9/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
yazar kitapta annesinin erkekler yüzünden çektiği çileleri ve geç de olsa değişip mutlu olabilmesini anlatmış. her kadının yaşadığı şeyler açıkça yazılmış ve kadın sonunda mutluluğa erişmiş, umarım tüm kadınlar tüm annelerimiz bunu başarabilir. annelerimizin de hayalleri olduğunu unutmayalım lütfen. "Senin hikayeni anlatmaya bir kadının hikayesini anlatma niyetiyle başlamıştım ama şimdi farkına varıyorum ki senin hikayen, kendi yaşamının ve babamla birlikteki yaşamının seni mecbur bıraktığı varolmayışa karşı, bir kadın olma hakkını elde edebilmek için mücadele veren bir varlığın hikayesiymiş."
Bir Kadının Kavgaları ve DönüşümleriÉdouard Louis · Can Yayınları · 20242,934 okunma
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 00:26
Lale Sokak Size bu kitabı okumanız için onlarca sebep sayabilirim ama bana kalırsa tek bir sebebiniz var; o da çocukluğunuza dönmek.. Kaç kitap vardır ki seni eski zamanlarına götüren, o günlerin özlemini içinden silen. Lale Sokak bize büyürken eskimeyen, eskise de güzelleşen geçmişimizin arnavut kaldırımlarında tekrar yürüme fırsatı veriyor. Hem de sımsıcak, öyle bizden bir anlatımla yapıyor ki bunu, ‘ya bu kitap hiç bitmesin’ demekten alamıyorsunuz kendinizi.. Bizim zamanımızda, yani 90’larda ne güzel komşuluklar vardı öyle değil mi? Nasıl da gerçekti her şey. Kapı önü çekirdekleri, balkon sohbetleri, kaset kayıtları, sevda şarkıları, mektup aşkları, okul önlükleri, çevirmeli telefonlar, her evde olmayan televizyonlar, veresiye yazdırdığımız mahalle bakkalları.. daha neler neler.. Bu öyle bir roman ki içine girdiğinde geçmişin sokaklarında kayboluyor ve çocukluğunla beraber tekrar horozlu şeker yiyorsun.. Derya, Gülizar, Ali, Serkan ve dahası.. Her karakterin ayrı bir hayatı ayrı bir izi var kitapta. Kimisi mutluluğa kavuşuyor, kimisi sevdiğine bile kavuşamıyor. Bazılarıyla kavga ettim kitap boyunca, bazılarına kıyamadım asla.. Yanıbaşımda olsalar nasihat verecek veya derdimi anlatacak kadar kalbime koydum her birini, sen de okusan inan bana, farklı olmazdı yüreğin.. Bu kitaba şans ver demeyeceğim sana asla, emin ol şans vermen gerektiğine. Bu güzelliği kendine yapman gerek çünkü. Herkes biraz soluklanmaya ve şimdiki kötü dünyaya ara vermeyi hak ediyor çünkü. O yüzden kalbime bir iyilik yap ve oku lütfen..
Lale SokakPınar Pars · İkinci Adam Yayınları · 202640 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 103. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 19:25
Aşk Meleği serisine bu novella ile veda etmek hem çok keyifli hem de biraz hüzünlüydü. Dört kitap boyunca kahkahalarla, romantizmle ve birbirinden renkli karakterlerle dolu bir maceraya eşlik ettikten sonra, onların yıllar sonraki hayatlarını görmek bana adeta eski dostları ziyaret ediyormuşum hissi verdi. Aşk Meleği Aşkına, ana hikâyeden üç yıl sonrasını anlatıyor ve bu nedenle büyük çatışmalardan çok karakterlerin günlük yaşamlarına, aile hayatlarına ve mutluluklarına odaklanıyor. Emelle'in artık hem Patron Aşk Meleği, hem eş hem de anne olarak hayatını dengelemeye çalışmasını okumak oldukça eğlenceliydi. Onun sakarlığı, enerjisi ve bitmek bilmeyen telaşı serinin ilk kitabındaki sıcak atmosferi yeniden hissettirdi. Özellikle yeni Aşk Meleği adaylarını eğitmeye çalışırken yaşadığı komik olaylar yüzümde sürekli bir tebessüm oluşturdu. Serinin en sevdiğim yönlerinden biri her zaman karakter dinamikleri olmuştu. Ronak hâlâ güçlü, koruyucu ve lider ruhlu tavırlarıyla öne çıkarken, sert görünümünün altında ne kadar yumuşak bir kalbe sahip olduğunu görmek çok güzeldi. Evert yine sivri dili ve esprileriyle sahneleri renklendirirken, Sylred'in sakin ve şefkatli yapısı huzur veriyordu. Okot ise her zamanki gibi nazik devimizdi; gücüyle etkileyen ama sevgisini göstermeyi bilen karakterlerden biri olarak kalbimi kazanmaya devam etti. Elbette kitabın gerçek yıldızı yine Emelle'di. Dört farklı karakterle kurduğu ilişkiyi yönetme şekli, onları bazen şaşırtması bazen de parmağında oynatması o kadar eğlenceliydi ki birçok sahnede kahkahalar atmadan duramadım. Raven Kennedy'nin mizah anlayışı bu seride gerçekten parlıyor ve bu novella da bunun en güzel örneklerinden biri olmuş. Kitabın en keyifli yanlarından biri de karakterleri artık ebeveyn olarak görmekti. Bebekler, aile içindeki
Aşk Meleği AşkınaRaven Kennedy · Ren Kitap · 202625 okunma
9/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 100. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 23:59
Ember Hollow Ejderhaları serisinin üçüncü ve final kitabı olarak hikâyeyi kaldığı yerden devam ettiriyor ve serinin tüm önemli noktalarını bir araya getirerek okura veda ediyor. İkinci kitabın sonunda Hayden’ın kaçırılmasıyla yarım kalan olaylar burada doğrudan devam ediyor. Hayden gözlerini hiç tanımadığı bir yerde açarken, onu kaçıran kişinin sandığından çok daha tehlikeli ve sinsi biri olduğunu öğreniyor. Bu süreçte yalnızca fiziksel olarak değil, psikolojik olarak da büyük bir sınav veriyor. Gerçek kimliğini öğrenmesi, sahip olduğu gücün farkına varması ve kaderiyle yüzleşmek zorunda kalması karakter gelişimi açısından kitabın en güçlü taraflarından biri olmuş. Kitap boyunca Hayden’ın yaşadıkları gerçekten üzücüydü. Eşlerinden uzak kalması, aralarındaki bağın zayıflaması ve bunun ona hem fiziksel hem de ruhsal olarak zarar vermesi, yaşadığı çaresizliği okura hissettiriyor. Diğer tarafta Knox, Cael, Maddox, Cillian ve Easton’ın Hayden’ı bulmak için verdiği mücadeleyi okumak da oldukça keyifliydi. Her ne kadar hepsi güçlü ejderhalar olsa da zaman zaman sahip oldukları güçlerin ve imkânların yeterince kullanılmadığını düşündüm. Bu nedenle bazı olaylar daha kolay çözülebilecekken uzatılmış hissi verdi. Serinin en merak edilen noktalarından biri olan Hayden’ın gerçek kimliği ve dönüşümü ise kitabın en tatmin edici bölümlerinden biriydi. Özellikle Hayden’ın sonunda kendi gücünü kabul etmesi, dönüşümünü gerçekleştirmesi ve hikâyenin sonlarına doğru daha güçlü bir karakter olarak karşımıza çıkması hoşuma gitti. İlk kitaplardan itibaren birçok kez kurtarılmayı bekleyen bir karakter gibi görünürken, bu kitapta kendi kaderini şekillendiren biri hâline gelmesi güzel bir gelişimdi. Romantizm tarafında ise seri yine kendi çizgisini koruyor. Eş bağı konusunun tamamlanması, tüm
Alevlerin ŞafağıTessa Hale · Nox Yayınları · 202650 okunma
9/10
·335 syf.··
2026 9. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 21:50
Bazı kitaplar okunur ve biter, bazıları ise insanın zihninde uzun süre yaşamaya devam eder. Statü Endişesi benim için ikinci gruba giren eserlerden biri oldu. Alain de Botton, modern insanın en görünmez kaygılarından birini ele alıyor: Başkalarının gözündeki değerimizi kaybetme korkusu. Kitabı okurken, başarıya, saygınlığa ve mutluluğa dair birçok düşüncemi yeniden sorguladım. Çünkü çoğu zaman bizi mutsuz eden şey sahip olmadıklarımızdan çok, kendimizi başkalarıyla kıyaslamamız oluyor. Statü Endişesi, bana göre yalnızca bir sosyoloji ya da psikoloji kitabı değil; insanın kendi iç dünyasına yaptığı bir yolculuk. Okurken bazen rahatsız ediyor, bazen düşündürüyor, bazen de yıllardır fark etmeden taşıdığımız yükleri gösteriyor. Belki de bu yüzden etkileyici. Çünkü iyi kitaplar her zaman cevap vermez; bazen doğru soruları sormayı öğretir. Yazar, felsefeyi günlük hayatla ustaca birleştirerek statü arayışının insan ruhundaki etkilerini sade ve etkileyici bir dille anlatıyor. Kitap boyunca şu soruyla sık sık karşılaştım: "Gerçekten kendi hayatımı mı yaşıyorum, yoksa başkalarının beklentilerini mi?" Statü Endişesi, sadece toplum üzerine değil, insanın kendisi üzerine de düşünmesini sağlayan değerli bir eser. Okuduktan sonra geriye yalnızca bilgiler değil, insanın kendine sorması gereken önemli sorular kalıyor. Benim için altı çizilecek satırlarla dolu, üzerine uzun uzun düşünülmesi gereken bir kitaptı.
Statü EndişesiAlain de Botton · Sel Yayıncılık · 20211,216 okunma
Mizahi, samimi ve düşündürücü bir eser...
10/10
·263 syf.··
Beğendi
·
2026 96. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 11:58
Tatlı Perşembe, John Steinbeck'in daha önce yazdığı Sardalye Sokağı romanının devamı niteliğindedir. Olaylar, Amerika'nın Kaliforniya eyaletindeki Monterey kasabasının Sardalye Sokağı'nda geçer... Romanın merkezinde, savaştan dönen Doc adlı deniz biyoloğu vardır. Doc, savaş sonrası değişen dünyaya ve yalnızlığına uyum sağlamaya çalışmaktadır. Onun dostları olan Mack ve arkadaşları ise Doc'un mutlu olması için ona bir eş bulmaya karar verirler... Bu amaçla, hayatın zorluklarıyla mücadele eden ancak zeki ve güçlü bir kadın olan Suzy ile Doc'u tanıştırmaya çalışırlar. Başlangıçta çeşitli yanlış anlaşılmalar ve komik olaylar yaşansa da zamanla Doc ve Suzy birbirlerini tanımaya başlarlar. Roman boyunca dostluk, sevgi, dayanışma ve insanların kusurlarıyla kabul edilmesi temaları işlenir... John Steinbeck, Sardalye Sokağı'nın renkli ve sıra dışı insanlarını anlatırken savaş sonrası toplumun değişimini, yalnızlığı ve insanların mutluluk arayışını sıcak ve mizahi bir dille ele alır. Yazarın dediği gibi; İnsanların gerçek mutluluğa ulaşabilmesi için sevgiye, dostluğa ve birbirlerini olduğu gibi kabul etmeye ihtiyaçları vardır...
Alıntı
Tatlı PerşembeJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 20211,810 okunma