Kaybettiğimiz şey insanlığımız mı, farkındalığımız mı?
Puan vermedi·184 syf.··
2026 541. kitabı
Sinan Canan ile ilk kez bir akşam tartışma programında beyin ve evrim üzerine yaptığı konuşmalar sayesinde tanıştım. Bir biyolog olarak evrim teorisi ile İslamiyet’in birbirini zorunlu olarak dışlamadığını, aksine farklı sorulara cevap arayan iki ayrı alan olarak değerlendirilebileceğini gerekçeleriyle anlatması dikkatimi çekmişti. O güne kadar bu konuda genellikle keskin kutuplar içinde yapılan tartışmalar dinlemişken, onun daha sakin, bilimsel ve açıklayıcı yaklaşımını farklı buldum. Daha sonra kurucuları arasında yer aldığı nBeyin çalışmalarını, televizyon programlarını ve YouTube’da yayımlanan içeriklerini takip etmeye başladım. Sinan Canan’ın en beğendiğim yönlerinden biri, bilimi yalnızca akademik çevrelerin anlayabileceği bir dilde anlatmaması. Beyin, davranış, evrim, öğrenme ve insan doğası gibi karmaşık konuları günlük hayatla ilişkilendirerek sunabilmesi, anlattıklarını daha anlaşılır ve düşündürücü hâle getiriyor. İFA: İnsanın Fabrika Ayarları kitabı da tam olarak bu yaklaşımın bir yansıması. Kitap boyunca insanın aslında modern dünyanın ürettiği birçok sorunla, biyolojik geçmişi arasındaki uyumsuzluk nedeniyle mücadele ettiğini görüyoruz. Sinan Canan’a göre insanı anlamanın yolu yalnızca bugüne bakmaktan değil, onu milyonlarca yıllık geçmişiyle birlikte değerlendirmekten geçiyor. Bu nedenle kitap kişisel gelişim kitabı gibi görünse de aslında insanın biyolojisini, psikolojisini ve davranışlarını anlamaya yönelik bilimsel bir yolculuk sunuyor. Kitapta en çok hoşuma giden nokta, insanı kusurlarıyla birlikte ele alması oldu. Dikkat dağınıklığımızı, korkularımızı, erteleme alışkanlığımızı ya da mutluluk arayışımızı yalnızca irade eksikliğiyle açıklamıyor. Bunların önemli bir kısmının, atalarımızdan miras kalan sistemlerin günümüz dünyasına uyum sağlamakta
İFA: İnsanın Fabrika Ayarları - 1. KitapSinan Canan · Tuti Kitap · 20195,4bin okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2026 37. kitabı
Kinsun’un Pes Etme Mucizeler Yolda adlı kitabını okurken, bana en çok umut duygusunu hissettirdi. Kitap, hayatta ne kadar zor zamanlardan geçersek geçelim vazgeçmememiz gerektiğini ve her şeyin bir zamanı olduğunu anlatıyor. Okurken kendimi daha olumlu düşünmeye çalışırken buldum ve bazı bölümlerde gerçekten motive oldum. Kitap, okuyucuya sabırlı olmayı ve hayatın akışına güvenmeyi hatırlatıyor. Yazarın dili oldukça sade ve anlaşılır. Bu yüzden kitap kolay okunuyor ve verdiği mesajlar doğrudan okuyucuya ulaşıyor. Kitapta karmaşık olaylardan çok, insanın iç dünyasına ve düşüncelerine odaklanılıyor. Bu da okurken kendimi sorgulamama ve bazı konular üzerine düşünmeme neden oldu. Kitap boyunca en çok dikkatimi çeken şey, insanın kendi değerini fark etmesi gerektiğinin vurgulanmasıydı. Bazen istediğimiz şeylerin hemen gerçekleşmemesinin kötü bir durum olmadığını, her şeyin doğru zamanda olacağını anlatıyor. Bu düşünce bana oldukça anlamlı geldi. Ayrıca şükretmenin, sabırlı olmanın ve umut etmeyi bırakmamanın öneminden de sık sık bahsediliyor. Bence kitabın en güzel yanı, okuyucuya kendini kötü hissettirmeden motive etmeye çalışması. Sürekli nasihat veren bir kitap gibi değil, daha çok bir arkadaşın insanı cesaretlendirmesi gibi bir havası var. Bu yüzden okurken sıkılmadım ve anlatılanlara kendimi yakın hissettim. Sonuç olarak Pes Etme Mucizeler Yolda, bana zor zamanlarda umudumu kaybetmemem gerektiğini hatırlatan bir kitap oldu. Okuduktan sonra bazı olaylara daha sakin yaklaşmaya başladığımı fark ettim. Bu yüzden benim için hem motive edici hem de düşündürücü bir eserdi.
Pes Etme Mucizeler YoldaKinsun · Destek Yayınları · 20202,809 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İnsan ancak kalbiyle baktığında doğruyu görebilir.
Puan vermedi·288 syf.··
2026 6. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 23:06
Bazı kitaplar bir hikâye anlatır, bazıları ise insanın hayatına küçük bir ayna tutar. *Hyunam-Dong Kitabevi* benim için ikinci gruba ait kitaplardan biri oldu. İlk bakışta bu roman, kurumsal hayatı bırakıp bir kitabevi açan bir kadının hikâyesi gibi görünüyor. Ancak sayfalar ilerledikçe bunun bir meslek değişikliği hikâyesinden çok, modern insanın yorgunluğunu anlatan bir roman olduğunu fark ediyorsunuz.Yeongju toplumun başarılı saydığı her şeye sahip biri. İyi bir eğitim, iyi bir kariyer ve düzenli bir hayat... Fakat bütün bunlara rağmen mutlu değil. Çünkü bazen insan istediği hayatı değil, ondan beklenen hayatı yaşıyor. Romanın merkezindeki kriz de tam olarak burada başlıyor.Bu noktada kitap bana sık sık Byung-Chul Han'ın modern yorgunluk üzerine düşüncelerini hatırlattı. Günümüz insanı artık başkaları tarafından baskılanmıyor; kendi performansının yükü altında eziliyor. Yeongju'nun yaşadığı tükenmişlik de bu durumun çok tanıdık bir örneği.Romanın en sevdiğim yanı ise büyük dönüşümler vaat etmemesi oldu. Kitabevi açıldıktan sonra her şey mucizevi biçimde düzelmiyor. Müşteriler akın etmiyor, hayat bir anda anlam kazanmıyor. Tam tersine, karakterler küçük adımlarla iyileşiyor. Çünkü yazarın asıl anlatmak istediği şeyin bu olduğunu düşünüyorum: Hayat bazen büyük değişimlerle değil, küçük duraklarla dönüşüyor.Kitabevine gelen karakterlerin hemen hepsinin ortak bir noktası var. Başarısız hissedenler, yönünü kaybedenler, yalnız kalanlar, kendini ait hissedemeyenler... Aslında hepsi modern hayatın farklı yüzlerini temsil ediyor. Bu yönüyle kitap bana Viktor Frankl'ın insanın temel ihtiyacının mutluluk değil, anlam arayışı olduğu fikrini de sık sık hatırlattı.Roman ilerledikçe kitabevinin kendisi bir karaktere dönüşüyor. İnsanlar oraya sadece kitap almak için değil, biraz
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,2bin okunma
Puan vermedi·517 syf.··
2026 12. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 04:01
İnsanın kendini var etme mücadelesini anlatan güçlü bir yaşam hikâyesidir. Martin’in yoksulluktan çıkıp kendini eğiterek toplumda yer edinme çabası beni derinden etkiledi. Ancak roman, başarıya ulaşmanın her zaman mutluluk getirmediğini de acı bir şekilde gösteriyor. Martin Eden karakterinde azim, hırs, yalnızlık ve hayal kırıklığını bir arada görüyoruz. Toplumun insanı sahip olduğu değerlere göre değil, statüsüne göre yargılaması romanın en çarpıcı yönlerinden biri. Kitabı okurken birçok kez insanın gerçekten ne için yaşadığı ve başarıdan ne anladığı üzerine düşündüm. Bence Martin Eden, insanın kendi sınırlarını zorlamasını öğütlerken aynı zamanda körü körüne hırsın ve toplumsal onay arayışının insanı nasıl yalnızlaştırabileceğini de anlatan, her okuyucunun kendinden bir parça bulabileceği etkileyici bir başyapıttır.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
9/10
·120 syf.··
2026 36. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 16:46
Peter Schlemihl’in Olağanüstü Öyküsü – Adelbert von Chamisso Peter Schlemihl’in Olağanüstü Öyküsü, kısa olmasına rağmen düşündürdüğü şeyler açısından oldukça yoğun bir kitaptı. Hikâye ilk bakışta fantastik bir masal gibi başlıyor: Peter Schlemihl, sonsuz zenginlik karşılığında gölgesini şeytana satıyor. Ancak çok geçmeden gölgesiz yaşamanın, parasız yaşamaktan çok daha zor olduğunu fark ediyor. Kitabı okurken en çok hoşuma giden şey, gölgenin aslında sadece bir gölge olmamasıydı. Bana göre burada gölge, insanın kimliğini, toplum içindeki yerini ve hatta vicdanını temsil ediyor. Peter ne kadar zenginleşirse zenginleşsin, insanlar onun farklı olduğunu fark ediyor ve onu dışlamaya başlıyor. Bu yüzden kitap, para ile mutluluk arasındaki ilişkiyi oldukça etkileyici bir şekilde sorguluyor. Hikâye çok eski bir dönemde yazılmış olmasına rağmen şaşırtıcı derecede güncel hissettirdi. Çünkü bugün de insanlar bazen başarı, para ya da statü uğruna kendilerinden önemli parçalar vermeyi göze alabiliyor. Peter’in yaşadığı şey bana biraz bunun sembolik bir anlatımı gibi geldi. Kitabın dili masalsı ama altında ciddi bir yalnızlık hissi var. Peter’in toplum tarafından dışlanması, sevdiği insanlara yaklaşamaması ve giderek yalnızlaşması beni en çok etkileyen bölümler oldu. Özellikle zengin olmasına rağmen mutlu olamaması, hikâyenin en güçlü yönlerinden biri. Bir diğer sevdiğim tarafı ise kitabın sadece fantastik bir hikâye anlatmakla yetinmemesi. Aynı zamanda insanın değerleri, seçimleri ve bedelleri üzerine de düşündürüyor. Peter’in önüne çıkan ikinci teklif, yani gölgesini geri almak için ruhunu vermesi gerektiği an, hikâyenin asıl kırılma noktasıydı. Peter Schlemihl’in Olağanüstü Öyküsü, bana bazı kayıpların parayla telafi edilemeyeceğini düşündürdü. Kısa ama anlamı oldukça büyük
Peter Schlemihl'in Olağanüstü ÖyküsüAdelbert Von Chamisso · Kolektif Kitap · 20161,782 okunma
7/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 13:58
Serkan Karaismailoğlu’nun Kalk Bi Dopamin Demle kitabı, dopamini yalnızca “mutluluk hormonu” gibi yüzeysel bir yerden değil; motivasyon, ödül, alışkanlık, tatminsizlik ve sürdürülebilir başarı ekseninde ele alan akıcı bir metin. Kitap, modern insanın sürekli daha fazlasını isteme hâlini sade örneklerle açıklıyor. Özellikle insanın yalnızca mutlu olmayı değil, başkalarından daha mutlu olmayı istemesi üzerine yaptığı vurgu, çağımızın kıyas ve tatminsizlik döngüsünü güzel yakalıyor. Bence kitabın en güçlü tarafı, dopamini tamamen kaçınılması gereken bir şey gibi değil; doğru yönetilmesi gereken bir araç gibi ele alması. Kitabın ana fikri şu noktada belirginleşiyor: Büyük bir dopamin zirvesinden sonra freni hayat kendiliğinden çekerse bu bizi kötü hissettiriyor; ama frene bilinçli olarak biz basarsak, süreci daha sağlıklı yönetebiliyoruz. Bu yüzden kitap; ödülü sürekli büyütmek yerine, ödül kaynaklarıyla mesafe kurmayı, iç ve dış motivasyonu doğru yerde kullanmayı ve uzun soluklu işlerde dopamin dengesini korumayı öneriyor. Okurken altını çizdiğim en önemli düşüncelerden biri, fikrin eylemle desteklenmediği sürece zihinde sınırlı kalacağıydı. Çünkü motivasyon tek başına yeterli değil; onu davranışa dönüştürmek gerekiyor. Kalk Bi Dopamin Demle, bilimsel dili ağırlaştırmadan gündelik hayata temas eden, okuru hem düşündüren hem de kendi alışkanlıklarını gözden geçirmeye çağıran bir kitap. Özellikle erteleme, ödül bağımlılığı, tatminsizlik ve sürdürülebilir motivasyon üzerine düşünenler için pratik değeri olan bir okuma.
Kalk Bi Dopamin DemleSerkan Karaismailoğlu · Ortapia Yayınları · 20246,6bin okunma