ALLAH BİZİ NASIL YARATIYOR?..
Güzel sorular güzel tefekkürlerin kapısıdır. Ve zâten güzel sorular güzel zekâlardan haber verir. Sorusu olmayanın tefekkürü de olmaz. İmâm Muhammed rahimehullahın, daha küçücük bir çocukken, İmâm-ı Âzâm rahimehullaha kendisini bir soruyla farkettirdiği anlatılır. Soruyu cevaplayan İmâm-ı Âzâm Hazretleri şaşkınlıkla sormuştur: "Çocuk, bu soruyu sen mi düşündün, birinden mi duydun?" İmam Muhammed rahimehullah "Ben düşündüm!" deyince onun "derslerine gelmesini" istemiştir. Ve o güzel sorulu yiğit çocuktan Hanefî imâmlarının en büyüklerinden birisi çıkmıştır. Maşaallah. Barekallah. (İmam Muhammed, Bağdat hayatında yanında misafir kalan, İmâm Şafiî rahimehullahın dahi zekâsını övdüğü birisidir.) İmâm-ı Âzâm rahimehullahın her türlü faziletinin yanı sıra hem de bir "insan sarrafı" olduğu anlaşılıyor. Hattâ yine Hanefî imâmlarının en büyüklerinden İmâm Ebu Yusuf rahimehullahı da, annesinin göndermek istememesi üzerine, maaşla derslerine getirttiği biliniyor. Yâni, Hazret, talebenin sağlamını bulunca "cebinden masrafını karşılamakla olsun" tutuyordu. Benim de güzel sorular soran arkadaşlarım var. Gerçi, âhirzaman çocuğuyuz, bizim sorumuz hiç bitmez. Biraz da zamanın gereği olarak şüphelerle yaralıyız. Ancak aynı zamanda o şüphelerle imkânlıyız. Cenâb-ı Mevlâ Furkan'ında "uğruna cihad edenlere yollarını göstereceğini" vaadediyor. Cevap arayışlarımızın da bir cihad olduğunu düşünürsek bu ayetin kapsama alanına dahiliz demektir. Hüda elbette bizi istikamete hidâyet edecektir. Yeter ki cihada ihlâs ile devam edelim. __Geçenlerde de bir arkadaşım bana şöyle sordu: "Abi, her şey tamam da, Allah bizi nasıl yaratıyor?" Kimileri böyle soruları "Sen yaratmıyorsun ya! Ne düşünüyorsun? Senin işin mi?" şeklinde bastırabilir. Ben öyle bir yolu tercih etmem. Üzerine bir müddet
Tefekkürât
Es Selam Aleyküm ve Rahmetullah
Kalpsiz Hanım Kalpsiz Hanım Allah var gam yok El-Bâis Ölüleri dirilten, Peygamber gönderen demektir. Allah Teâlâ, öldükten sonra diriltendir. İnsanlar ölüp toprak olduktan sonra onları diriltecek, kabirlerinden çıkaracak, mahşerde toplayacak, çok ayrıntılı bir şekilde hesaba çekecektir. El-Mecîd Şânı büyük, yüksek; lütuf ve ikrâmı bol demektir. Allah Teâlâ, her türlü eksikliklerden yücedir. Şânı büyüktür. Lütuf ve keremi çoktur. Her türlü övgüye lâyıktır. Affı, ihsânı, rahmeti ve yardımı sonsuzdur. Nimetleri saymakla bitmez. El-Vedûd Çok seven ve çok sevilen; sevilmeye lâyık olan demektir. Allah Teâlâ, sâlih kullarını sever, sâlih kulları da Allah’ı sever. Sâlih kullarından râzıdır. Allah yaratılmış bütün varlıkların hayrını ister. El-Hakîm Hikmet sahibi demektir. Allah Teâlâ, yaptığı her şeyi yerli yerince, eksiksiz ve tam yapar. En üstün bir ilim sahibidir ve yaptığı her şey mutlaka bir hikmete mebnîdir; hikmetsiz asla iş yapmaz. Allah Teâlâ,Bütün emirleri insanların yararına olduğu gibi bütün yasakları da insanların zararınadır. El-Vâsî İlmi ve merhameti her şeyi kuşatan demektir. Allah Teâlâ, kullarına bolca ihsân eden, rızıklarını genişletendir. Allah ilim, lütuf ve ihsânı ile her şeyi kuşatmıştır. Nimetlerinin bir kısmı fayda sağlayan türden, diğer bir kısmı da zararları gideren türdendir. El-Mücîb
Din

Kalpsiz Hanım

@Kalpsz_hanm
·
El-Hayy Diri, canlı olan; ölmek şânından olmayan demektir. Allah Teâlâ, bütün hayatların kaynağıdır. Hep diridir. Allah’ın hayy (diri) oluşu, yaratılmış varlıklarda olduğu gibi organik bir canlılık değildir. Hiç bir şeyden gâfil olmayan, hata yapmayan, kâinâtta kendisinden hiç bir şey gizli olmayan demektir.
Reklam
Dua
Ya Mü’min (Güven Veren, Kalplere İman Veren) Ya Mü’min, kalbime sağlam bir iman nasip et. Korkularımı güvene dönüştür. Şüphelerimi giderip kalbimi huzurla doldur. Sana olan bağlılığımı artır. Beni güven veren kullarından eyle. Ya Müheymin (Her Şeyi Gözetip Koruyan) Ey Müheymin olan Rabbim, beni her türlü kötülükten koru. Görmediğim tehlikelere karşı muhafaza eyle. Ailemi ve sevdiklerimi emanetinde tut. Attığım her adımı hayra yönlendir. Koruyuculuğunu daima üzerimde hissettir. Ya Azîz (Mutlak Güç ve İzzet Sahibi) Ya Azîz, beni zillete düşmekten koru. Kalbime onur ve sabır ver. Zorluklar karşısında güçlü durmayı nasip et. Sadece sana dayanmayı öğret. İzzeti senin rızanda arayan kullarından eyle. Ya Cebbâr (Eksikleri Tamamlayan, Kudreti Sonsuz) Ey Cebbâr olan Allah’ım, kırık kalbimi onar. Eksiklerimi senin lütfunla tamamla. Zorlandığım yerlerde bana güç ver. Dağılmış işlerimi düzene koy. Beni sana yakınlaştıran bir hayat nasip et.
El-Mütekebbir O'nun zatına nisbetle her varlığın küçük ve basit bulunduğunu ve mutlak büyüklüğün ancak: Allah'ın zatına ait bir sıfat olduğunu ifade eder. O'nun büyüklüğü her şeyde ve her olayda tezahür eder. Yaratılmış her şey O'nun büyüklüğünü ortaya koyar ve her varlık mevcudiyetiyle ilahi azamet ve büyüklüğü ile işaret eder. Ancak, yaratıklardan bazıları, kibirlenerek, zorbalık yapmak isteyerek yahut öyle yapmak isteyenlere aşırı sevgi bağlayarak Allah'ın zikredilen sıfatlarına şirk koşuyorlar. Gerçek ve mutlak büyüklüğün ilahi planda söz konusu olduğunu belirtir ve O, asli yeri olan kulluk konumunu unutup şımararak kibirlenenleri de helake uğratır. Çok büyük, her hususta büyüklüğünü gösteren, büyüklük, ululuk, kibriyâ, ve azâmet kendisine mahsus, kendisinin hakkı olan O'dur.. Kibirlenmek ve büyüklük taslamak yaratıkların hak ettikleri bir sıfat değildir. Onun içindir ki mütekebbir sıfatının insan için kullanımı, hoş karşılanmamıştır. Zira mütekebbir kibir gösteren, büyüklenen demektir. Halbuki yaratıklarda esasen büyüklük, ululuk yoktur; aksine aşağılık, horluk, yoksulluk ve ihtiyaç vardır. Hatta zaman olur ki bir sinek, bir mikrop bir Nemrûd'un işini bitirmeye yeter. Böylesine acizlik ve ihtiyaçtan kendilerini kurtaramayan ölümlülerin, büyüklük ve ululuk taslamaya kalkışmaları, cahillikten ve yalancılıktan başka bir şey değildir. Onun için yaratıklarda büyüklenme hoş karşılanmayan bir noksanlıktır. Fakat Allah Teâlâ zât, sıfat ve fiillerinde büyüklüğün, yüceliğin ve kudsiyyetin her nev'ini toplamıştır. O'nun bu yücelik ve büyüklüğünü göstermesi, hem hiçbir ortaklık kabul etmeyen hakkı, hem de kendisinin celâl ve cemâl sıfatlarını kullarına tanıtmak, onları bilgilendirmek ve huşû ile saadete götürmek gibi, büyük bir lütuf ve yardım gösterdiği için son
Din İslam
Sana hiç kullanılmamış sözler, kirletilmemiş cümleler kurmak isterim Çünkü her bir mısra senin yanında kirli kalır Dil, eşyanın tozunu taşır üstünde, Sıfatlar birer pranga, isimler ise dar birer hücre. Ben seni "var" ederek yok etmekten korkarım, Çünkü tanım, sınırlamaktır sonsuzluğu. Adının değdiği her harf, Sanki evrenin o ilk tınısından kopan bir yankı, Ama aslına hep yabancı, hep biraz eksik. Hangi sözcük leke bırakmaz ki ruhun aynasında? "Güzel" desem, güzelliğin hudutlarını çizmiş olurum, "Ebedi" desem, zamana hapsetmiş olurum seni. Oysa sen, henüz söylenmemiş olanın o asil saflığı, Zihnimdeki mutlak boşluğun en dolu yankısısın. Belki de en büyük şiir, Dudaklarımın arasındaki o titrek duraksamadır. Bırak, kelimeler dünyanın gürültüsünde kalsın, Ben seni, dilin henüz icat edilmediği o kuytu derinlikte, Hiçbir sesin dokunamadığı o beyaz sessizlikte seveyim. Çünkü ancak sustuğumda, Hakikatin o lekesiz kalbiyle konuşabilirim.
Hepinize Es Selam Aleyküm
Bindim atın sırtına daldım ormana. Kattım dağı, vadiyi toza dumana. Direndim, acımasız geçen zamana. Gündüzde gecede seni aradım. Ahmet Ahmet ·5 No'lu Şiir Deki ilahımız tek bir ilahtır onu inkâr edenler ayetler okunduğu zaman şaşırır ve tuhaf bulurlar Cenabı Hakka iman edenler ise ormanlarda vadilerde onu ararlar ve  onun için at sürer cihat ederler El-Muahhir İstediğini geri koyan, arkaya bırakan demektir. Allah Teâlâ, hikmeti gereği geri bırakılması gerekenleri geri bırakır. Kalpsiz Hanım Kalpsiz Hanım Ey Allahım hikmetine iman ederim Teksin birsin sen terketmezsin bizi Senden güzel bir nasip ile hikmet isterim Sen arzu edip sabredenleri çevirme geri Her çiçeğin açacağı bir mevsim vardır. Allah seni nereye diktiyse, orada yeşerecek ve çiçekleneceksin.” Bay hiçkimse Bay hiçkimse Hiç bir çiçek vaktinden önce çiçek açmaz çiçeğin açıp yetişmesi Cenabı Hakkın istemesi dilemesi mutlak hidayeti iledir Merve ͜͜͡͡✯
1000Kitap
Reklam
Reklam