerek söylemek isterim ki- meze olarak
Tarih
İttihatçıların Kara KutusuTalha Burak Ünlü · Timaş Yayınları · 20255 okunma