"Benim için yazdığın kitabı artık bitirmelisin. Okumayı çok istiyorum. ”
“Son düzlükteyim, bitmesine az kaldı. ”
“Ne kadar az kaldı? ”
“Sadeee finali kaldı. ”
“Aklında nasıl bir final var?"
“Artık yanımdasm, benimlesin ve bana gitmekten bahsetmiyorsun. Aklımdaki mutlu bir son. ”
"Bana âşık mı oldun yoksa?"
"Son yıllarımın tamamını sana bağlanarak geçirdim ben, sahip olduğum tek şey sendin. Seni sevdim, senden nefret ettim, seninle mutlu oldum, sana sinirlendim, sana bağlandım. O kahrolası aynanın içinde hapsolarak geçirdiğim her günüm, senden ve senin hayatından ibaretti."
"Bunu yaşadığın için üzgünüm."
"Hapsolduğum zaman karanlıktaydım. ĶDerin, sonsuz ve boğucu bir karanlık... yıllar boyu o karanlığın içinde debelenip durdum. Bir ışık aradım, yolumu bulmak ve kurtulmak istedim, hiçliğin kollarında çaresizliğin ne demek olduğunu her gün daha çok öğrenerek geçirdiğim onca yıl... savaşmaktan hiç vazgeçmedim. Sonra sana çekildim. Işığım oldun, ölüm gibi üstüme çöken karanlığım seninle dağılmasaydı ne yapardım, bilmiyorum. Kadayı yememek için çırpınırken seni bulduğumda korkularımı dizginledim, duruldum he bir umut kırıntısına tutundum."
Müşterilerime, atacaklarını anne baba ve aile üyelerinin görmemesini sağlamalarını özellikle tavsiye ediyorum. Bunda utanılacak bir şey olduğundan değil. Ev toplamakta yanlış bir şey yoktur. Ancak, çocuklarının nelerden kurtulduğuna tanık olmak özellikle aileler için son derece sıkıntılıdır. Çocuklarının atılmayı bekleyen onca yığının ardında bıraktıklarıyla hayatlarını sürdürüp sürdüremeyecekleri, onların endişelenmesine neden olur. Ayrıca çocuklarının kendi ayaklarının üstünde durarak yaşamlarına dair karar alabildiklerini görmek onları mutlu etse de, geçmişe dair giysileri, oyuncak ve anıları çöp yığınında görmek fazlasıyla acı verebilir. Çöpünüzü gözlerden uzak bir yerde tutmanız düşünceli bir davranıştır.
Üsküdar bir ulu rüyayı görenler şehri
Seni gıptayla hatırlar vatanın her şehri
Hepsi der: Hangi şehir görmüş onun gördüğünü?
Bizim İstanbul'u fethettiğimiz mutlu günü
Elli üç gün ne mehabetli temașa idi o
Sanki halkın uyanık gördüğü rüya idi o
Şimdi beş yüz sene geçmiş o büyük hatıradan
Elli üç günde o hengâme görülmüş buradan
Canlanır levhası hâlâ beşer ettikçe hayal;
O zaman ortada her saniye gerçek bir hâl
Gürlemiş Topkapıdan bir yeni şiddetle daha
Şanlı namıyla büyük top denilen ejderha
Sarf edilmiş nice kol kuvveti gündüz ve gece
Karadan sevk edilen yüz gemi geçmiş Haliçe
Son günün cengi olurken ne şafakmış o şafak
Üsküdar gözleri dolmuş tepelerden bakarak
Görmüş İstanbul'a yüz bin meleğin uçtuğunu
Saklamış durmuş asırlarca hayalinde bunu…