İlk sayfalardan itibaren Charlie’ye sımsıkı sarılmak istedim. İnsanlığı,toplumu,kendinizi sık sık sorgulatacak bir romandı. Bir insanın bir fareyle aynı kaderi paylaşması,ve aynı insanın geleceğini o farede görüyor olması,onunla bütünleşmesini de okuyoruz. Cahillik gerçekten mutluluk mu, ya da aksine anlamlandıramadığımız mutluluklar bir anlam ifade etmeye başladıkça zeka lanete mi dönüşüyor? Moronluğun dâhiliye dönüşümünün bedellerini okuyoruz… Bunun çok hissettirerek yazılması beni çok etkiledi. Herşeyi bilerek,tüm sonuçları göze alarak, tüm o bedeli ödeyeceğini bile bile kısa süreliğine de olsa o zirveyi tatmaya değer miydi?…