Modernizm ve Modernleşme demişken Osmanlı Modernleşme'sine dair merhum Mehmed Genç Hocamızın şu teşbihini de hatırlatmadan geçmek yaraşmaz.
Modernleşme serencâmımızı hız tahdidinin olduğu bir otobana teşbih ediyor merhum hocamız. Ve bu otobanda vazifeli polis memurlarının kullandığı motorsikletler azami 180 ila 200 arasında hız alabilmekte ve ivmesi tedrici olmaktadır. Bu polis memurunun bir gün karışına, yeni çıkmış, anlık ivme alabilen ve azami hızı 350 civarını geçebilen bir arabada genç bir kız çıkar. Bu kız ilkin bu polis memuru ile aynı hızda durmakta, bu yeni arabadaki genç kız bir anlık hız ivmesi sayesinde 350 km/hız'a ulaşmış ve neredeyse uçmuş.
Polis memuru hastanede her tarafı sargılı bir şekilde şöyle anlatır:Bu kızla yan yana gidiyor idik sonra birden benim motosikletim durdu ben de inip baktım. (E tabi 180 km/hız ile giden motordan inip bakarsa ahval böylece olur.)
İşte bizim reformistlerin ahvalini buna teşbih etmiştir. Tamam, belki Avrupa hakikaten gitmiştir, hızlanmıştır(yeni otomobildeki kız) fakat biz de gidiyor idik, durmuş değildik. 18.yüzyılda Osmanlı iktisadi hayatının 16.yüzyılın ekonomik hayatının çok daha fevkindedir.
√ Bizim hatamız; yanımızdan geçen arabanın hızına kapılıp kendimizi durgun zannetmemizdir (ki daha sonra bu kesim ademi terakkimizi köklerimize isnad edecek ve "İslamiyet terakkiye mani oldu" zehâbına kapılacaklardır.)
√ Yahut bunu müdrik olan diğer bir kesim açısından ise durgun olmadığımızın idrakinde olup bunun çözümünü yanlış yerde aramamızdır. O motorla, o otomobili yakalayabileceğimizi düşünüp onu yakalayabilecek yeni bir tasavvurdan yoksun olmamız.(bu daha sonra aşağılık kompleksi'ne evrilip Cemil Meriç'in tam da şu ifadesinde mâkes bulacaktır:
"...ihtiyar dev mazideki ihtişamından utanır oldu,