Hüseyin Akagündüz

Hüseyin Akagündüz
@murathanl

Hüseyin Akagündüz

, bir kitap okudu
Puan vermedi·80 syf.·
Beğendi
·
2020 109. kitabı
Reklam
BURSA'DA ZAMAN Şimdiye kadar gördüğüm şehirler içinde Bursa kadar muayyen bir devrin malı olan bir başkasını hatırlamıyorum. Fetihten 1453 senesine kadar geçen 130 sene, sade baştan başa ve iliklerine kadar bir Türk şehri olmasına yetmemiş, aynı zamanda onun.manevî çehresini gelecek zaman için hiç değişmeyecek şekilde tesbit etmiştir. Uğradığı değişiklikler, felâketler ve ihmaller, kaydettiği ileri ve mesut hamleler ne olursa olsun o, hep bu ilk kuruluş çağının havasını saklar, onun arasında bizimle konuşur, onun şiirini teneffüs eder. Bu devir haddizatında bir mucize, bir kahramanlık ve ruhaniyet devri olduğu için, Bursa, Türk ruhunun en halis ölçülerine kendilliğinden sahiptir, denebilir. Bu hakikati gayet iyi gören Evliya Çekebi, Bursa'dan bahsederken " ruhaniyetki bir şehirdir " der. Ahmet Hamdi Tanpınar Beş Şehir Sayfa: 92
İSTANBUL Kendisini bir tek mimarî üslûbuna bu kadar teslim etmiş şehir pek azdır. Bu yönden İstanbul'u, Roma, Atina, Isfahan, Gırnata, ve Brugge gibi şehirlere benzetenler haklıdır. Hattâ İstanbul'un onlardan biraz üstün tarafı da vardır. Çünkü, İstanbul sadece âbide ve âbidemsi eserlerin bol olduğu bir şehir değildir. Şehrin tabiatı bu eserlerin görünmesine ayrıca yardım eder. İsranbul her süsün, her kumaşın kendisine yaraştığı, ayrı ayrı hususiyetlerini açtığı o cömert yaratılışlı güzellere benzer. Yedi tepe, iki hattâ Haliç'le üç deniz, bir yığın perspektiv imkânı ve nihâyet daima lodosla poyraz arasında kalmasından gelen bir yığın ışık oyunu bu eserleri her an birbirinden çok başka, çok değişik şekillerde karşımıza çıkarır. Ahmet Hamdi Tanpınar Beş Şehir Sayfa: 133
VAKIFLAR Gerçek olan şu ki cemiyet, parası olup da vakfı olmayanı hor görüp küçümseyecek bir kanâata vâsıl olmuş bulunduğundan hayır ve yardım geleneği kütlenin iliğine kemiğine işlemiş ve sosyal tabiat hâlini almış bulunuyordu. Bu müesseseler arasında, irfâna susamış mürüvvetli ellerin tesis ettiği kütüphâneler, medreseler, sıbyan mektepleri, dârülhadis, dârülkurrâ, dârülmesnevî gibi kültür ocakları, sivil ve askerî mîmârî olarak evler, konaklar, saraylar, kasırlar, kışlalar, tophâneler, sahilsaraylar, bahçeler, iktisâdî müesseseler olarak çarşılar, bedestenler, arastalar, hanlar, kapanlar, dükkanlar, loncalar, darphâneler, dinî müesseseler olarak câmiler, mescitler, tekkeler, namazgâhlar, sosyal müesseseler olarak dârüşşifâlar, hastaneler, dârülacezeler, kõr evleri, cüzzamlılar yurdu, imâretler, aşhaneler, fodlahâneler, çocuk emzirme yurtları, spor tesisleri olarak pehlivan ve kemankeş tekkeleri, ok meydanları, spor âbideleri, zorhâneler, su mîmârîsi olarak çeşmeler, sebiller, şadırvanlar, su terazileri, su yolları, kemerler, bentler, hamamlar, kaplıcalar zikredilebilir. Nihayet, hayvan bakımhâneleri, kuş evleri, kedi, köpek gibi ehlî hayvan hastahâneleri de vakıf ve tesis an'anesi içinde yer almış müesseselerdendi. Hatıra gelen ve gelmeyen bu çeşit hayır ve yardım tesisleri arasında, eşya ve nakit de geniş bir kol teşkil etmiştir. Zengin veya orta halliden aşağı olanlara dahi bir câmiye, bir mektebe vakfedeceği şal, şamdan, kandil veya Kur'an gibi dişten tırnaktan arttırılmış veya sandıktan sepetten çıkarılmış eşya bağış zevkini tattırırdı. Boğaziçinde Tarih Sâmihâ Ayverdi Sayfa 32 - 33
Tarih
Reklam