Tanıdığı her şeyden kopmuş olarak tek bir başvuru noktası bile olmadan onu hiçbir yere götürmeyen adımlarının doğruca kendi içine götürdüğünü anladı. Kendi içinde dolaşıyordu ve yolunu yitirmişti. Bu yitiklik duygusu onu tasalandıracağına onun için bir mutluluk ve canlılık kaynağı oluyordu. Derin bir solukla içine çekti bunu. Daha önce gizlenmiş bir bilginin kıyısındaymışçasına, derin derin soludu bunu ve neredeyse utkuyla kendi kendine şunu söyledi: Yolumu yitirdim
O zaman saadet, görünmez elleriyle onun eteklerinden sarılmış olduğu halde onu bir ümit zirvesine, emeller zirvesine doğru sürüklerdi; fakat şimdi. Heyhat mesut dakikalardan ne kadar uzakta bulunuyordu.
Şimdi gözlerinin önünde mazinin bütün mutluluk manzarası yorgun, dermansız, kırgın geçiyordu.
"İnsan hep bir gün çok mutlu olacağına inanır. Şimdi değildir, henüz değildir ama bir gün muhakkak, hak edilen o mutluluk gelip kendisini bulacaktır."