“…Sadrâzam ve nâzırlar tebriklerini arz etmiş, en kıdemli vezîrlere sıra gelmişti ki, ortadaki muazzam âvîzenin zangırdadığını duydum. Baktım, dîğer âvîzeler de sallanıyordu. Büyük âvîzeden büyük bir parça kopmuştu, teşrîfât-ı umûmiyye nâzırı Vezîr Münir Paşa’nın tepesine düşmek üzere idi. Zemînin, ayağımın altında gidip geldiğini hissettim. Japonya’da ve Güney Amerika’da pek çok zelzele görmüştüm. Zelzele olduğunu hemen anladım. Sıvalar düşmeye ve pencere camları çatlamaya başladı. O anda büyük panik oldu. Sivil ve asker, Dolmabahçe Camii avlusuna açılan pencerelere koşup oradan dışarıya atlamak istiyorlar, tavanın başlarına yıkılacağından korkuyorlardı. Heyecanını gizleyen ve îtidâlini kaybetmeyen tek şahıs, II. Abdülhamîd idi. Yaşlı hâriciye nâzırı Saîd Paşa ile birkaç kişi, padişaha, salonu terk etmesi için yalvarıyorlardı. II. Abdülhamîd, kulak asmadı. Tahttan kalktı. Hünkâr başimâmını çağırdı. Duâ etmesini emretti. İmâmın dâvûdî sesiyle yaptığı duâyı hiç unutamayacağım, tüylerim diken diken oldu. Duâ bitti ve zelzele de bitti. Padişah, muâyedenin devamını irâde etti. Hiçbir şey olmamış gibi tebrikleri kabûle devâm ediyordu. Ama kısa fâsılalarla yer sarsıntısı devam ediyordu ve herkesin korkudan benzi solmuştu. Tavana yakın husûsî bölmelerdeki elçiler, korkudan ne yapacaklarını şaşırmışlar ve paniğe kapılmışlardı.”
Gül dikenlidir. Bilmiyor musun?Çiçek kokuludur, mest edicidir.Arı onu bal yapıyor... Bilmiyor musun, bal tadarak büyük bir lezzet ve zevk duyarak yiyiyorsun...Fakat sonu ne oluyor?Onu da tatsana!
Sayfa 57 - Tabiattaki çürümede dahi hayat vardır. İnsandaki oluştan ne haber misali..·Kitabı okuyor
Küba Devrimi, klasik sömürge sisteminşn yıkılışı, ulusal kurtuluş mücadelelerinin Asya, Afrika ve Layin Amerika'daki yükselişinin paralel olarak kapitalist dünyada 1968 Başkaldırısı ve sosyalist dünyada Çekoslovakya İşgali, sınıf mücadelesinin yörüngesini klasik komünist-sosyalist partilerin yürüttüğü sınıf hareketlerinden, ülkemizde daha çok gençliğin başını çektiği anti-emperyalist harekete doğru taşır.
Bu süreçte 1960'ların sonlarında MDD hareketi önce Aydınlık Sosyalist Dergi ile Proletwr Devrimci Aydınlık biçiminde bölünür. Aydınlık Sosyalist Dergi içinden Mihri Belli ve çevresinden kopan Mahir Çayan, Yusuf Küpeli, Münir Ramazan Aktolga, Ertuğrul Kürkçü ve bir grup arkadaşları Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi hareketini 197q'de kurar; bu hareket de 1972'de bir yanda Mahir Çayan, Ziya Yılmaz, Ulaş Bardakçı ve Ertuğrul Kürkçü, diğer yanda Yusuf Küpeli ve Münir Ramazan Aktolga olarak bölündükten, Kızıldere'de uğranan katliamdan sonra Ziya Yılmaz'ın değerlendirmesitle mahkeme sürecinde 1974'te THKP son bulur. Proleter Devrimci Aydınlık çevresi de önce Türkiye İhtilâlci İşçi-Köylü Partisi'ni (TİİKP) kurduktan bir süre sonra İbrahim Kaypakkaya önderliğinde bir grubun ayrılmasıyla Türkiye İhtilâlci İşçi-Köylü Ordusu (TİKKO) ve Türkiye Komünist Partisi Marksist-Leninist (TKP/M-L) olarak ayrışır