don't ever, for any reason, do anything for anyone, for any reason, ever, no matter what. no matter where. or who, or who you are with, or where you are going or... or where you've been... ever. for any reason, whatsoever. -michael scott
Bazı bazı satır aralarında İsmet Özel’in Münacaat’ını görür gibi oldum. Yaşamak suçunu, saklı kalan gençlik ölümünü ve intihara imrenişini imrenerek okudum. Her ne kadar öykü kitabı olsa da fazlasıyla şiirseldi. Şule Gürbüz’ün dünyaya bir yazardan çok şair nazarıyla baktığını gördüm. Elbette kendine has..
Akılsız Adam’ın bir tutunamayan değil tutunmak istemeyen, dünya ile barışmaya ona karışmaya ve alışmaya yanaşmayan, hayretini, ürkekliğini, tiksintisini ve dahi coşkuyla ölemeyişinin verdiği pişmanlığını, oğlu Sadullah Efendi’nin kendisinin değil de dünyanın yansıması oluşunu anlatırken, bu kederli merakı ve sıradanlaşmış hayretsizliğe olan küskünlüğü Şule Gürbüz öyle güzel ifade etmiş ki aklıma çiviler çaktı. “Telgraf çiçeğinin adını, sümbülteberin şairde açtığı yarayı, iğde kokusunun aniden ağlatışını, trenleri ve hatmi çiçeklerini, güneş ister sanılan küpe çiçeğinin gölge merakını ve az suyla kifâf buluşunu hiç mi hiç merak etmedi. Selim-i Salis’in kırılan boynu ve Zaharya’nın Hüseyni takımı onu hiç ürpertmedi, çayın ılık suya küsüşü ve renk vermekten kaçınması, ağaçların fazla meyvelerini atması ve bu meyvelerin düştükleri yerden hep dönüp de bu ağaçlara bakması ona hep tabii geldi.”
Böyle acıtarak uyandıran kitaplar iyi ki var!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir bakışın beni anlaması kadar anlamamasından da, umursamayıp dikkat etmemesinden de, dikkatimi neye yönelttiğimi keşfetmesinden de her şeyden, hep ama hep ürkerdim.
Çünkü ömrüm dramatik konuşmalar yapıp kendi konuşmamdan büyülenmekle, tekrar böyle bir konuşma fırsatını beklemekle geçmiştir. Gerçi sanıyorum ki bütün kafasızlar aynı durumdadır.