muhammedd

İnsanlar, birbirlerinden uzun mesafelerle ayrılmış yıldızlar gibi, kendi hususi boşlukları içinde dönen, hepsi yalnız, hepsi mahrem ve başkalarına kapalı birer dünyadır. Bir yıldız sönünce ondan uzaktakiler bir şey duymaz. Herkes ancak biraz kendi komşusuyla meşgul olur.
Sayfa 163 - ABDÜLHAK ŞİNASİ HİSAR·Kitabı okudu
Alıntı
meltem isimli okura yanıt verildi
muhammedd
teşekkürler. istifade ettim.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hüsran duygumuzla başa çıkmak, bu duyguyu anlamak sadece tatmin olmayı garanti altına almak için değil, gerçeklik algımızı korumak için de zaruridir. Psikanalizin anlattığı hikâyeye göre, hüsran duygusu hissetmezsek gerçekliğe ihtiyaç duymayız ve gerçeklikle başa çıkmak için gerekli araçlara sahip olup olmadığımızı keşfedemeyiz. İnsanlar bizi hüsrana uğratarak gerçeklik kazanır; hüsran duygusu yaratmadıkları müddetçe fantazi figürleri olarak kalırlar.
Sayfa 32·Kitabı okudu
muhammedd
ilk bölüm için evet. ilk bölümü de bitirip okumaya ara verdim. diğer kısımlar hakkında şu aşamada bilgim yok.
Puan vermedi·285 syf.··
Beğendi
·
2020 420. kitabı
“Sûfiler "ilk hâtır"ın ehemmiyetine dikkat çekerler. Akla ilk düşen, gözün ilk gördüğü, kalbin ilk sezdiği, iç ve dış duyuların ilk hissettiği şey önemlidir ve ona itibar edilmelidir. Çünkü tabiî, müdahalesiz ve sansürsüzdür... Sonra akıl, zekâ, nefis, hesap kitap devreye girer ve işler değişir, dönüşür..." diye tanımlıyor ilk hâtrı İsmail Kara “Dağ Ne Kadar Yüce Olsa” adlı kitabının “Dost Bir Göze Âşinalık Dedikleri” kısmında. “İfade-i Meram” ile “Dağ Ne Kadar Yüce Olsa” kitabının bir devam kitabı olduğunu öğreniyoruz. “Sözü Dilde Hayali Gözde”de 22 isim var imiş, hatıralara ve denemelere konu olan, bir bakıma ahde vefa gösterilen, hatırası yaşatılmak istenen. İsmail Kara Hoca eserin hemen başında yazmayı bir görev olarak gördüğünü ve bu sebeple yazdığını söylese de yazdıkları; bir bakıma gün olur asra bedel hikayesinden kalanlar, bir bakıma kendince musahabe ve muhasebenin, kendiyle dertleşmenin, kendine anlatmanın, şimdiden an’dan kurtulup geçmişe kanatlanmanın vesilesidir desek meramımızı daha sarih ifade etmiş oluruz. 2005 yılında ilk baskısını yapan portre ve tarihe bırakılan hatıraların ikincisi için 15 yıla yakın bir süre bekledik okurlar olarak. Beklenilen 15 sene sonra, beklemeye değmiş 15 sene sonra; bakalım misafirlerimiz kim, güzergâhımız nereler ve konularımız neler? Devam kitabı yönünden değerlendirilebilecek esas mesele acaba 15 sene içerisinde Türkiye’de değişen nedir? “Dağ Ne Kadar Yüce Olsa” da 12 misafiri var okurun ve misafirler içerisinde bilge mimar Turgut Cansever, Ayşe Şasa, Bekir Topaloğlu, Orhan Okay gibi tanınan ve bilinen hocaların yanında, İsmail Kara Hocanın merhum annesi ve babası, Dergah Yayınlarının hikayesinde önemli bir yeri olan Cahit Çollak beyefendi, bu yazının yazarının hemşehrisi Abdullah Kucur gibi isimler bulunmaktadır.
Dağ Ne Kadar Yüce Olsaİsmail Kara · Dergah Yayınları · 202038 okunma
muhammedd
teşekkür ederim. yorum ve okuma zahmetiniz için.