Yaz başıydı gittiğinde. Ardından, senin için üç lirik parça yazmaya karar vermiştim. Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim. Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum. Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum. Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine çerçevesine sığmayan munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti Mayıs. Seni bir şiire düşündükçe kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi uçucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma. Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük usulca düşüyordu bir kağıt aklığına, belki de ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma. Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha. Aşk mıydı, değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi? "Eylül'de aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen" notunu buldum kapımda. Altına saat: 16.00 diye yazmıştın, ve saat 16.04'tü onu bulduğumda. Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını Takvim tutmazlığını Aramızda bir düşman gibi duran Zaman'ı Daha o gün anlamalıydım Benim sana erken Senin bana geç kaldığını
Köpeğin dilinden bir hikaye; En çok insanlara yazılmış gibi.
Siz hiç, biri sizi sahiplensin diye beklediniz mi? Bu çok fena bir şey... Kendinizi beğendirmeye çalışmanız isteniyor. Sevimli görünmeniz, derin derin bakmanız, munis davranmanız. Oysa ben neysem oyum. Niye farklı görüneyim? Biri beni alıp götürsün, asıl huyumu sonra belli edeyim, bu mudur yani? Buna sahtekârlık denir, ben yapmam öyle şey... Bunları söylemek istedim. Ama nasıl? En iyisi hiçbir şeyin farkında değilmiş gibi davranmak, küskün küskün, gelene gidene bakmadan öylece yatmak. Milföy ve Arkadaşları
Alıntı
Reklam
...🎈 Bazen yaralı bir kuş olursunuz ummadığınız bir kapıda Gündüz kaçtığınız, gece sığındığınız dağınık bir yuvaya benzer. Bazen hayat tüm çelişkisiyle vurur yumruğunu göğsünüze Hayat en çok yalnızken yakalar kendi içinize olan o munis yolculuğunuzu Kızdığınız şeye sevda duyarsınız bazen, Gözlerinizde durur sevdanızın çelişkili korkusu .... #yedigüzeladam Erdem Bayazıt
Şiir
Çift Çıralı Aydınlanma
Evvel refik, ba'del tarik yani önce yoldaş, sonra yol derler ya azizim; bu kelam-ı kibar, asırların imbiğinden süzülüp gelen sıradan bir silsile değil, bilakis hayat sahnesinde bizzat tecrübe ile sabit olmuş hakikatin ifadesidir. Eğer gayemiz ve varoluşsal meselemiz bu zifiri karanlık çağda sadece kuru bir teknisyen olmak değil de etrafına safi nur saçan bir münevver mertebesine erişmekse, şurası kat’idir ki tek başına yanıp tutuşmakla hakiki bir aydınlanma hasıl olmaz. Münevverlik davası, tek kişilik bir inziva değil; asgari iki ruhun, iki muazzez kalbin yan yana gelerek birbirinin şulesini beslemesi, fıtri bir teslimiyetle birbirini aydınlatması ameliyesidir. Şayet bu mukaddes ömür yolculuğunda taraflardan biri pervane gibi yanıp tükenirken diğeri sönük bir gölge gibi solarak kalıyorsa, o menzilde, o bağ kurma usulünde fıtrata muhalif giden, yanlış ve çürük bir şeyler var demektir. İşte tam da bu fıtri nizam muktezasıyla, bu çetin dünya gurbetindeki yürüyüşümde en mühim eksiğin; yol boyu dikilen nurlu işaret levhaları gibi adımlarıma istikamet verecek, aydınlığıma bir destek hem de kalbi bir ortak olacak bir refikaya, yani bir papatya saflığındaki eşe ihtiyaç duyduğumu derk ediyorum. Zira bu yoldaşlık tesis edilmelidir ki, fani bedenin muvakkat heveslerinden mücerret, ruhu emr aleminden beslenen muzaffer bir nesil yetiştirme ulvi gayemiz inkıtaa uğramadan hayatiyet kazansın. Bizleri bu mukaddes çift çıralı aydınlanmaya ve nesil emniyetine davet eden ayeti celilede, Kaynaşmanız için size kendi nefislerinizden eşler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet koyması O’nun ayetlerindendir fermanıyla meşru bir refikanın kalbe zerk ettiği sekineti müjdelerken; Furkan-ı Hakim’in bir diğer ayetinde ise münevver bir iradenin ufkunu, **Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak
1000Kitap
*Evlilikte sadakati korumak, fıtrata uygun davranmak ve kişilikte bu erdemleri geliştirmek için...* ➤ *Refika-i hayatını, Rahmet-i İlahiyenin munis ve latif bir hediyesi olarak kabul edip o emanete hürmet etmelisin.* ➤ Eşini yalnız dünya hayatı için değil, ebedî bir hayatta da dâimî bir hayat arkadaşı olarak görüp sevmelisin. ➤ *Sadakatini, eşinin fâni ve geçici güzelliğine değil; onun kadınlığa mahsus şefkatine ve güzel ahlâkına bina etmelisin.* ➤ Kendi nefsindeki kusurları görüp nefsini ittiham ederek, eşinin kusurlarına karşı afv ve hoşgörü ile mukabele etmelisin. ➤ *Aile hayatının saadetini; karşılıklı emniyet, samimî hürmet ve fedakârane bir merhamet üzerine kurmalısın.* ➤ Eşinin imanını ve dindarlığını takdir edip ona manevi bir arkadaş olarak ebedî hayatı kazanmasında yardımcı olmalısın. ➤ *Dünyevî aşkını, o fâni mahbubun arkasındaki Bâki-i Zülcelal’in isimlerine yönlendirerek hakikî aşka çevirmelisin.* ➤ Eşinde gördüğün güzel hasletlerin Allah’ın birer ihsanı olduğunu bilip şükretmeli, kendi meziyetlerinle gururlanmamalısın. ➤ *Nefs-i emmarenin bencil isteklerini bırakıp "ene'yi" "nahnü'ye" tebdil ederek aile şahs-ı manevisini esas almalısın.* ➤ Evini bir "Medrese-i Nuriye" ve bir ahiret menzili gibi görüp oradaki vakitlerini ibadet ve ilimle nurlandırmalısın. ➤ *Şefkatini yanlış yerde kullanmayıp, eşinin sadece dünyasını değil, cehennem azabından kurtulması için ahiretini de düşünmelisin.* ➤ Kıskançlık ve inat gibi duyguların fıtratını bozmasına izin vermeyip, bu duyguları hak yolunda sebat ve sadakate çevirmelisin. ➤ *İktisat ve kanaati hayat felsefesi yaparak, maişet derdi için haysiyet ve iffetinden taviz vermemelisin.* ➤ Eşine karşı olan hürmetini, onun sadece gençlik ve güzellik zamanına değil, ihtiyarlık ve hastalık vaktine de
Risalet-i Ahmediye | 19. Sözden İlhamla
(Bestelenmiş halini YouTube kanalımdan ve tüm müzik platformlarından dinleyebilirsiniz.) İsmi geçse güzelleşir, bütün şiir nesirler. Methedemez hiç bir edip, hepsi nefse esirler. Risalet-i Ahmediye, sözler içinde gözde. On dört reşahatı havi, on dokuzuncu sözde. Rabbimizi tarif eder, tam üç külli muarrif. Açıklamış teker teker, özetlemiş müellif. Her suale mukni cevap veriyor görüyorsun. Necisin, nereden geldin, nereye gidiyorsun? Hatem-ül Enbiya, Kur’an, şu kitab-ı kainat. Duyan tasdik eder onu, aruz amik mâruzat. Tevâtürle teyit eder, hem incil hemi Kur’an. Mucize irhasat gibi, yüzler binler irhasat. Hatifler kahinler şahit, yüksek şecâyasına. Fevkalâde takvasıyla, sadık O davasına. Gel gidelim biz seninle, Ceziret-ül araba. O’nun ezeli hutbesi, inse cinne turaba. Her suale mukni cevap veriyor görüyorsun. Necisin, nereden geldin, nereye gidiyorsun? O’nun neşrettiği nurla bakarsan kainata.
Risale-i Nur
Reklam
Reklam