"Evet, geride kalmıştı hepsi, kadeh içilip boşaltılmış, onu yeniden dolduran çıkmamıştı. Yazıklanılacak bir şey yoktu, geçip gitmiş hiçbir şeye yazıklanmamak gerekiyordu. Yazıklanılacak tek şey şimdiydi, bugündü, yitirdiğim, sadece edilgen bir tutumla katlandığım, bana ne armağanlar sunmuş, ne beni fazla sarsmış, bu sayısız saatler ve günlerdi."
Kendini hayattan müzik ve ışık payını almış sayıyordu. Tanrı, hayatına bir nefes üfleyip tekrar geri çekmiş, bir güneş onu birden aydınlatmış, sonra ebediyen sönmüştü...
Evet ebediyen sönmüştü, ama hayatı da artık silinmez bir anlam kazanmıştı; şimdi niçin yaşamış olduğunu, niçin bundan sonra boşuna yaşayacağını biliyordu.