Mehdoht, Fâize, Munis, Ferruhlikâ ve Zerrinkülah'ın hikâyelerine eşlik ettiriyor okuru Tahran doğumlu yazar Shahrnush Parsipur. İran televizyonunda çalışırken ülke genelindeki tutuklamalara karşı olduğu için kendisi de tutuklanıyor Parsipur. Hapisten çıktıktan sonra Erkeksiz Kadınlar'ı yayımlıyor ve kitap toplumun ahlak kurallarına uymadığı için yasaklanıyor. Parsipur birkaç ay sonra ülkesini terk etmek durumunda kalıyor ve Amerika'ya yerleşiyor.
Kitabın toplum ahlakına uymuyor olması şunlardan sebep: bekaretin anlamsızlığı, kadınların şehirde günlerce tek başına yürümesi, kitap okuyup bilgilenmeleri, erkeklerin zaman geçirdikleri(!) ve evlenmek için seçtikleri(!) kadınların farklı olması, aile ya da toplum normlarının dışında davranan(!) kadınların yaşamına kolaylıkla son verilebilmesi, ...
Masalsı ve şiirsel bir anlatımla başlıyor kitap, kısa kısa bölümlerle farklı kadınların hikâyelerine yer verip kadınların Kerec'e olan yolculuklarına eşlik ettiriyor. Her biri toplumun farklı kesiminden olan bu kadınlar, ataerkil toplum kurallarından uzakta bir hayat kurma mücadelesinde. Şiirsel üslubunun yanında büyülü gerçekçiliği - doğaüstü olayları Orta Doğu'ya epey uygun şekilde kullanmış Parsipur.
Kitabın başında hissettiğim heyecan son sayfalara doğru azaldı: hikâyelerinin birleştiği nokta çok hızlandırılmış ve ilk sayfalardaki gibi güçlü yazılmamış hissi verdi; başlarken beklentim yüksekti, belki de bu sebepten, bilemiyorum. Buna rağmen başka bir kitabıyla tekrar buluşmayı isterim Shahrnush Parsipur ile çünkü verilen bu mücadele çok kıymetli.