Tarihin Gölgesinde Bir Soygun
Puan vermedi·224 syf.··
2026 49. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 22:54
19. yüzyıl Osmanlısına gidiyorsunuz. Vaka-i Hayriye’nin (Hayırlı Olay) ardından, Yeniçeri Ocağı’nın kanlı bir şekilde ortadan kaldırıldığı günlerin hemen sonrasındayız. İmparatorluk, eski ihtişamından uzaklaşmış; siyasi, askerî ve toplumsal sorunlarla mücadele etmektedir. Tam da böyle bir dönemde büyük bir soygun planlanır. Bu iş için ise zindana düşmüş, ardından tövbe ederek bambaşka bir hayat sürmeye başlamış olan Müderris Zindan Şeyhi Ubeydullah Ağa uygun görülür. Böylece kendinizi entrikaların, sırların, hırsların ve ihanetlerin iç içe geçtiği sürükleyici bir hikâyenin içinde bulursunuz. Yapılan planlar, ortaya çıkan engeller ve beklenmedik ihanetler derken akıllarda tek bir soru belirir: Bu soygun nasıl sonuçlanacaktır? Sarayın en korunaklı ve güvenli bölgesinden çıkmak için nasıl bir plan yapılmıştır? Daha da önemlisi, bu plan başarıya ulaşabilecek midir? İskender Pala, soygun hikâyesini anlatırken roman kahramanlarının kişisel yolculuklarını da ustalıkla işler. Karakterlerin hüzünleri, mutlulukları, aşkları ve hayal kırıklıkları anlatılırken, bir yandan da Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu karmaşa gözler önüne serilir. Devletin yaşadığı bu buhran, toplumun her kesimine sirayet etmiş durumdadır. Romanda beni en çok etkileyen bölümlerden biri, Mora Yarımadası’nda yaşanan Rum ayaklanmaları ve bu süreçte Müslüman Türklerin maruz kaldığı acılardı. İçlerindeki öfke ve nefret o dönemde aynı, bu dönemde de aynı bence, kesinlikle müslümanlara karşı duruşları hiçbir zaman değişmedi ve değişmiyor. Çünkü her daim tehlike olarak görüyorlar. O yüzden müminler dost olmalı ve birbirini sevmeli, geçici dünyalık hırslara kapılıp ayrışmamalı. Bu birlik ve beraberliği sağladığımız zaman, kimse aramıza nifak tohumlarını sokup zayıf düşüremez. İskender Pala’nın etkileyici
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,263 okunma
Rind'in ve Zâhid'in Halleri
10/10
·104 syf.··
2026 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 14:18
​Edebiyatımızda Rind ile Zâhid arasındaki zıtlık; şairlerin Zâhid’i riyakârlıkla itham edip Rind’i övmeleri oldukça yaygın bir durumdur. Nitekim bir şeyhülislam olan Şeyhülislam Yahya Efendi bile: ​Mescidde riyâ pîşeler etsin ko riyâyı Meyhâneye gel ne riyâ var ne mürâyı ​diyerek döneminde çok büyük eleştirilere maruz kalmıştır. ​Genelde bu iki tipin tam bir tasviri yapılmadığından olacak ki, Fuzûlî konunun zihinlerde netleşmesi adına Rind ü Zâhid adındaki Farsça mensur eserini kaleme almıştır. Bu eserde Zâhid’in oğlu olan Rind, babasının yolunu benimsemeyerek onunla manevi bir yolculuğa çıkar; fakat babasının telkinlerini bir türlü beğenmez. Rind, zâhidleri; itibara düşkün, niyetlerinin bozukluğu sebebiyle amellerini batıl eden riya sahipleri olarak görür. Buna mukabil kendisi de ehl-i iman olmakla birlikte, İslam’ın emir ve yasaklarını oldukça yanlış tevil eder. Hatta getirdiği deliller ispatlar ki helal ve haram hususunda Kur’an’ı değil, kendi nefsini esas almakta; nefsine zor gelene farklı batıl anlamlar yüklemektedir. ​Eserde Zâhid’in neredeyse her sözü doğruyken, Rind’in her sözü yanlış ve çelişkilerle doludur. O; Allah’ın affına mazhar olmak iddiasıyla ve aklı bir vesveseden ibaret gördüğü için içki içer. Allah’ın sanatını görmek bahanesiyle güzele bakmayı sevap sayıp harama yönelir ve manen "benim kalbim temiz" der. Oysa Allah’ın affına güvenilerek günah işlenemez (Fâtır, 5); içki, aklı örttüğü için kötülüklerin anasıdır (Hadis, Buhârî) ve güzel bakmak (ibret almak) sevap olsa da harama bakmak günahtır (Nûr, 30). ​Bütün bunlara rağmen Rind; zamanın şairleri tarafından kalbi teskin etme, halka şirin görünme ve şiiri meşrulaştırma gayesiyle savunulmuştur. Günümüzde ise popüler kültür tarafından bilgisizce yüceltilmekte; sözlüklerde, ibadetlerine dikkat eden
Rind ile ZahidFuzuli · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1993410 okunma
Reklam
Tanrısız müminler
Puan vermedi
Metafizik Nedir? Martin Heidegger'e göre, bir insanın "hiçbir şeye inanmıyorum" demesi felsefi olarak imkansızdır. Çünkü onun varoluş analitiğinde inanç, sadece gökteki bir Tanrı'ya ya da bir dine tapmaktan ibaret değildir. ​Heidegger, insanın bu dünyaya fırlatılmış (Geworfenheit) bir varlık olduğunu ve doğası gereği her zaman bir şeylere "bağlanmak", hayatına radikal bir anlam atfetmek zorunda olduğunu söyler. Geleneksel dinleri reddeden modern insan; parayı, ideolojileri, bilimi, kariyeri ya da kendi egosunu kutsal bir mertebeye koyar. Yani dinin biçimi değişir ama insanın bir şeyi "mutlaklaştırma" ve ona tapma arzusu asla yok olmaz. Heidegger'in gözünde ateizm bile, yokluğun etrafında kurulan ve kendi ritüelleri olan tersine çevrilmiş bir inanç biçimidir. Kimse bütünüyle inançsız değildir; sadece herkesin tapınağı farklıdır.
Felsefe
Varlık ve ZamanMartin Heidegger · Agora Kitaplığı · 2008608 okunma
Puan vermedi·237 syf.··
2020 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2020 00:00
Onlar, Müslümanlığımızın aynalarıdır. Vahyin oluşturmak istediği ideal insan modelinin hayal ve ütopya olmayan yaşanmış gerçekleridir. Allah Resulü'nün mübarek ellerinde yetişmiş yeryüzünün en nasipli insanlarıdır. Bir insan sarrafı olan Peygamberimiz'in oluşturduğu nübüvvet potasında işlenmiş, madenleri ortaya çıkarılmış, her biri hayatın farklı bir alanında zirveleştirilerek abide bir şahsiyet halinde getirilmiş yiğitlerdir. Onlar tarihin belli bir zaman diliminde yaşamış, belli bir mekanda varlık göstermiş, ama zaman ve mekana hapsolunmadan her çağa ve zamana seslenme kudretinde olan seçkin insanlardır. Onlar hakiki müminler, Allah'tan razı olmuş ve O'nu razı etmiş, takvayı hayatlarının eksenine yerleştirmiş örnek bir nesildirler. Onlar akli olgunluğu yani rüşdü en güzel bir şekilde elde etmiş, birbirlerine karşı merhametli; inkarcılara karşı ise şiddetli, ibadete ve kulluğa ise sevdalı hayırlı bir toplulukturlar. Hepsinden öte, onlar; sarsıntı içerisinde olanlara sabit dağlar, yolunu kaybedenlere yol olan nehirler, yönlerini yitirenlere yön gösteren yıldızlardır. Muhammed Emin Yıldırım
1000Kitap
Sahabeyi Nasıl Anlamalıyız?Muhammed Emin Yıldırım · Siyer Yayınları · 2013692 okunma
8/10
·148 syf.··
2026 1. kitabı
Öncelikle kitabı okumaya başladığımız ilk andan sonuna kadar vurgulanan anlatılmaya çalışılan temel fikir yaşadığımız olaylara başımızdan geçenlere hatta tüm hayatımıza islam çerçevesi ile bakmak yazarın da belirttiği gibi hayatımıza islam çerçevesinde bakabilmek hayatımızı müslümanca yaşayabilmek için hayatımızda gayri islami bir şey bulunmamalıdır çünkü ancak islami konulara müslümanca şekilde bakılabilir bu da islamda düzenlenmeyen konulara değil nasıl bakacağız sorusuyla muhatap olmak hayatımızda yeri bile olmamalıdır . Ayrıca kitapta yine bir çok kez bahsedildiği ve benim de katıldığım bir görüş ise günümüzün en büyük putu en büyük tabusu bilimdir bilimin bir tabu haline gelmesini yazar evvelki asırlara ait dogmaları yıkmışlardır belki, ama bu eski dogmaların bedeli insana yeni bir dogmaya mal olmuştur. Sözleriyle açıklamıştır Yine kitapta en beğendiğim kısımlardan biri günümüz insanlarının müslümanlara karşı tavrını özetleyen yazarın tespitidir Kureyş müşriklerinin bu tavrı günümüzde de devam etmektedir. İslâm'ın mücerret doğrularına karşı fazlaca bir hassasiyet göstermeyen günümüz cahiliyesi, iş bu doğruların sonuçlarını ilân etmeye ve uygulamaya gelince birden bire İslâm düşmanı kimliklerini açığa vuruveriyorlar. Kitabın önemle üzerinde durduğu bir diğer önemli husus ise müslümanı diğer bir insandan ayıran şeyin Allah rızası kazanmak saikiyle hareket etmesidir müslüman sırf bu bakış açısı sebebiyle doğruyu yanlışı bilir ahlakı şekillenir çünkü Allah rızası kazanmak saiki Allaha uygun bir yaşam tarzını islama uygun bir ahlakı yanında getirir bu da müminler ile kafirleri birbirinden ayıran önemli farklardandır Ayrıca kitapta bahsedilen müslüman temsilcidir tebliğcidir bu temsil ve tebliğ ise ancak onun haraketleri ve bu hareketlerinin dışa vurumu ile mümkün
Müslümanca Düşünme Üzerine DenemelerRasim Özdenören · İz Yayınları · 202110,4bin okunma
10/10
·272 syf.··
2026 2. kitabı
Övüldüğü kadar güzel ve faydalıydı. Özellikle de anksiyete sorunu yaşayanlar için devamlı olmasa da nefes aldıran bir kitap. Allah’ı hakkıyla tanımak ve tevekkül etmenin hayatımıza katacaklarını, O'nu öncelemiz ve teslim olmamız gerektiğini oldukça anlaşılır ve tatmin edici şekilde anlatmış. Yani 10/10'du ‎De ki: “Allah’ın yazdığından/takdir ettiğinden başkası başımıza gelmez. O, bizim mevlâmızdır. (Öyleyse) müminler, yalnızca Allah’a tevekkül etsinler.” ‎(9/Tevbe, 51) "Şunu bilesin, sana isabet edecek olan seni ıskalayacak değildir. Aynı şekilde seni ıskalayacak olan da sana isabet edecek değildir." (Tirmizi)
Allah'a Hüsnüzan Beslemekİyad Kunaybi · İslambol Yayınları · 2025602 okunma
Reklam
Reklam