"Bura dan daha iyi bir "orası" yoktur. "Orası" dediğiniz yer "burası" olduğu zaman gene "bura"ya kıyasla daha iyiymiş gibi görünen bir "orası" olacaktır."
Vergilius’un Ölümü”, hep yalnızca kendim için, hiçbir yayınevine bağlayıcı bir söz vermeksizin, yalnızca kendim için yaptığım bir çalışma, atıldığım bir serüven olarak kalacak.
Ve İsa’dan önce birinci yüzyılda yaşayan, eserleri ile hâlâ Roma antikçağının en büyük şairi sayılan Publius Vergilius Maro’nun bu romanda Hermann Broch'un kalemiyle dile getirilen,
sanatla, sanatçılıkla, sanat eseri ile bir ömür boyu sürmüş hesaplaşması ve savaşımı, bir direniş modeli olarak benim hayatıma da geçti, daha doğrusu hayatımın örgüsüne yerleşti.
Bir Çevirinin Hikayesi
Ahmet Cemal
Hava yolculuğu bir borsadır, benzeşen algiların oynadığı bir oyundur,
bir havuzda toplanan inançların kırılgan birliğidir; sinirler bozulmadıkça, uçakta bomba ya da saldırgan olmadıkça herkes mutludur.
İşler ters giderse yarm önlem diye bir şey olmaz.
Başka bir açıdan bakıldığında yolculuk başına düşen ölüm rakamlar pek de iyi sayılmaz.
Pazar çökebilir.
Henry, Baxterın beyninin bir yerine bakıyor.
Oranın bildiği bir alan olduğuna kendisini kolayca inandrabilir, alçak tepeleri ve beyin kıvrımlarıın vadi gibi açlmıs girintileriyle bir tür vatan; hepsinin bir adı ve yüklendiği işlev var, avucunun içi gibi biliyor onları.
Orta çizginin tam solunda, yanlamasına gidip kemiğin altıda gözden kaybolacak biçimde Rolando önü girusu var.
Arkasında da, paralel konumda Hipokamp girusu.
Ne kadar kolaylkla hasar görebilir ve ne korkunç, sonuçları ömür boyu çekilir.
Yakın zamanlardaki ilerlemelere karşın, bu iyi korunmuş, yaklaşık bir kilogram ağırlığındaki hücrelerin gerçekten bilgiyi nasıl şifrelediği, deneyimleri, anıları, düşleri ve amaçları nasıl içinde sakladığı hâlâ bilinmiyor.
Kendi hayattayken olmasa bile, gelecek yıllarda kodļama mekanizmasının anlaşılacağından Henry kusku duymuyor.
DNA'nın içinde, kopyalanan hayatın dijital kodlarıın barınması gibi, beyinde barınan temel sır da günün birinde açığa çıkacak.
Çıksa bile, bir nemli maddenin, birleşince yaşanan ânın canlı bir yanılsamasını oluşturan,
içteki bu parlak düşünce, görüntü, ses ve temas sinemasını nasıl yapabildiği yine de merak edilecek,
insanın kendisi de, bir baska parlak yanlsama olarak, hayalet gibi o ânın tam ortasında dikilecek.