Sabırla demliyoruz o zaman mutluluğumuzu
8/10
··
Beğendi
Yaşamanızın sebebi dopamin desem? Hatta bu dopaminin sıfırdan üretileblir olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz desem? üstelik bu kitap da tam da bunun üstüne yazılmış! dopamin nedir az cok bililiyoruz hepimiz ama bilmeyenler için; dopamin nörotransmitter bi madde yani beynimizdeki sinir hücrelerinin sinaps yaparken (bağlantı kurarken) bir sinirden öbürüne yolladıgı kucuk paketler gibi. Hem birden fazla siniri uyarabiliyor ya da tek bir siniri uyarabiliyor bu şekil bir özelliğe sahip. Birçok işlevi var ama bu kitaptaki insanı harakete geçiren işlevi yani ödül ceza sistemi. ve bu hayatımızın her anında var aslında: acıkınca yemek yemek aslında ödül ceza sisteminin bir parçasıdır, bu yüzden çok acıktıgımızda o yemeğin tadı daha güzel gelir çünkü o acıdan o açlıktan sonra gelen ödül yani yemek beynimizde dopamini pik yaptırır. Vucüdumuzda belli bir miktar dopamin bulunuyor ve bu dopamin sürkeli bir dönügden geçiyor pik yaptıgı bir nokta da var çöküşü de var hatta pik yapıyorsa garanti bir çöküş var! ying yang gibi üşünebilirsiniz gerçekten atalarımızın bir bildiği varmış çok güldük başımıza kötü bir şey gelecek demekte aslında haklılar. peki biz bu beynimizdeki her saniye dopamin sisemini kontrol etmeye calısan ellere rağmen nasıl kendiizi akıştan kurtabilicez?: yine bunun cevabını kitap veriyor ve pek cok söylenecek söz var ama kısacası mindfulness yani bilinçli farkındalık. Bunu psikoloji dersinde de işlemiştik kitapta da yer edilmesi hoşuma gittiği gibi aklıma da yatmıştı okurken. Örnek verecek olursak canın tatlı bir şeyler çekiyor yanınızda da baklava ve greyfurt var mesela işte o greyfurt ''tanısan seversin aslında'' kategorisinde hiç şans verilmeyecek ama tatlıdansa sana çok daha iyi gelecek eleman. Devamını yazar açıklıyor kitapta cok daha fazla örnek çok daha
Kalk Bi Dopamin DemleSerkan Karaismailoğlu · Ortapia Yayınları · 20246,6bin okunma
10/10
·312 syf.·
2025 143. kitabı
Tam da aşk şiirlerini kendimden uzak tutmaya çalıştığım bir dönemde okuyorum seni. Ne yazık ki sen aşk şairlerinin en sultanısın. Acı, dramatik ve tutkulu bir aşkın/hayatın/şiirin içinden seslendiğinde, bu sesi işitmemek imkansız. İmkansızın şarkısını en güzel terennüm eden şiirlerinden sırtımı dönemedim. Bir kez daha açtığın çukura düştüm. Klasik edebiyatla dünya şiirine yön veren İran edebiyatının, modern şiirde de etkili olabileceğini gösteren ilk şairlerinden... Çalkantılı bir hayatıyla (erken evlilik, boşanma, oğlunun elinden alınması, yalnız yaşama, evli adama aşk), tutkulu bir aşkla (İranlı evli bir sinemacıya gönlünü kaptırmış, dışlanmış, yalnızlaştırılmış, içe kapanmış, kara sevdalı bir yürek) ve erken ölümüyle (trafik kazasıyla 32 yaşında vefat etmiş) gündeme gelse de Füruğ, modern şiirin önde gelen şairlerinden. Onu okumaktan çok keyif almadım maalesef beni mecnun etti :( Duygusal dengemi bozdu. O kadar etkili o kadar etkili bir şair. Her şiirinde üzerinde saatlerdir durulacak dizeleri var. Günlerce tekrar edilecek, uzun süre etkisinden sizi çıkarmayacak etkili dizeleri... Defalarca okuduğum şiirlerinin yanı sıra şiirlerinin tamamını ikinci kez okudum, yeniden çarpıldım. Ne var şiirinde? Arzu var, tutku var, heves var, yalnızlık var, isyan var, aşk var, şiir poetikasıyla isyan var (klasik divan edebiyatı sınırlarına isyan, kafiyeli yazıma isyan), yerleşik kültürel düzene isyan var, Hafıza, Ömer Hayyam'a selam var, duvarı aşma girişimi var, pencerelerden bakma çocuksuluğu var, içsel dram var.... Yeniden Doğuş'a kadar şiirleri daha ziyade bireysel dramı var (aşk, tutku, heves dolu şiirler). Bu kitabıyla, daha farklı konuları da şiirine taşımış. En sevdiğim şiirleri yazılış sırasına göre şunlardır: Gece ve Heves, Rüya, Hercai, Tutsak, Günah, Hasret,
Rüzgâr Bizi GötürecekFuruğ Ferruhzad · Yapı Kredi Yayınları · 20232,851 okunma
Reklam
8/10
·360 syf.··
2026 86. kitabı
Şimdi Historical okumak ayrı bir takıntım ama son zamanlarda Cobalt Fairy diye bir yayınevi leş gibi şeyler basıyor onlarla bir kaç facia yaşadım . Üstüne sevdiğim yazarların kötülerine denk geldim tadım kaçtı . Neyse Wicked Dukes Society adlı serinin 6.cı kitabı yazarı severim beni üzmedi tarz için gayet güzel bir kitaptı :D Seri hepsi bekar soylu çapkın hovarda bir grubun kurduğu kulüp ile başlayıp her kitapta biri evlenerek ilerledi . Bu kitapta önceki kitaplardan bir karakterin kız kardeşi ile gruptan bir Dük'ün aşkını anlatıyor . Verity 28 yaşında kendini tamamen çocuk bakım evleri yardım işlerine vermiş soylu bir ailenin pek güzel iyi huylu kızı . Bu kız on sene önce çok aşık olduğu sevdiği erkeği bir hastalık yüzünden kaybetmiş ve evlenmemiş hiç hala onu seviyor . Çocuk yuvasında çıkan bir yangın sırasında Verity'nin abisinin kulüpten arkadaşı Kingham Dük'ü kızı kurtarıyor ölümden kızın kafa çarpması vs yüzünden hafıza boşluklar oluşuyor .. Sonrasında ilerleyen zamanda kız aniden adama aslında nişanlı olduklarına göre ne zaman evleneceklerini soruyor . Adama o noktada kal geldi şimdi bu pek yakışıklı hovarda ciddiyetsiz 34 yaşında ve Dük konumunda yani asaletin tepesinde bir adam . Ani bir karar verip olayı bozmuyor ve kızla nişanlı gibi takılıp evlenmeye karar veriyor . Aslında mantıklı zaten hafıza kaybı var yaşım uygun konumlarımız uygun kız pek güzel melek gibi diyor :P Kimse kıza tam geçmişini anlatmıyor zaten ani şoklar yaşamasın diye kızın abisi Dük bile olsa bu tip biri ile olsun istemiyor ama sonuçta evleniyorlar . Ve inanılmaz bir uyum mutluluk yakalıyorlar gerçekten çok tatlıydı halleri . Kız adamın geçmişinde aile sıkıntılarını kaybettiği kızını öğreniyor . Tabi sonlarda aniden gelen hafıza bir miktar sıkıntı oldu ama korkarak beklediğim saçmalama
Duke with a DeceptionScarlett Scott · Independently published · 02 okunma
Savaş barıştır Özgürlük köleliktir Cehalet kuvvettir
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 23:25
1984’ü bitirince insanın zihninde önce olaylar değil bu ses kalıyor. Orwell sana bir hikaye anlatıp çekilmiyor seni sloganla telescreen’le ihbarla korkuyla hafızanın çöküşüyle aynı odada bırakıyor. Roman boyunca anladığım. Bu kitap bir rejimin ne kadar zalim olabileceğini anlatmaktan çok insanın hangi noktalarda içeriden kırıldığını anlatıyor. George Orwell 1984’ü 1949’da yayımladı romanı ağır veremle boğuşurken yazdı ve son sayfalarını Jura’daki evinde tamamladı. Kitap yalnızca bir distopya klasiği olmadı Big Brother Thought Police Room 101 doublethink ve Newspeak gibi ifadeleri gündelik dile taşıdı. Bunun sebebi de şu 1984 iktidarın insanı sadece dışarıdan değil içeriden de nasıl biçimlendirdiğini gösteren ender romanlardan biri. Benim için 1984’ün asıl kudreti geleceği bilmiş olmasında değil. Asıl kudreti gerçeğin nasıl eğilip büküldüğünü sevginin nasıl bozulduğunu dilin nasıl daraltıldığını ve insanın nasıl kendi zihnine yabancılaştırıldığını adım adım göstermesinde. Bu yüzden bu romanı okurken bir ülkeye değil insanın savunmasız taraflarına bakıyorum. Romanın Kalbi Bu romanı sadece gözetim toplumu diye özetlemek romanın kalbini ıskalamak olur diye düşündüm. Merkezde kamera değil hakikat üstünde tekel kurma tutkusu var. Winston’ın işi geçmişi düzeltmek değildi geçmişi Parti’nin o günkü ihtiyacına göre yeniden icat etmek. Britannica’nın da özetlediği gibi Parti yalnız bedeni değil düşünceyi hafızayı ve anlamı hedefliyor Orwell Foundation da Winston’ın görevinin olayları Parti sürümüne uydurmak olduğunu açıkça vurguluyordu bizlere. Burada dil dekor değil silah. Orwell daha 1946’da dil gevşedikçe düşüncenin de gevşediğini kötü ve özensiz dilin aptalca düşünmeyi kolaylaştırdığını yazıyordu. 1984 bu fikri soyut bir deneme olmaktan çıkarıp romanın işkence
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023199,9bin okunma
Bakılmayan Pencere'ye Düşürülen Notlar
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 00:00
#Bakılmayanpencere @tubakaratop'un ilk eseri. Çok önce ele aldığım ama bir türlü yazamadığım geç kalmış inceleme yazımla Can Tuba’ya özürlerimi sunarak şunu söyleyebilirim ki her öykünün heyecanına ve sevincine şahitlik ettiğim, küçük kardeşim dünya evine giriyor gibi müjde alıp beklediğim bir ortak mutluluk kaynağımızdır Bakılmayan Pencere. Biz nasıl omuz omuza verdiysek yazarlık macerasında, hep diledik ki yazdığımız kitaplar da raflarda, fuarlarda, kitap kargolarında, sitelerinde; akıllarda ve gönüllerde hep yan yana olsun. Öyle de oldu çok şükür. Herkes bir şeyler söyledi, yazar Tuba Karatop Bakılmayan Pencere'yi işaret etti bizlere. Denize bakın, dedi, hiç bakmadığımız gibi. Çiçeklere, göz göz meyve veren ağaçlara, bizimle konuşmak isteyen kuşlara bakın! Pencereden bakmak yetmedi, manzaraya doymak için paçalarımızı sıvayıp denize yürüdük çıplak ayak. Bir ağacın gövdesinde nefeslendik. Bir kaplan geldi yanımıza; bir karaca, bir kumru sohbetimize eşlik etti. Diliyorum ki Tuba gönlümüze dokunmaya devam etsin, unuttuklarımızı hatırlatsın, unutmadan önce değerini bildirsin. Kalemi bereketli ve hep hayır yolunda olsun… 22 öykünün olduğu kitapta ilk öykü, yazıldığı zaman yüreğime mesken kurmuş İğde Ağacı. “Gözlerim dallarında gezindi. Bazı insanların ağacı görüp mutlu olmamasına şaşırıyorum,” diyen yazara hak vererek uyku mahmurluğuyla gözlerimi kapatıp biraz dinlenmek istedim. Gövdesine dokundum. "Kesmeseler seni. Meyveni seven çoktur hem.”, “Mucize beklemiyordum. Sadece bir teselli işareti. Belki o an yaprakları daha çok eser, küçük bir ses çıkarır.” 2.öykü, kitabın adı da olan Bakılmayan Pencere. Hani kimsenin oturmadığı koltuklar, sandalyeler; kimsenin bir kere alıp denemediği elbiseler, tezgâhta çürümeye yüz tutmuş meyve sebzeler olur ya bakılmayan pencere de
Edebiyat
Bakılmayan PencereTuba Karatop · Şule Yayınları · 202517 okunma
ömrünüz şölen olsuuun!!
10/10
·400 syf.··
2026 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 18:45
Heeeyy!! Hm2'nin incelemesiyle geldiiim^^ öncelikle birinci kitaptan bin kat daha iyi ve okuması keyifliydi!! O yüzden baya keyifle yazacağım incelemeyi. Bu kitapla birlikte karakterlerimiz artık Gizlimandalar. Ama bu küçük zaferleri kısa sürüyor çünkü Gizlimanda sefa sürebilmek için bedeller ödemeniz gerekiyor bu bedellerde tören adlı oyunlarla oluyor. Törende ya Giz olursunuz ya da Hiç. Gizler istediği kişi olabilmekte özgürken Hiçler iş hizmetiyle ilgileniyor ve pek de rahat bir hayat sürmüyorlar. Gelgelelim bu oyunlara.... Benim distopik-fantastik kitaplarda en sevdiğim şeylerden biri hayatta kalma oyunlarıdır. Bu yüzden bu temaya bayıldım. Açlık oyunlarının o vahşi doğası ve hayatta kalma mücadelesiyle Squid Game'de ki akıl oyunları, takım oyunları ve ihanetler birleşmiş gibiydi. Oyunları okumak çok keyifliydi. Bu oyunların karakterlerimizin iyi veya kötü kişisel gelişimlerine çok katkısı oldu. Dinamikler çok iyiydi. Karakterlerimizin hepsi çok iyi yazıldığından karakter karakter gideceğim. Lunu İlk kitapta pek sevmediğim o uyuz, bilmiş ve bencil kızın yerine çok daha düşünceli, duyarlı ve yardımsever bir kız geldi. Lunu'nun kişisel gelişimini çok beğendim, artık seviyorum. Öyle bir anda da gelişmedi, adım adım okuduk. Hodbin'le olan ortaklığı ona çok yaradı, çok iyi bir ikili oldular. Sadece gerektiği zamanda Arm'a yeterince önem vermediği için ona biraz kızgınım. Hodbin Ben içten içe ilk zamandan beri Hodbin'in içinde iyi birinin olduğuna inanıyordum, bencil tavırlar takınsa da ona inancım tamdı. Öyle de oldu. Lunu'dan farklı olarak Hodbin'in duvarları daha yavaş çatlamaya başladı. Hala bencil tarafları olsa da yavaştan artık o da daha yardımsever biri. Başkalarını da düşünüyor. Aynı şekilde Lunu da ona çok iyi geldi. Okuması çok zevkli
1000Kitap
Hainin Mührü 2Övgü Deveci Safi · Dokuz Yayınları · 2026251 okunma
Reklam
Reklam