Kozalar oyununun epik ve absürd tiyatro özelliklerini hesaba katarak sahneye konma biçimini, içeriğini, neyi amaçladığını, karakter ve mekân kurgusu üzerinden kısa bir analiz.
Adalet Ağaoğlu tarafından kaleme alınan tiyatro metni “Kozalar” absürt ve epik tiyatronun özelliklerini yapısında bulunduran tek perdeden oluşan bir oyundur. Dolayısıyla göstermeci unsurlardan faydalanan oyun, metin boyunca sahnede sergilenenlerin bir oyun olduğunu farklı farklı şekillerde hissettirir. Kişilerin belirli isimlere sahip olmaması Marksist ideolojiden ilham alan epik tiyatronun amacına hizmet etmektedir. Böylece kişilerin bir tip olduğu ve belirli bir kesimi sembolize ettikleri anlaşılabilir. Tipler ise absürt tiyatrodan beslenmiş olup doğallığından, gerçek yaşantısından ve ilişkilerinden arındırılıp yapay bir ortam içerisine sokulmuş “kitle insanı” özelliklerini taşır. Sahnelenme şekli bakımından oldukça grotesk tiplerden oluşan oyun, ismi ve kim olduğu belli olmayan orta tabakaya ait 3 kadının aşırı ve gerçeklikten uzak olan konuşmaları çevresinde şekillenmektedir. Olayların geçtiği mekân eserin ismiyle bağdaştırılabilecek şekilde manidardır. Mekân tasviri ise evin içinde kapalı olacak şekilde dış dünyayla bağlantısı kesilmiş kapıların çift kilitle kilitlendiği, zevksiz ve gösterişli eşyaların oluşturduğu kalabalığa eşlik eden kanarya şakırdaması ile kafesi anımsatan, havasız ve agorafobik yanılsamalar ile harmanlanan bir ev portresi olarak izleyiciyle buluşuyor. Kapalı bir kutu olarak tasvir edilen bu izole evin dışarısıyla yegâne bağlantısı seslerdir. Dışardan gelen uçak, makineli tüfek ve marş sesleri ev dışında kaotik bir ortamın bulunduğuna işaret etmektedir. Sesler ve seslerin şiddetine göre oyun boyunca ritim ve heyecan değişiyor olsa da oyun ortalarından sonuna doğru bu