Çabaladı. Ama bazen gözleri sadece kartalları görüyormuş da bana bakmayı unutuyormuş gibi geliyordu. Altmış yaşına bastığı zamanı hatırlıyorum. Ona bir pasta götürmüştüm. İlk kez o zaman aramızda gerçek bir sohbet geçti. 'Hayattaki en önemli şey sence ne?' diye sordum. Biliyor musun ne dedi? 'Özgürlük.' Bunu duymak beni gerçekten üzdü. Çünkü hayattaki en önemli şeyin ben olduğumu söyleyeceğini sanıyordum.
Bir çocuğu kaybettiğinizi ne zaman anlarsınız? Tek bir anıdan müteşekkil olamaz, bu küçük aşamalarla gerçekleşen bir şey. Tuhaf, küçük değişiklikler, farkına bile varılmayan detaylar. Fakat mutlaka bir başlangıç noktası olmalı, aniden sıçrayan bir mesafe. Aile ve çocuk arasında bir uçurum. Bu uçurum bir kez oluştu mu kopuş sadece devam eder.
Tek bir yerde toplanan ve kendi eylemlerine haklılık kazandırmaya çalışan milyonlarca insan birbirlerini öldürüyor ve hepsi eşit ölçüde acı çekiyor, hepsi eşit ölçüde mutsuz oluyor; nedir bu peki, sonuçta bu delilik değil de nedir?