İlkbahâr Bu!
Birer birer kayıp gitti en derin gecende, Sarardı soldu birden kefenli bilmecende. Güzîde bir hayal belki burcu burcu günler, Bilir misin ki sensiz nasıl geçer bugünler? O gün bugün hayâlimde belki bir hüzünsün, Hüzün hafif kalır belki yas tutan yüzünsün. Akar durur içimden geçer bu çağlayanlar, Yazın neden hüzünden kaçar şu ağlayanlar? Akar yaşım gözümden birer birer ne mutlu, Desem ki gözlerimden ne katrelerce kutlu. Bahâr değil ki Eylül ayında sonbahâr bu, Ne bir haber ne büşrâ ne ilk ne son bahâr bu! Mefâ'ilün / fe'ûlün / mefâ'ilün / fe'ûlün
Şiir
Veda
Öncelikle bana her konuda destek olan, yanımda olan, iyi ya da kötü günlerimde bir şekilde hayatıma dokunan herkese teşekkür ederim. Burada tanıştığım insanlar bana bazen dostluğu, bazen sabretmeyi, bazen de hayatın her zaman istediğimiz gibi gitmeyeceğini öğretti. Hepinizin bende az ya da çok bir izi kaldı. İyi ki yollarımız bir noktada kesişti. Bu yazıyı yazmamın bir sebebi daha var. Buradan da bir "Illegal" geçtiğini bilin istedim. Yaklaşık 1 ay sonra evleniyorum, 2 ay sonra da yurt dışına gidiyorum. Hayat beni bambaşka bir yola götürüyor. Belki de yıllardır alıştığım her şeyi geride bırakacağım. Bunu yazarken bile garip hissediyorum çünkü insan bazı vedaların gerçekten geleceğini hiç düşünmüyor. Birçok kez "Keşke hiç büyümeseydim." dedim. Ama zaman durmuyor. İstesek de istemesek de büyüyor, değişiyor ve yeni hayatlara doğru ilerliyoruz. Sanırım hayatın en zor tarafı da bu; alıştığın şeyleri arkanda bırakmayı öğrenmek. Bu süreçte tartıştığım, kırdığım, kalbini istemeden incittiğim herkesten içtenlikle özür dilerim. Hiçbir kırgınlığı, hiçbir küslüğü ve hiçbir kötü anıyı arkamda bırakmak istemiyorum. Çünkü insan yeni bir hayata başlarken omuzlarında pişmanlık taşımamalı. Eğer birini üzdüysem gerçekten istemeden olmuştur. Hakkınızı helal edin. Benim de herkese hakkım helal olsun. Illegal işte tam da böyle biriydi. Soğuk görünürdü, umursamaz sanılırdı, duygularını kolay kolay belli etmezdi. Bazen egoistti, bazen inatçıydı. Erkekleri sevmeyen, kızlar için gece gündüz aktif olan, gerektiğinde kavga eden, gerektiğinde susan biriydi. Ama her şeye rağmen kendince doğruları için uğraşan, sevdiği insanları korumaya çalışan biriydi. Beni seven de oldu, benden nefret eden de oldu. Hakkımda yanlış düşünen de oldu, doğru tanıyan da. Hiçbirine kızgın değilim. Çünkü herkes beni
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ebedî Vuslatın Gölgesinde: Cennetle Müşerref Bir Gönlün Hikâyesi ​İnsanoğlu, varlık sahnesine adım attığı ilk andan itibaren bir "varış"ın özlemiyle nefes alır. Dünya, bu uzun ve çetin yolculukta ruhun ancak bir süreliğine soluklandığı, kumları arasında hakikati aradığı bir menzildir. Oysa hakiki huzur, geçici olanın aldatıcı parlaklığında değil, Allah’ın vadettiği cennetin ebedî huzurunda saklıdır. Cennetle mutlu olmak, dünyayı bir amaç değil, bir eşik; bir son değil, bir hazırlık evi olarak görme bilgeliğine ermektir. ​Bu yüksek şuur, evvela O Ebedî Sevgili’nin rızasını her şeyin üzerinde tutmakla filizlenir. Bir kalp, kendi arzularının sisli vadisinden çıkıp Rabb’inin rızasına yöneldiğinde, dünyanın tüm ihtişamı bir seraptan ibaret kalır. İnsan, yaratıcısının hoşnutluğunu hayatının pusulası yaptığında, artık fani olanın peşinde değil, baki olanın izinde yürüyen bir yolcuya dönüşür. Bu yolculukta gönül, dünyaya değil, sadece sahibine, yani Rabbine emanettir. Zira emanet edilenin sahibi Allah ise, o kalp dünyanın kederlerine karşı zırhlıdır; zira dünya, o kalbin sığındığı bir liman değil, sadece geçip gittiği imandan bir köprüdür. ​Bugünün sabrını yarının ebedî mükâfatına dönüştürmek, cenneti özleyenlerin en soylu sanatıdır. Dünya bir imtihan meydanıdır ve burada gösterilen her metanet, her diş sıkış, her "Allah var, gam yok" deyiş, cennet bahçelerine dikilen birer fidana dönüşür. Sabır, acıyı dindiren bir melhem değil, onu sonsuz bir huzurun müjdesine evrilten kutlu bir köprüdür. Her secde, toprakla buluşan alın, aslında gökyüzünün ebedî vadedilen sakinlerine bir selam, bir "geliyorum" deyişidir. Her namaz, her hayır, her ihlaslı adım; dünyevi olanın küllerinden sıyrılıp, sonsuzluğun güneşine doğru kanat çırpmaktır. ​Cennetle mutlu olmak, dünya
1000Kitap
Bağışlama & H. Heine
son derece yumuşak başlı bir yaratılışım vardır. arzularım şunlar: "mütevazı bir kulübe, sazdan dam ama iyi bir yatak ve iyi yemek, tazecik süt ve tereyağı, pencerede çiçekler, kapının önünde birkaç güzel ağaç; ve yüce tanrı beni tam anlamıyla mutlu kılmak istiyorsa, bu ağaçlarda şöyle altı-yedi düşmanımın sallandığını görme sevincini tattırır bana. ölmelerinden önce, müteessir bir halde, bana yaşamda çektirmiş olduklarının hepsini affedeceğim. evet, insan düşmanlarını affetmelidir; ama ancak onlar asıldıktan sonra."
İnsanın gülüşlerinin azalması, biraz daha büyüdüğünü mü gösterir derttaş. En son ne zaman içten güldüm inan hatırlamıyorum, ben şimdi biraz daha büyüdüm mü yani ? Ben büyümek değil, gülmek istiyorum, mutlu olmak istiyorum derttaş.
Duygu ve Düşünce
Dışarıdalar ve Senin de Çıkmanı Bekliyorlar... Her zamankinden daha kalabalıklar. Kadınlar, erkekler ve yaşlılar, hepsi ordalar ve senin çıkmanı bekliyorlar. Seni sevmediklerini biliyorsun, hatta nefret ettiklerini. Gülümsemeden nefret ediyorlar, masumiyetinden, iffetli düşlerinden, dua edişinden. Seni onlardan farklı kılan ne varsa nefret ediyorlar. Onlara kaybettiklerini hatırlatıyorsun. Zihinlerinin bir köşesinde kalan, her an rahatsızlık eden ve bir daha asla ulaşamayacakları masumiyeti hatırlatıyorsun onlara. Yüzüne baktıklarında kaybettikleri Tanrı'nın soluğunu hissediyorlar. Yüzlerinden utanıyorlar, akşamdan kalma sözcüklerinden, saçlarından ve şehvete gömdükleri aşklarından utanıyorlar. Senin bu kentte yaşaman acı veriyor çoğu zaman. Bu sokaklarda yürümen, konuşurken insanların gözlerine bakabilecek kadar cesur olman şaşırtıyor onları. Seni bir kuyuya gömebilmek, taşlamak, korkularla sarmak, ateşe atmak ya da geçmiş zamanlardan kalma bir acının koynuna atmak istiyorlar. Her sabah güneşin doğuşunu, ayakta durarak, alnını toprağa dayayarak, avuçlarını gökyüzüne kaldırarak selamlaman şaşırtıyor. Dışarıdalar ve senin çıkmanı bekliyorlar. Eğer çıktığında mahcup adımlarla yürürsen, bundan epeyce mutlu olacaklar. Başın önde kalırsa ve bugüne yaptığın her şeyden utanarak yürürsen bundan mutlu olacaklar. Çünkü onlardan özür dilemeni, pişman olmanı bekliyorlar. Kendi yüzünden nefret etmeni bekliyorlar. Güzel gözlerini gökyüzüne çevirip düşsel hayallere dalman onları tuhaf bir öfkeye yöneltiyor. Onlar gibi davranmanı bekliyorlar; unutmanı yani göksel olanı, yani alışmanı yavaş yavaş her şeye. Karanlığa. Dilersen çık ve onlarla git. Dilersen vazgeç "benim" dediğin her şeyden. Kimse arkandan kötü sözler söylemez endişe etme. İstersen çık ve onlarla git,