Ünlü acayip eseri, yazarın hayatını inceledikten sonra daha iyi anlamdırabildiğim için incelemeye aklımda kaldığı kadarıyla bazı özelliklerinden bahsederek başlıyorum...
Roussel, şair, romancı, oyun yazarı, piyano çalan ve satranç oynayan, soylu zengin bir ailede yetişmiş. Jules Vern'den etkilenerek özel bir araba yaptırıp dünya seyahati yapacak kadar yeni şeyler keşfetme isteğine sahip, bir görüşü varmış.
Edebiyat dünyasında, eserleriyle Sürrealistleri ve Nouvea roman yazarlarını etkileyecek kadar da dilde ki labirenti düşleri ile doldurmuş.
Michel Foucault onun üzerine "ölüm ve Labirent" adında kitap yazar. Eseri okumadan önce okuduğum için azda olsa çözümlemeye yardımcı oldu.
Foucault " insan aklının işleme fonksiyonlarını en iyi gösteren yazar" diyerek Yazım dilinin farklı ve büyüleyici olduğunu yansıtır.
Salvodor Dali ; "Tek bir kitap seçecek olsaydınız, yangından korumak için, hangisi olurdu bu?” sorusuna Dali’nin yanıtı: Locus Solus" olmuş.
Çağın edebiyat dünyasında çok etkili olmasına rağmen ne yazık ki geride birçok bilinmezlikler bırakarak aşırı doz barbitürat alarak 56 yaşında hayatına son verir.
Anladığım kadarıyla eser hakkındaki fikirlerim..
Aklı, mantığın kontrolünden özgürleştiği bir düş dünyası yaratmış. Bu düş dünyasında;
Kahramanımız Canterel çok zengin ve ilginç icatlar yapan bilgin, Locus Solus adındaki malikanesinde icatlarını göstermek için arkadaşlarını davet eder. Ve bu icatları tek tek en ince detaylarıyla anlatıyor. Anlatırken yaptığı betimlemelerin sonunda, imgelerle dolu farklı hikayeler ortaya çıkıyor. Anlattığı icatlar öyle gerçekten uzak ki hayal bile ederken zorlandım. Hep tekrar yapmak zorunda kaldım. Kitabın dili akıcı olmasına rağmen okurken zorlanmanın nedeni; yarattığı icatların, akıldan, geleneklerden ve