Han Kang'ın romanı *Yunan Dersleri*, yazarın en şiirsel ve felsefi eserlerinden biri olarak kabul edilir. İlk olarak 2011 yılında Güney Kore'de yayımlanmış ve 2023 yılında İngilizce çevirisi yapılmıştır.
Roman, iki isimsiz karakter etrafında şekilleniyor,
Gizemli bir şekilde konuşma yeteneğini kaybetmiş genç bir kadın.
Yavaş yavaş görme yetisini kaybeden bir Antik Yunan öğretmeni.
Kadın, derin kayıplar yaşadıktan sonra sessizliğe gömülmüş, Annesinin ölümü, boşanması ve oğlunun velayetini kaybetmesi onu dilden uzaklaştırmış. Kendini yeniden keşfetmek için Antik Yunan derslerine katılıyor. Bu arada öğretmen, yavaş yavaş görme yetisini kaybetmekte ve dünyayla bağlantısını korumakta zorlanmakta.. İki karakter, ortak eksiklikleri ve kırılganlıkları aracılığıyla birbirlerine yakınlaşıyorlar ve bunu çok farklı şekillerde anlamamızı istiyor Han Kang. Ancak daha derine inersek, bir kişinin kendi iç yankısını kaybedebileceğini ve sonuç olarak dünyayla bağlantısının kopabileceğini görürüz. Asıl sorun sadece konuşma, görme veya işitme gibi yeteneklerin kaybı değil; asıl önemli nokta, bir insanın kendi içindeki yankıyı asla kaybetmemesi gerektiğidir. Bir bakıma bu, iç ses, iç huzur veya insan duygularıdır. Çünkü daha derin bir bakış açısıyla bakıldığında, bir insanı ayakta tutan ve bağlayan şey duygulardır. Psikolojide buna bastırılmış, gizlenmiş duygular, arzular, kayıplar, mutsuzluk veya mutluluk denir. İnsanlık dünyayı her zaman bir amaca ulaşmanın aracı olarak görse de, bu amaca ulaşmak için de çaba gösterir ve bu çabalar duygular ve iç ses tarafından yönlendirilir. Eser, sadece konuşamamanın değil, yanlış anlaşılmanın ağırlığını tasvir ediyor. Kadın karakter kelimelerini kaybediyor, ancak aslında sesini değil, yankısını kaybediyor. Konuşsa bile kimsenin onu duymayacağı