Zira kuvvetli tabia- tin güzel, muhteşem büyüklüğü karşısında yavaş yavaş yükseldiğini duyan ruh, aczin, küçüklüğün çırpınışlarını o kadar çirkin, o kadar âdi görüyor ki..
Baş, "Canavarın avlanıp öldürülebilecek bir şey olduğunu sanmak da nereden aklınıza geldi!" dedi.
Ormanda ve Simon'un belli belirsiz, görebildiği başka yerlerde, bir kahkahanın gülünç taklidi çınladı bir iki saniye.
"Sen biliyordun, değil mi? Sizlerin bir parçası olduğumu biliyordun? Sizlere öyle yakın, öyle yakın, öyle yakınım ki! Her şeyin bozuk gitmesinin nedeniyim ben. Bunu biliyorsun, değil mi?"
Kahkaha yeniden ürperircesine çınladı.
"Hadi" dedi Sineklerin Tanrısı; "ötekilerin yanına git de, unutalim bu olup bitenleri."
Bugün hakikati anlıyorum; fakat nefsimi ebedi bir yalnızlığa mahkum etmeye mecburum. Hayat ancak bir kere oynanan bir kumardır, ben onu kaybettim, ikinci defa oynayamam...
Demek çok mutlu bir insandin öyle mi? Hem de suda özgürce yüzen bir balık gibiydin. Ey alemleri yaratan ulu Allah'm! İnsanların kaderini nasıl düzenliyorsun? Gerçekten mutlu olmaları için insanların, akıllarının başlarında olmaması mı gerek? Ey talihsiz adam! senin mutsuzluğuna, şu deliliğine özeniyorum doğrusu.