Aradan tam bir yıl geçer ve adam ayının yanına varır. Ayının iyileştiğini görünce hayli sevinen adam, hayvanın başını yoklar ve heyecanla bağırır: "İyileşmiş, iyileşmiş!"
Ayı, adamın sevincini yarıda keserek:
"Başım iyileşmesine iyileşti ama," der, "sözlerinin açtığı yara hala kanıyor."
İman, aşk, terk ve dert. İnsanın haram da olsa aşık olması, kalbinde aşktan eser olmaması kadar kötü değildir... Allah hikmetini onun derdini çekmeden ayan etmez... Aşktan haber verin bana... Nerede aşkınız? Gökler, yer ve ikisi arasındakilerin hepsi aşkın yanında hafif kalır... Kalbin de kurbanı vardır, unutmayın.
Gözyaşların karşılığında sana şunları veriyorum: Gözyaşlarını silmenin en iyi yolu, bir gözyaşı nehrine atlamaktır. Dünyanın pamuk ipliğine dizilmiş mücevherlerindir gözyaşların.
"Bir ansiklopedide baktım, ateist kelimesinin kaynağı Yunanca athos imiş. O kelime de Tanrı'ya inanmayan kişiyi değil, tanrılar tarafından terk edilen yalnız kişiyi anlatıyormuş. Bu da insanın burada hiçbir zaman ateist olamayacağını gösterir. Çünkü Allah bizi burada istesek bile terk etmez. Ateist olması için kişinin önce Batılı olması gerekir."
"Ben hem Batılı olup hem de inanabilmek isterdim," dedi Ka.
"Gözlerinden: Senin kadar mutsuz bakan birini görmedim hiç... Şimdi ben de hiç mutlu değilim: ama gencim ben. Mutsuzluk bana güç veriyor. Bu yaşta mutsuz olmayı, mutlu olmaya tercih ederim. Kars'ta ancak aptallar ve kötüler mutlu olabilir. Ama senin yaşına geldiğimde sarılacak bir mutluluğum olsun isterim."
"Mutsuzluğum beni hayata karşı koruyor," dedi Ka. "Benim için dertlenme."