Evvela sükûnet" diyor Can Derviş Hanım. "Ardından metanet... Bir dirhem de dirayet salık veririm. Enfal Suresi'nde Allah müminleri güzel bir imtihana tabi tutmak için yaptı der. Hiç düşündün mü ne demek 'güzel imtihan?". Telaşa mahal yok. Unutma ki şu âlemde tüm cevaplar görece. Mutlak olan tek varlık âlemlerin Rabbi. Demek ki bir kul için doğru olan bir çözüm bir başkası için pekâlâ noksan, hatta büsbütün yanlış olabilir. Her şeyin hayırlısını dilemeli Allah'tan."
Sayfa 74·Kitabı okuyor
Din İslam
Ey Oğul!
“Günümüzde cumhuriyeti öven ve yücelten retorikle fazla haşır neşir olmuş insanlara, monarşinin iyi bir yönetim biçimi olarak kabül edilmesi şaşırtıcı görünür. Ancak, Aristo bunda yalnız değil. Birçok filozof böyle düşündü. Bazı yazarlara göre (meselâ Eric von Kehnelt-Leddihn'e göre) monarşinin 20.yy. despotik rejimleriyle karşılaştırılması vahim bir hatadır. Monarşi her halükârda mutlakiyetçi değildir. Mutlak monarşi monarşideki çizgilerden biridir ve XIV. Louis'nin 'devlet benim' sözünde sembolleştiği gibi her zaman değil bazen ortaya çıkar. Klâsik 'monarchy' ye mutlak yöneticilik fikri yabancıdır. Monarşi, daha ziyâde, gevşek ve sınırlı bir liderlik anlamına gelir. Böyle bir monark ülke sâkinlerinin hayatının her yönüne karışmak, her şeye burnunu sokmak arzusunda ve iddiasında değildir. Nitekim, monark mutlak iktidar såhibi olmaktan ziyâde eşitler arasında birincidir. Bu olay, aristokratların İspanya kralına aralarındaki sözleşmeyle ilgili şu hitabında gayet güzel ortaya çıkar: “Sen, ki bizlerden birisin, biz, ki senden daha aşağı değiliz..”
Sayfa 28 - Siyasî Yönetim Biçimleri·Kitabı okuyor
Reklam
..mutlak manada iyi kötüden, aydınlık karanlıktan, güzel çirkinden, doğru yanlıştan, sonsuz olan sonludan üstündür.
Edebiyat
:Aslında tabiata bakarken Allah'ın ayetlerini seyrediyoruz. Onu aracısız ve tüm hakikatiyle kalbimizde idrak ediyoruz. :Çünkü Allah'ın Basîr sıfatı bizde de var. Görüyoruz, sesini duyuyoruz, kokusunu alıyoruz. İç dünyamızda ilahi lütuf olarak bir güzel bölgesi var, bir güzel alanı, uzayı var. Buraya değebiliyorsak güzeli idrak ediyoruz. O da Cemâl'den bize verilen nasip... Nasıl ki Allah'ın Basîr, Semî, Tekellüm sıfatları verildiyse Bedî, yani güzellik sıfatından da bir şeyler bahşedilmiş insana. Bizler orayı köreltirsek, başkalarının güzel dediği, güzel diye tanımladığı o noktada takılıp kalırız. Fakat Hüsn-i Mutlak'ın bize ilham ettiği o alan üzerinde yoğunlaşıp o alanı geliştirirsek işte o zaman batmayan bir güzellikten nasipdar oluruz.
Güzel açıklamış
Sanki kameramanın mutlak bağlılığı ile Berck'in kesin reddi, karşı koy­duğu aynı lanetin iki yüzüymüş gibi; sanki Berck' in terslemesinin amacı onu her zamanki âşığının kollarına atmakmış ve bu terslemeye karşı biricik savunma bu âşıktan kesinlikle nefret etmekmiş gi­bi.
“ Hiçbir hadiseyi, hiçbir fikri mutlak, değişmez, ebedi ve mukaddes diye kabul etme. Dün iyi, güzel, haklı, değişmez sanılan fikirler, müesseseler yarın değişir, kötü, çirkin ve haksız olurlar. Bunu unutma…”
Reklam
Reklam