Mustafa Oner'in Kapak Resmi
Mustafa Oner, Benim Hüzünlü Orospularım'ı inceledi.
 31 Oca 11:08 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Benim Hüzünlü Orospularım, Gabriel Garcia Marquez'in son yayımlanan romanı olup 2004 yılında yayımlanmıştır. 90. yaş gününde kendisine bir hediye vermek isteyen yaşlı gazetecinin bir genelevi arayarak bakire bir kız istemesiyle başlayan aşk serüvenidir. Gazetecinin, bekaretini ailesine yardım etmek üzere satan 14 yaşındaki Delgadina'ya olan aşkı ve geçmiş anılarına dönüşüyle, içsel çekişmeleri yansıtır. Delgadina ismini eski bir İspanyol romanından esinlenerek kendisi koyar. Kızın güzelliği ve saflığı karşısında yalnızca onu seyretmek zorunda kalan ve yaşının ağırlığını hisseden hüzünlü bir adamdır. Cinsellik yerine, hayatında ilk kez sevgiyi keşfeder.

Mustafa Oner, Düşüş'ü inceledi.
25 Oca 10:13 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Albert Camus’un 1956 yılında yayımladığı Düşüş eseri, modern insanın, kendi bencillik ve çaresizliklerini adım adım görmek zorunda kalışının ve çelişkilerinin romanıdır.
İnsanları çok iyi gözlemleyen Albert Camus bu eserinde de gözlemlerine bolca yer vermiştir. Kahramanın kendisi olduğu konusunda edebiyat çevresinden birçok isim hemfikirdir. Bu eserinde zekice burjuvaziyi ve onun yaptırdıklarını ele alır. Çok fazla sorgulama yapar. Aslında gördüklerini yazar gibidir ama görünenin altındaki çelişki ve yapmacıklığı her cümlede keskin bir biçimde gösterir. Kahraman aslında yalnızdır. Köprüden atlayan kızı engelleyememenin hüznü üzerinde neredeyse hiç durmaz. Ama bu düşüncesizliğini öyle bir yere koyar ki aslında hayatının hiçbir döneminde o anı unutmadığını vurgulamak ister gibidir.
Eser aşağıdaki şekilde özetlenebilir:
Kitap, Jean-Baptiste Clamence'in Amsterdam'daki Mexico-City adındaki bir barda tanıştığı bir adamla sohbete başlamasıyla başlar. Ona kendini anlatır, hayatı ve çeşitli konularla ilgili düşüncelerinden bahseder. Başlarda kendini gayet düzgün, yardımsever, saygılı, dürüst bir adam olarak tanıtsa ve hayatından memnun olduğunu dile getirse de, bu sohbetler onu kendini sorgulamaya yöneltir. Hayatını, karakterini ve davranışlarının altında yatan asıl nedenleri sorgulamaya başlar. Kitabın anahtar kelimesi 'sorgulamak' tır. Clamence'in bir ceza yargıcı olması da bunu destekler niteliktedir.
Clamence zaman geçtikçe ne kadar bencil, kindar ve kendini beğenmiş biri olduğunu ve yardımseverliğinin altında bile bencillik ve kendini beğenmişliğin yattığını fark eder. Sonra çevresindeki tüm insanlara, kendine minnettar olan müvekkilleri ve ona hayran olan tüm kadınlara rağmen ne kadar yalnız olduğunu anlar. Aslında bunların hepsini şimdiye kadar her zaman biliyor olsa da bugüne kadar hep görmezden gelmiştir.

Mustafa Oner, Rudin - İlk Aşk - İlkbahar Selleri'ni inceledi.
17 Oca 15:04 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bu kitap, birbirinden güzel sırasıyla “Rudin”, “İlk Aşk” ve “İlkbahar Selleri” olmak üzere 3 romandan oluşmaktadır. Okurken aşk, sevgi, saygı, ihtiras, ihanet vs… her tür duyguyu ruhunuzun ve vücudunuzun en derinliklerinde hissedeceğiniz bu üç eser aşağıdaki gibi özetlenebilir:

RUDİN:
Olay örgüsü aslında çok basit görünebilir. Söz konusu ziyaretiyle Rudin, herkesi idealizmi, uzdili ve zekasıyla etkiler. Evin genç ve etkileyici küçük hanımefendisi tahmin edilebileceği şekilde ona aşık olur. Fakat zaman ilerledikçe, Rudin daha önce olduğu gibi o kadar da takdire şayan görünmez ve kuşkuyla genel görüş ona karşı döner. Yine yıllar sonra ortaya çıkar ve hala idealist, uzdilli ve etkisizdir. Ancak bu sefer, kendi başarısızlığının ne yazık ki farkındadır ama bir türlü ona açıklama getiremez.

İLK AŞK:
On altı yaşındaki Vladimir Petroviç, ailesiyle birlikte yazlıkta kalıyordur ve yeni komşusu Zinayda Aleksandrovna Zasekina ile karşılaşır. Kendisi annesi Prenses Zasekina ile birlikte yaşayan güzel bir yirmi bir yaşında genç bir kızdır. O zamanlar kraliyet bağları bulunan Rus asil soyluluğunun çoğunda olduğu gibi bu aile de, unvanları yüzünden belli bir derece saygınlık sahibidir. Ama Zasekinalar, çok fakir bir ailedir. Genç Vladimir, Zinayda’ya aşık olur ve Zinayda’nın kendisinin gözüne girmek için zor ve çoğu kez sonuçsuz kalan çabalar içerisine giren başka (sosyal açıdan daha uygun) birkaç talibi daha vardır. Eser boyunca göründüğü gibi, Zinayda, oldukça sevecen taliplere karşı son derece kaprisli ve biraz da onlarla eğlenen genç bir hanımdır. Vladimir'in aşkına karşılık veremez. Ama sonunda nedeni ve trajik bir son ortaya çıkar.

İLKBAHAR SELLERİ:
İtalya gezisinde Rusya'ya dönen yirmi üç yaşındaki Dimitri Pavloviç Sanin, Frankfurt'taki yolculuğunu tamamlar. Orada, anne babasının pastanesinde çalışan güzel Gemma Roselli ile karşılaşır ve ilk kez derin ve çılgın bir şekilde aşık olur. Sonsuz mutluluğa ulaşmak için Sanin yeni bir hayata başlamaya ve Rusya’daki mülklerini satmaya kesin karar verir. Ancak, olası alıcı olan ilginç Madame Polozov’la karşılaştığında, genç ve tecrübesiz savunmasızlığı onu zayıf, yıkıma müsait ve etkisiz bir av yapar.