"Bura dan daha iyi bir "orası" yoktur. "Orası" dediğiniz yer "burası" olduğu zaman gene "bura"ya kıyasla daha iyiymiş gibi görünen bir "orası" olacaktır."
Gerçi evvelce, sağlığım yerindeyken, birkaç kere ister istemez yolum düştü camiye, ve kalbimi camideki diğer insanların kalpleriyle birleştirmeye çalıştım, fakat gözlerim duvarlardaki çinilerde, nakışlardaydı, onlara bakarak tatlı hayallere daldım ve elimde olmadan, böylece bir kaçış yolu buldum kendime.
Dua sırasında gözlerimi yumdum, ellerimi yüzüme kapadım, bir gece yarattım kendime, bu gecenin karanlığında, bir rüyada gibi sorumsuz, kendi duamı okudum.
Fakat sözcükleri huşu içinde
söylenınedi bu duanın.
Çünkü ben Tanrı'yla, Yüce Varlık'la değil, sevdiğim tanıdığım birisiyle konuşmaktan hoşlanı yordum!
Çünkü benim çok yükseğimdeydi Tanrı.
Vergilius’un Ölümü”, hep yalnızca kendim için, hiçbir yayınevine bağlayıcı bir söz vermeksizin, yalnızca kendim için yaptığım bir çalışma, atıldığım bir serüven olarak kalacak.
Ve İsa’dan önce birinci yüzyılda yaşayan, eserleri ile hâlâ Roma antikçağının en büyük şairi sayılan Publius Vergilius Maro’nun bu romanda Hermann Broch'un kalemiyle dile getirilen,
sanatla, sanatçılıkla, sanat eseri ile bir ömür boyu sürmüş hesaplaşması ve savaşımı, bir direniş modeli olarak benim hayatıma da geçti, daha doğrusu hayatımın örgüsüne yerleşti.
Bir Çevirinin Hikayesi
Ahmet Cemal
Hava yolculuğu bir borsadır, benzeşen algiların oynadığı bir oyundur,
bir havuzda toplanan inançların kırılgan birliğidir; sinirler bozulmadıkça, uçakta bomba ya da saldırgan olmadıkça herkes mutludur.
İşler ters giderse yarm önlem diye bir şey olmaz.
Başka bir açıdan bakıldığında yolculuk başına düşen ölüm rakamlar pek de iyi sayılmaz.
Pazar çökebilir.