İntibah, insanın zevk ve tutkularına ne kadar kolay yenik düşebileceğini derinlemesine inceler. Romanın ana karakteri Ali Bey, ahlaki değerleri ve sağduyusu olan genç bir adam olarak tanıtılır. Ancak, şehvet, içki ve eğlenceyi temsil eden Mahpeyker karakteriyle tanışması, onu bir düşüş sürecine sokar.
Mahpeyker, romanda insanı baştan çıkaran "karanlık tarafı" sembolize ederken, tam zıttı olan Dilaşub ise masumiyeti, ahlakı ve "aydınlık tarafı" temsil eder. Ali Bey, bu iki zıt güç arasında kalır ve ne yazık ki aklını bir kenara bırakarak Mahpeyker'in cazibesine kapılır.
Ancak, romandaki çatışma sadece Ali Bey'in düşüşüyle sınırlı kalmaz. O, yaşadığı pişmanlıkla tekrar kendine gelir ve aydınlanır.
Tam aydınlığa eriştiğini sanarken şeytanın pençesiyle tekrar karşı karşıya gelir. İnsanın basitliği bir kez daha kendini gösterir ve iftiraya kanarak hayatına güzellik katan Dilaşub'u karanlığın ortasına atar.
Meşhurdur, son pişmanlık fayda etmez.
Türk edebiyatında okuduğum tüm romanların hüzünlü havası her seferinde başka bir hikâye ile beni etkiliyor. Ali Beyin hikayesi de bir köşede yerini edindi. Ben beğendim herkese tavsiye ederim.
Edebiyatımızın ilk romanı ve bence en iyi romanlarından biri. Aşkı, evliliği, kadını o zaman içinde bulunduğu duruma göre çok güçlü bir şekilde ele alıyor.
Talat sadece camdan gördüğü bir kıza aşık oluyor. Ve onunla görüşebilmek için kadın kılığına giriyor. Aynı zamanda Fitnat'ta Talat'a birebir aynı hisslerle karşılık veriyor.
Bu roman ve bundan sonraki çoğunda romanmıızda olduğu gibi hüzünlü ve ters köşe bir son bizi bekliyor.
Ben kitabı çok beğendim yazarın anlatın biçimi bana çok yakın geldi. Kesinlikle okunmasını tavsiye ettiğim kitapların başında yer alacak.
Portakal, Beyaz Gemi, Cankurtaran ve Sırça köşk en beğendiğim öyküler oldu. Bir çok öyküde Sabahattin Ali'nin insan tahlilinin ne kadar güçlü olduğunu görüyoruz. Halkın içinden özellikle kurnaz, aç gözlü, uyanık, sahtekar insanları çok iyi anlatmış.
Sırça KöşkSabahattin Ali · İş Bankası Kültür Yayınları · 202069,6bin okunma
Çok güzel 5 hikâye. Çok kısa sürede etkisine alıp olayın içinde hissini bu kadar kısa öykülerde yaşatıyor olması çok iyiydi. Ses hikâyesi en beğendiğim kısım oldu.
Bir insanın başına hiç mi iyi bir şey gelmez? Ahmet Cemil, babası öldükten sonra hayattan birer birer tokat yemeye başladı. Hayatın acımasız olan bu yönü belkide şu anda herhangi birinin başına geliyor olabilir. Halit Ziya Uşaklıgil'de bunu hayatın gerçeklerinden çekip sayfalarda yaşatması ve tüm bu duyguları bize hissettirmesi etkileyiciydi. Bütün o betimlemeler, karakterin düşüncelerini ve psikolojisini anlatma biçimi kitabın en beğendiğim yönlerinden biri oldu. Romanın konusu mavi bir gecede gökyüzünün altında kurduğu hayallerinin yıkılması sonucunda siyah bir gecede tüm o enkazı bırakıp annesiyle şehri terk eden bir adam. Eyvallah iyiydi.