Hüseyin Akagündüz

Hüseyin Akagündüz
@murathanl
25 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Kaptan-ı Derya'nın Rolü
'...Öncelikli görevi savaştan sağ çıkmış ama sağa sola dağılmış haldeki gemileri bulmak ve Osmanlı donanmasından geriye ne kaldığının bir bilançosunu yapmak; bunun da ötesinde, Ege denizi'nde sonbahar seferine çıkarak bölgede yeniden Osmanlı egemenliğini kurmak ve galiplerin niyetleri hakkında bilgi toplamaktı. O bir kaç aylık sürede Kaptan-ı Derya'ya gönderilmiş olan otuzdan fazla ferman ve bunların ele aldığı konuların çeşitliliği, tıpkı 20 ila 25 Ocak 1572 arası fermanlarda olduğu üzere, kendisinden beklenen farklı sorumlulukları yansıtmaktadır. Görevleri arasında tersaneye müdahale ederek kadırga gözlerinin ölçüsünü değiştirmek, mavunaların (ileride bahsedilecek) inşasında gelinen aşama hakkında bilgi vermek, elde mevcut adam sayısını belirlemek, top dökümünü hızlandırmak ve Venediklilerle bir esir değiş tokuşu gerçekleştirmek vardı. Sadrazamın gösterdiği beceriyse daha bile etkileyicidir: Kendisine ulaşan bilgi yığınını değerlendirerek bu derece farklı işleri yönetebilmiştir.
Sayfa 12·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Donanmanın Yeniden İnşa Edilmesinde Sokollu Faktörü
Merkez ile taşra arasında yürütülen bu yazışmalarda, 1571 ekim sonundan 1572 Ağustos sonuna kadarki on aylık sürede neredeyse günbegün çıkarılmış 700'den fazla ferman, sadrazamın etkinliğine ve görevinin boyutuna da işaret ediyor: Osmanlı deniz gücünün bir önce inşası. Sokollu, İnebahtı bozgunu ve onun dehşet verici kayıplarıyla önemli ölçüde törpülenmiş bir coşkuyu ve canlılığı yeniden körüklemek amacıyla 30 Kasım 1571'de padişah adına niyetini ilan eder: ' Hak Teala kısmet ederse, heybetli donanmamı ilkbahar elvermeden önce Allah yolunda cihat için deryaya çıkartacağım.' Doğaldır ki bu beyan taşradaki bütün yöneticilere, yetki bölgelerinden gemi mimarı ve seferberlik yükümlüleri celp etsinler diye gönderilmiştir. Donanmanın inşası o derecede önemlidir ki bizzat padişahın himayesindeki Kutsal Yerler'in bakım ve onarımını bile gölgelemektedir.
Sayfa 9·Kitabı okudu
I. Mehmed Döneminin Karakteristiği
I. Mehmed'in saltanatı boyunca en temel mesele, Osmanlı Devleti'nin Anadolu ve Balkanlar'da 1402 felaketinden sonraki olumsuz şartlarda, hakim bir güç olarak yeniden ortaya çıkmasının sağlanmasıdır. İlk önce, Ankara Savaşı'nın ardındaki askeri çöküntüye rağmen Osmanlılar, her iki bölgede de büyük askeri güç olmaya devam etmişlerdi. İkinci olarak Osmanlı Hanedanı, feodal beyler ve bölgedeki diğer hanedanlar üzerinde tek meşruiyet kaynağı olan üstün padişah geleneğini tesis edebildi.
Sayfa 91·Kitabı okudu
Osmanlı Beyliği
Dünya tarihinin ve Türk tarihinin en büyük sorularından biri, 14. yüzyılda Batı-Anadolu'da ortaya çıkan bir Türkmen beyliğinin yarım yüzyıl içinde Tuna'dan Fırat'a kadar uzayan bir imparatorluk halinde gelişmesi sorusudur. Ancak, Osmanlı Bayliği'nin kuruluşu, ilk siyasi çekirdeğin ortaya çıkışı ile Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşu sorusunu, birbirinden ayrı iki tarihi süreç olarak ele almak gerekir. İmparatorluğun kuruluşu problemi, Macaristan'dan İran ve Orta-Asya'ya kadar uzayan geniş bir coğrafyadaki koşulların incelemesini gerektirir.
Sayfa 3·Kitabı okudu
Tarih
Osmanlı Hükumetinde Karar Alma
Bu hükumet sisteminde hükümdarın devlet işlerini şahsen ele almasının hayati öneme sahip olduğu kabul edilirdi; daha sonraysa, tenkitçiler gerilemeyi bu vazifenin ihmaline bağlamışlardır. Bürokratik süreç içerisinde ve askeri seferler esnasında, her karar doğrudan sultanın şahsından çıkmış olarak resmi şekilde ifade edilirdi. Fakat bir şahsın bu kadar geniş bir imparatorluktaki her sorunla ilgilenemeyeceği tabii olduğundan işlerinden büyük kısmı uygulamada bürokratlara teslim edilmiş ve sadece mühim siyasi meseleler, bilhassa devlet politikaları, asli tayinlerle alakalı ve sultanın yetkisine dair hususlar haftanın belli günlerinde yapılan özel görüşmelerde veziriazam tarafından yahut hükumetin başı tarafından takdim edilen raporlar (arz ve telhis) vasıtasıyla sultanın dikkatine sunulurdu. En mühim meselelerde sultanın emri çoğu zaman el yazısı suretinde (hatt-ı hümayun) alınırdı.
Sayfa 112·Kitabı okudu
Tarih