Eğer işçi olsaydı, her kapiğin kıymetini bilir, kazanmak ve kaybetmek umurunda olurdu. Zaten bütün mutluluğu da, diye akıl yürütüyordu, havadan, boşu boşuna elde etmişti ve aslında sağlıklı bir insan için ilaç nasıl bir lüks ise mutluluk da onun için öyleydi; insanların ezici çoğunluğu gibi bir parça ekmek bulabilmek için harcadığı çabanın altında ezilseydi, var olmak için mücadele etmek zorunda kalsaydı ve çalışmaktan sırtı ve göğsü ağrısaydı, o zaman akşam yemeği, rahat ve sıcak daire, aile saadeti bir zaruret, bir ödül, hayatını süsleyen bir şey olurdu; ama şimdi bütün bunlar tuhaf ve belirsiz bir anlama sahipti.
Mutlu bir hayat imkansızdır; insanın erişebileceği en iyi, en fazla şey bütün insanlığın hayrına olacak bir işte ve bir yolda ezici talihsizliklere, bunaltıcı güçlüklere karşı mücadele eden her ne kadar el ine dair bir ödül ya da hiçbir anlamda bundan galip çıkan kimsenin yaşadığı gibi, kahramanca bir hayattır.
Sayfa 60·Kitabı okudu
Hayata Dair
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Mutluluk mücadele gerektirir. Sorunlar sayesinde büyür. Haz papatyalar ve gökkuşakları gibi yerden fışkırmaz. Ger­çek, ciddi, hayat boyu süren mutluluk ve anlam mücadele­lerimizi seçerek ve onları yöneterek elde edilir. Size ıstırap veren şey kaygı, yalnızlık, obsesif-kompulsif bozukluk ya da her gün uyanık saatlerinizin yarısını ziyan eden bok kafalı bir patron olsa da, çözüm bunları kabul etmek ve olumsuz deneyimle etkin biçimde mücadele etmektir, onu yok saymak, ondan kurtulmak değil.
Sayfa 38
David Benatar
Gerçekleşen bazı arzuların bizi düşündüğümüzden daha az tatmin ettiğini fark edebiliriz. Kişi belli bir işe girmek ya da belli bir kişiyle evlenmek ister fakat hedefine ulaştıktan sonra işin düşündüğü kadar ilginç olmadığını, eşin de düşündüğünden çok daha sinir bozucu olduğunu öğrenebilir. Ulaşılan hedefler tam olarak beklendiği gibi çıktığında bile tatmin duygusu genellikle geçicidir ve tatmin edilen arzular yerlerini yenilerine bırakır. Bazen yeni arzular eskilerinin aynısıdır. Örneğin, kişi doyana kadar yemek yer, zaman geçer ve gene acıkır. "Arzular çarkı" başka bir şekilde de çalışır. Kişi daha alt seviye arzularını tatmin edebildiği sürece yeni ve ulaşılması daha zor bir seviyedeki arzular duyar. Dolayısıyla kendi temel ihtiyaçlarını karşılayamayanlar zamanlarını bunları karşılamaya uğraşarak harcarlar. Tekrar eden temel ihtiyaçlarını karşılayabilenler Abraham Maslow'un "yüksek memnuniyetsizlik"39 adını verdiği duruma düşerler. O seviyedeki arzular tatmin edildiğinde yeni arzular daha yüksek bir seviyede baş gösterir. Sonuç olarak hayat devamlı bir mücadele halidir. Bazen mücadeleler ertelenebilir ama ancak hayat sona erdiğinde biterler. Ayrıca, zaten anlaşılacağı üzere mücadele, kötü şeylerden sakınmak ve iyi şeyler edinmek amacıyla edilir. Üstelik bazı iyi şeyler sadece kötü şeylerden geçici bir rahatlama sağlamaya yarar. Örneğin kişi karnını doyurur ya da susuzluğunu giderir. Kötü şeylerin hiçbir çaba göstermemize gerek kalmadan kendiliğinden geldiğini fakat onlardan kaçınmak ve iyi şeyler edinmek için çaba göstermemiz gerektiğini fark etmişsinizdir. Örneğin cehalet gayret gerektirmez fakat bilgi edinmek için genellikle çok çalışırız.
Felsefe
Zaten beni ürküten de bu, dedi Dantes, insanın böyle kolayca mutlu olabileceğine inanamıyorum! Mutluluk o büyülü adalarda kapılarını ejderhaların koruduğu saraylara benzer âdeta. Ona sahip olmak için mücadele etmek gerekir ve ben gerçekten de Mercedes’in kocası olma mutluluğunu nasıl hak ettiğimi bilemiyorum.
Siyasi Hayatı
Karabekir, 23 Nisan 1920'de Ankara'da açılan Büyük Millet Meclisine Edirne milletvekili seçildi, ancak bu sıfat üzerinde kalarak o günün şartlarında Doğu Cephesi Komutanlığı'na devam etti. Edirne milletvekili olarak ilk defa meclis görüşmelerine katıldığı 30 Ekim 1922 tarihli oturumda o günün şartlarını değerlendiren önemli bir konuşmasında özetle şunları söyledi: "Milletvekili bulunduğum mazlum ve masum Edirne bugün milletimiz sayesinde büyük bayramlar yapıyor. Ben de bu dakikalarda aranızda bulunmaktan büyük mutluluk duyuyorum. İnşallah milli zaferlerimiz amacına ulaştıktan sonra ordularımız barış durumuna geçerken yine bu milli birliğimiz sayesinde ilim ve irfan orduları da seferberliğe başlar ve dışarıdan bizi sarsmak isteyen esarete almak isteyenlere ve içeride de fakirliğe ve cehalete karşı aynı şekilde her tarafta mücadele ederiz. Allah'ın lütfu, Peygamber'in yardımı ve büyük milletimizin birliği sayesinde milletimiz yakında zenginlik, bolluk ve mutluluğa, ilim ve irfana kavuşur. Ve biz de ebediyen mesut oluruz. Doğu Cephesi Ordularımız adına Meclisi hürmetle selamlarım, aranızda bulunmaktan büyük mutluluk duyuyorum"...
Sayfa 60 - Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1.Baskı, Ankara 2025·Kitabı okudu