Mustafa Mutlu

Mustafa Mutlu
@musmut36
Lisans
Antalya
269 okur puanı
Kasım 2022 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitaplar
İNSANLIK DIŞI
8/10
·212 syf.··
Beğendi
·
2025 87. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2025 00:00
İki kardeşin hikâyesi. Birbirlerini dost gibi gören iki kardeş zaman geçtikçe komünizmin kucağında bulurlar kendilerini. Aile dağılmıştır. Küçük kardeş Kaan doğruyu fark edip tekrardan geçmiş yaşantısına dönmesi ama abisinin hâlâ Komünizme yardımı farklı bir hikâyeye kapı açıyor... İki kardeşin savaşı biri işkence gören diğeri işkence çektiren... Yıllar sonra birbirini gören ama farklı hallerde... Doğu Türkistan'daki Müslümanlara uygulanan işkenceyi en güzel bir şekilde anlatan bu kitabı içselleştirerek okumakta fayda var.
Roman
Çin İşkencesiEmine Şenlikoğlu · Mektup Yayınları · 20076,1bin okunma
Reklam
Vatanın İçindeki Aşk
7/10
·72 syf.··
2025 92. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2025 00:00
İslam Bey ve Zekiye aşkı vatan uğruna bir aşk mı? İslam Bey ve onun vatan sevdası. Aynı zamanda da sevdiği kadının aşkı. Zekiye. Aynı savaşa katılmak için mücadele eden kendini değiştiren bir aşkın kahramanı Zekiye. Ailesini tam olarak bilmeden yaşamaya çalışan biri. Özellikle babası kim? Vatan için mücadele edilen Silistre Kalesi ve etrafında şekillenen olaylar silsilesi. Zekiye Sıtkı Bey kayıp kızını arıyor. Savaşın içinde kızını bulması ne tesadüf olsa gerek. Zekiye aşık olduğu adamı ve babasını vatan içinde buluyor böylece...
Edebiyat
Vatan Yahut SilistreNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,5bin okunma
Varoluşun Felsefesi
7/10
·72 syf.··
2025 92. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2025 00:00
Soren Kirkegard'ın yaşamı ve yaşamının felsefesi. Varoluşculuk onunla başladı. İnsanın yaşamında bireysel olarak somut bir varlığı ifade ediyor. Onu anlamak yaşamın felsefesini takip etmekten geçer. İnsanın tam merkezde olduğu bit yaşam biçimi anlattığı şeyler. Soren Kirkegard eserleri ve düşünce yapısıyla derin bir iz bırakıyor...
Felsefe
Savaş
7/10
·80 syf.··
2024 80. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2024 00:00
Kızıl Kahkaha – Leonid Andreyev 1904 Rus-Japon savaşından canlı ve kanlı notlar. Bir Rus subayı tarafından yazılan savaşın günlüğü ölümüne kadar onunladır. Ölümünden sonra kardeşi tarafından tamamlanarak bir yaşanmışlığın kitabı olur. “Savaş kendi çıkarın için ne muazzam bir kavram değil mi?” Düşünce duygu ve davranış kelimelerinin içi çıkarla dolu. Önemli olan insan olmak, iyiye, doğruya ve ahlaklı bir düzene sahip olmaktır oysa. Bu kitap savaşın beraberinde getirdiği birtakım kalıpları kırmadan olanı olduğu gibi yansıtıyor. Savaşın gerçekliğinin sırrını veriyor bize. Beslenme ve barınma gibi temel ihtiyaçların bile yeri geldiğinde unutulduğu bir gerçeklik. Sadece tek bir hedef öldürmek ve ilerlemek. Kim olduğu ve ne olduğuna bakmadan yola devam etmek. Subay bu sürecin bir deliliğe işaret olduğunu ve hastalıklı bir savaş olduğunu dile getiriyor. Kendisinin de kendi ordusunun mermilerine kurban olup bacaklarını kaybetmesi onu biraz savaşın gerisinde kalmaya mecbur bırakıyor. Ailesi ve silah arkadaşlarıyla olan sohbeti bizlere daha net ve sürükleyici bir anlatım sunarak savaşın içinde olduğumuzu, bu anı şu an yaşıyormuşuz hissi veriyor adeta. “Kızıl kahkaha bu. Dünya çıldırdığında böyle gülmeye başlar.” Kitabın özeti gibi geldi bu cümle bana. Kızıllığa bürünen her şeyin bir kahkaha tufanı koparması. Bir gülüşün ardındaki gizemli hakikatin bizlere sunmak istediği şeyler. Akıl sağlığın giderek yitirilmesi neticesinde olayların seyrinin ruhsal bir duruma doğru gitmesi bu savaşın kaçınılmaz bir doğruluğudur. Ve iç dağlayan bir cümle: “Ölülere ölülerden mektup gelir.” Savaş kendini gösterip: “Duyarsızım ne olursa olsun duymuyor, görmüyor, hissetmiyor ve acımıyorum.” diyor sesinin yettiği yere kadar bağırarak…
Kızıl KahkahaLeonid Andreyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20257,7bin okunma
Azim
7/10
·152 syf.··
2024 82. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2024 00:00
Dil ve İşgal – Taha Kılınç Eliezer Ben-Yahuda ve Modern İbranicenin Doğuşu, bir insanın dille imtihanının gerçekçi bir hikâyesi. Bir toplumu elde etmenin başlıca etkenlerinden biri olarak görülen dil ve bunun ardından gelen yenilikler. Eliezer’da tam olarak bunu yapmaya çalışmış ve istediğine ulaşmıştır. Neticenin iyi olmasına gelme sürecinde birçok zorlukla karşı karşıya kalmasına rağmen hedefinden asla taviz vermeden ilerlemeye devam etmek ve böylece mücadeleci bir kimlik kazanma açısından Eliezer iyi bir örnektir. Hayatta ne olursa olsun insanın bir davası olmalı ve bu dava uğrunda her şeye hazırlıklı olmalıdır. Davası olmayan insan yaşamı reddeden bir insandır bana göre. Eliezer’in bir davası vardı: İbraniceyi bir konuşma dili yapmak ve yaymak. Davasını iyi takip etti ve başardı. “Dil birliği, işgale zemin hazırlamıştı.” cümlesini çok önemli buldum. Bu kitap Eliezer’i kendine lehine olacak bir şekilde dava adamı olarak sunsa da asıl anlatmak istediği bir dilin işgale neden olması. Amaç Yahudileri ortak bir dil etrafında toplamak ve İbraniceyi bir din dili değil güncel konuşma dili haline getirmek. “Gün kısa, yapılacak iş çok büyük.” derken Eliezer bir dilin işgalini anlatıyordu sessizce. Taha Kılınç’ın da bahsettiği gibi “Filistin topraklarının işgali için Yahudiler arasında duygusal, tarih ve kültürel bir alt yapının oluşmasını sağladığından kitabın adına Dil ve İşgal” demesi konunun ana bir özeti aslında. Eliezer’in hayatı ve hayatının etrafında olan insanlarla bir iş birliği halinde azimli olması istediğini elde etmesinde ona birçok yönden kolaylık sağlamıştır. Son söz yerine şunu söyleyebiliriz tüm benliğimizi ortaya koyup gerçekçi bir bakış açısıyla: “Vazifenize odaklanın. Tarih, hakkınızı asla yemeyecektir.” Neticede mücadele hayatın bir kanunudur.
Dil ve İşgalTaha Kılınç · Ketebe Yayınevi · 20241,067 okunma
Reklam