Hayattan ne isteyebilirdi? Doğmuş,büyümüş,okumuş ,devlet hizmetine girip memleketi dolaşmış, ihtiyarlamış,evlenip kavga ve dırıltı içinde bir hayat geçirmiş ve nihayet bu hale gelmişti... Herkes başka türlü mü yaşıyordu sanki ? Başka türlü nasıl yaşanabilirdi? Zevkse , ömründe o da eksik değildi. Memuriyetle dolaştığı muhtelif şehirlerdeki birkaç cana yakın dost ile yaptığı içki alemleri bugün bile tekrar istenilecek şeyledendi. Bekarlığında fırsat düştükçe gönül eğlendirmekten geri kalmamış,bazen Ermeni bir hizmetçi ile bazen bir zaptiyenin dul karısı ile de olsa , tatlı günahlar işlemiş ve hele yolu İstanbul' a düştükçe, Venedik ve Timoni sokaklarının kaldırımlarını aşındırmıştı. Bir hayat başka türlü olacak değildi ya ?
Ömrününün bu en güzel gecesini , ömrünün bu en korkunç gününün takip etmesi mi mukadderdi? Neydi bu içinden çıkılmaz meseleler? Neydi bu mavi göğe veya sevgili bir yüze bakmayı zevk olmaktan çıkaran hisler ve üzüntüler?