Duayı Yeniden Keşfetmek, geleneksel kalıpların arasına sıkışmış dua algımızı sarsan ve bizi özümüze, yani doğrudan Yaratıcı ile kurduğumuz o ilk saf bağa çağıran çok değerli bir yüzleşme betiği. Yazar, duayı yalnızca dille söylenen mekanik tekerlemelerden çıkarıp kalbin bütünüyle Allah’a yöneldiği etkin bir bilinç durumuna taşımayı hedefliyor. Okurken Furkan Suresi 77. ayette geçen "De ki: Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?" seslenişinin sarsıcı ağırlığını iliklerinize değin hissediyorsunuz. .
Öztürk, manevi yönü son derece güçlü olan bu betiğinde, insanın acziyetini ve Allah’ın sonsuz rahmetini merkeze alarak okuru derin bir içsel yolculuğa çıkarıyor.
Ancak betik yalnızca bir manevi rehber değil, hem de cesur bir sorgulama alanı.
.
Yazarın özellikle tasavvufi ekollerdeki bazı dua pratiklerine ve hadisler üzerinden değindiği bazı konulara katılmadığımı belirtmek isterim. Örneğin dua ederken herhangi birini aracı kılmak ya da hatrına gibi istemler kanımca uygun değil ya da duanın belirli bir saati olduğu konusu da öyle. "Her an edilebilir." diyor ama bazı anları öne çıkarıyor. İslam dünyasında duanın aracı kurumlar, şahıslar veya gizemli formüller üzerinden mistikleştirilmesini onaylamıyorum. Bu bölümlerin azınlıkta olması iyiydi.
.
Yazarın birçok betiğini okumuş biri olarak en sevdiğim özelliği yine burada okurla buluşuyor ki o da bakış açısı çeşitliliği. Dua üzerine düşünmediğimiz bir biçimde eğiliyor, ışık tutuyor, ortaya koyduğu düşünce hamurundan güzel tatlar çıkarıyor. O yüzden de okumayı seviyorum yazarı.
.
Mümin Suresi 60. ayetteki "Bana dua edin, duanıza karşılık vereyim." muştusunu eksene alıyor. Duanın gerçekte inanılmaz bir güç olduğuna sizi ikna ediyor. Din dilini çağdaş insanın yüreğine dokunacak türde güncelleyen, ezber bozan ve bizi