"Mümin için yanlış kişilerle oturup kalkmaktan daha zararlı bir şey görmedim; muhakkak ki, karakterler hırsızlık yapar." • İbni Kayyım El-Cevziyye
1000Kitap
“İttihatçılar: Hepsi vatan mihrabı önünde secdeye kapanmış mümin idiler. Hepsinde imanları uğrunda şehit olmayı göze almış bir mü'min kalbi çarpıyordu."
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ebedî Vuslatın Gölgesinde: Cennetle Müşerref Bir Gönlün Hikâyesi ​İnsanoğlu, varlık sahnesine adım attığı ilk andan itibaren bir "varış"ın özlemiyle nefes alır. Dünya, bu uzun ve çetin yolculukta ruhun ancak bir süreliğine soluklandığı, kumları arasında hakikati aradığı bir menzildir. Oysa hakiki huzur, geçici olanın aldatıcı parlaklığında değil, Allah’ın vadettiği cennetin ebedî huzurunda saklıdır. Cennetle mutlu olmak, dünyayı bir amaç değil, bir eşik; bir son değil, bir hazırlık evi olarak görme bilgeliğine ermektir. ​Bu yüksek şuur, evvela O Ebedî Sevgili’nin rızasını her şeyin üzerinde tutmakla filizlenir. Bir kalp, kendi arzularının sisli vadisinden çıkıp Rabb’inin rızasına yöneldiğinde, dünyanın tüm ihtişamı bir seraptan ibaret kalır. İnsan, yaratıcısının hoşnutluğunu hayatının pusulası yaptığında, artık fani olanın peşinde değil, baki olanın izinde yürüyen bir yolcuya dönüşür. Bu yolculukta gönül, dünyaya değil, sadece sahibine, yani Rabbine emanettir. Zira emanet edilenin sahibi Allah ise, o kalp dünyanın kederlerine karşı zırhlıdır; zira dünya, o kalbin sığındığı bir liman değil, sadece geçip gittiği imandan bir köprüdür. ​Bugünün sabrını yarının ebedî mükâfatına dönüştürmek, cenneti özleyenlerin en soylu sanatıdır. Dünya bir imtihan meydanıdır ve burada gösterilen her metanet, her diş sıkış, her "Allah var, gam yok" deyiş, cennet bahçelerine dikilen birer fidana dönüşür. Sabır, acıyı dindiren bir melhem değil, onu sonsuz bir huzurun müjdesine evrilten kutlu bir köprüdür. Her secde, toprakla buluşan alın, aslında gökyüzünün ebedî vadedilen sakinlerine bir selam, bir "geliyorum" deyişidir. Her namaz, her hayır, her ihlaslı adım; dünyevi olanın küllerinden sıyrılıp, sonsuzluğun güneşine doğru kanat çırpmaktır. ​Cennetle mutlu olmak, dünya
1000Kitap
Güzel bir atasözümüz vardır: "Nerde hareket, orda bereket..." Bizim dinimiz de, töremiz de tembelliği, miskinliği, boş yere vakit öldürmeyi asla tasvib etmez. Sevgili Peygamberimiz: "Mümin gayretlidir", "İki günü eşit geçen zarardadır" diye emrederler. İslâm, devamlı olarak "iş" ve "hareket" ister. İslâm, "boş kalmaya" razı olmaz. Nitekim, yüce ve mukaddes kitabımız Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurulur: "Boş kaldın mı hemen yorul!" (El-İnşirah/7). Kesin olarak bilinmelidir ki, tembellik, miskinlik ve uyuşukluk ile müslümanlık bir arada barınamazlar. Bir cemiyette, biri varsa diğeri yoktur. Yüce dinimize göre, müminler, az veya çok, daima hayırlı bir iş üzeredirler. Aktif olmak İslâm'ın şanındandır. Ancak, İslâm, bu aktivitenin devamlı olmasını, ısrarla istemektedir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz şöyle buyururlar: "Allah'ın sevdiği iş, az da olsa devamlı olanıdır." Yine Yüce Peygamberimizin sözlerinden anlıyoruz ki, "Cenab-ı Hak, insanların suretlerine, mallarına değil, yaptığı işlere ve güttüğü niyete" bakar. - Şüphe ve iman kitabından
Mümin, kalbinin önünde nöbet tutan bir bekçidir. İçeriye Allah rızası olmayan hiçbir şeyi sokmaz.
Din
MUHABBETÎ CÂN'A
Bazen bir vitir namazı sonrasında gitmesini istediğiniz muzdarip hisler kaybolunca (o hislerin) "değerli" olduğunu anlıyorsunuz. Bazen mücevher kadar kıymetli duygularınız bir duvara bir güle :-) tevcih olsa bir kalpten daha iyidir diyorsunuz. Çünkü "kendi gönlünüzün yankısını" buluyorsunuz. ve yine o gönülde : "Ben gökyüzüne ve yeryüzüne sığmam, ancak mümin kulumun kalbine sığarım"ı buluyorsunuz MUHABBETÎ CÂN'A DERKEN SÂHİB-İ CEMÂL'İ GÖRÜYORSUNUZ. HAYIRLI SABAHLAR.