Kitabı okurken ya Ahmed Arif'sinizdir ya da Leyla Erbil. Oturup konuşmanın hayalini kurduğum insanlardan birisi Leyla Erbil'di. Ona sormak isterdim; seni bu denli seven biri varken onun sevgisini görmezden gelip neden "sevilmek iyi edermiş insanları, ben hiç mi sevilmedim?" dedin. Bir yanda bu sevgiden beklediğini alamayan. Ya da istemediği bir sevgiyle karşılaşan Leyla Erbil.
Diğer yanda da Ahmed Arif;
Umutsuzluk içerisinde umudunu kesmeyip, kendi deyimiyle 'bir imkânsızı' sürdürüp duran, sevdiğinin yalnızca aşkını isteyen değil arkadaşlığına, dostluğuna da razı olan Ahmed...
Ben bu kitabın Ahmet Arif'iyim.