10/10
·%46 (103/223 syf.)··
32 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 22:57
Başkan Mao'nun çeşitli yerlerde yaptığı konuşmalar, konferanslar, yazı ve makalelerden derlenmiş yüzlerce alıntı... hepsi altın değerinde. Kızıl Kitap'ta, Uzun Süreli Halk Savaşı'ndan tutun da Büyük Proleter Kültür Devrimi'ne ve ötesine uzanan bir savaşçı önderin, Mao Zedong'un devrimden edindiği tecrübeleri her büyük öğretmen gibi aktarmasına şahit oluyoruz. Kısa ve özlü cümleler, herkesin anlayabileceği yalınlıkta tanımlamalar: tabii bunları anlayabilmek için teori ve pratikte bir miktar birikim olması daha iyi, işte o zaman Kızıl Kitap adeta kızıl bir güneş gibi yolu aydınlatıyor. Yaşasın MLM'in ışıklı yolu!
Politik Felsefe
Kızıl KitapMao Zedung · Umut Yayımcılık · 20253 okunma
Drina... Ebedî köprü, ölümlü insanlar...
Puan vermedi·354 syf.··
2026 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 17:06
Edebiyatın sadece kelimelerden ibaret olmadığını, aynı zamanda taşın, suyun ve zamanın da bir hafızası olduğunu bize en çarpıcı şekilde anlatan bir başyapıt: İvo Andriç'in Nobel ödüllü eseri *Drina Köprüsü*. Bu romanı klasik bir olay örgüsü veya tek bir başkahraman arayışıyla okumak, metnin barındırdığı sosyolojik ve psikolojik laboratuvarı ıskalamak demektir. Çünkü bu eserde başkahraman etten kemikten bir insan değil; doğanın o evcilleştirilmemiş, kaotik ve yıkıcı gücü olan Drina Nehri'ne vurulmuş estetik bir pranga, yani köprünün ta kendisidir. Metin boyunca bireysel ömürlerin faniliği ile köprünün temsil ettiği ebediyet arasındaki ontolojik tezada şahit oluyoruz. Roman, bizleri Osmanlı'nın bölgedeki mutlak hegemonyasından alıp, Avusturya-Macaristan'ın getirdiği rasyonel ama bir o kadar da sömürücü kapitalist moderniteye, Lotika'nın oteline, demiryolunun getirdiği toplumsal yabancılaşmaya ve en nihayetinde I. Dünya Savaşı'nın o korkunç yıkımına götürüyor. Köprünün ortasındaki "Kapiya" (Kapı) sosyal hayatın, ilk aşkların, siyasi tartışmaların kalbi olduğu kadar, iktidarın kanlı bir teşhir sahnesi. Burada ayrı bir parantez açmak istiyorum: Sabotajcı Radislav Andriç, iktidar ve şiddet diyalektiğini belki de edebiyat tarihinin en çarpıcı, en kan dondurucu sahnelerinden biriyle önümüze serer: Radislav'ın canlı canlı kazığa oturtulması. Unişte köyünden Radislav, angaryaya ve zulme isyan ederek köprü inşaatını geceleri sabote eden bir köylüdür. Yakalandığında, yozlaşmış bürokrasinin ve otoritenin yüzü olan Abid Ağa tarafından korkunç bir cezaya çarptırılır. Çingene cellat Mercan tarafından ustalıkla kazığa oturtulan Radislav, iskelenin tepesine dikilerek halka korku salacak bir "ibret anıtına" dönüştürülmek istenir. Ancak iktidarın biyopolitik şiddeti tam da burada
Drina Köprüsüİvo Andriç · İletişim Yayınevi · 20257,5bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Lanetli Avlu" Üzerine
Puan vermedi·108 syf.··
2026 1. kitabı
İmparatorluğun Gölgeleri Arasında Bir Araf: Lanetli Avlu'nun Dramatik Mimarisini Okumak Edebiyat dünyasında "Nobel" etiketine sahip eserlere ve yazarlara yaklaşırken içimde beliren temkinli tutum, zaman zaman da haklı önyargı; siyasi konjonktürlerin edebi liyakatin önüne geçtiği şüphesinden beslenir. Ancak İvo Andriç’in *Lanetli Avlu*’sunun kapılarından içeri adım attığımızda bu şüphenin yerini hızla derin bir sanatsal saygıya bıraktığını görüyorsunuz. Andriç, bu kısacık ama hacmi kendinden menkul romanında, Balkanlar'ın iç içe geçmiş, karmaşık ve çok sesli ruhunu hamasi bir kimlik siyasetine kurban etmeden, doğrudan "insan doğası" üzerinden evrenselleştirerek madalyayı edebi bileğinin hakkıyla taşıdığını kanıtlıyor. Kitabın ismine de ruhunu veren "Avlu", salt fiziksel bir tutsaklık alanı değildir. Sınırları üç kıtaya yayılan koca bir imparatorluğun kusursuz bir mikrokozmosudur. Andriç, Osmanlı İstanbul’unun o devasa demografik haritasını bu hapishane duvarları arasına sıkıştırarak adeta bir Babil Kulesi inşa eder. Bosnalı bir Katolik rahip, İzmirli bir Yahudi, Anadolulu bir Türk, Bulgar tüccarlar, Gürcüler, Araplar ve şehrin tekinsiz karanlıklarından kopup gelmiş sıradan suçlular... Bu mekânsal kurgu, metne muazzam bir teatrallik katmaktadır. Okurken kalabalık bir oyuncu kadrosunun dinamik bir koro işlevi gördüğü, ışık ve gölge oyunlarıyla seyirciyi sürekli tetikte tutan klostrofobik bir tiyatro sahnesinin tam ortasında olduğunuzu hissedersiniz. Farklı dillerden ve milletlerden gelen bu karakterler, kendi ulusal veya dini kimliklerinden koparak otorite karşısında ortak bir "hapishane kimliği" inşa ederler. Avlu, tarihin ve insanlık trajedilerinin sahnelendiği; imparatorluğun tüm sinir uçlarının gelip düğümlendiği ana dekordur. Bu kalabalık ve uğultulu sahnenin
Edebiyat
Lanetli Avluİvo Andriç · İletişim Yayıncılık · 2020462 okunma
7/10
·264 syf.··
2026 17. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 08:22
Hiçbir fantastik öge taşımayan fakat damakta büyülü gerçekçilik tadı bırakan bir dönem romanı Kanını Satan Adam.Mao Zedonglu kültür devrimi yıllarında Xu Sanguan ve ailesinin yaşadıkları realist bir izlekte sunulmuş.Özellikle “Şimdi size ağzımla yemek pişireceğim ve siz de kulaklarınızla yiyeceksiniz.” diyerek çocuklarından tek tek sipariş alan ve kelimelerin ateşinde pişirdiği yemekleri onlara gerçekmiş gibi sunan bir babanın çaresizliği yahut yaratıcılığıyla açlıktan uyuyamayan çocuklarını avuttuğu bölüm beni derinden etkiledi.Toplumsal kurgusuna Yaşamak’ta da hayranlık duyduğum Yu Hua,aslında Çin kültürüne çok da uzak olmadığımızı bu romanında gözler önüne seriyor.Enfes bir roman olmamakla birlikte özellikle diyaloglardaki mizah belki de kara mizah unsurları romanın sürükleyiciliğini artırıyor.Ayrıca kapak tasarımı sade ve etkileyici.Yu Hua’nın bana Çin edebiyatını sevdirdiğini söyleyebilirim.
Kanını Satan AdamYu Hua · Jaguar Kitap · 20184,413 okunma
7/10
·48 syf.··
2026 18. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 15:46
Çok uzun zamandır dergi okumamıştım bu dergiyi okumak bana baya iyi geldi. İçindeki hikayeleri Çok beğendim yazım tarzları şiirseldi. Derginin içindeki çizimler de çok tatlı. Asıl anlatmak istediğim bu dergiyi alış hikayem. Ankara da sahaların olduğu bir çarşı var. Ordaki en küçük dükkana girdim ve çok tatlı bir teyzeyle tanıştım. İki gündür gelen ilk müşteri olduğumu söyledi . Biraz sohbet ettik eskiden öğretmen olduğunu falan anlattı bana. Elim boş çıkmak istemedim ama çok kitap çeşidi de yoktu. O sırada bu dergi gözüme ilişti ve hemen aldım. O tatlı teyze de bana çikolata hediye etti hatta çay ikram etmek de istedi. Küçükken MFÖ'yü çok severdim o yüzden okurken hayli keyif aldım. Bir noktadan dergi okumaya başlamak istiyorsanız kafka okur doğru dergi olabilir.
KafkaOkur - Sayı 110 (Mayıs 2026)KafkaOkur Dergisi · KafkaOkur Dergisi Yayınları · 202653 okunma
8/10
·576 syf.··
2026 67. kitabı
Henüz yeni doğmuş bir bebekken hem annesini hem babasını kaybettiğinden tüm köy ahalisi tarafından büyütülmüş bir çocuğun taşradan Pekin’e önce okumaya sonra da üniversite hocası olarak çalışmaya gitmesi ve hayatının seyrinin değişmesinin hikayesi ekseninde Mao dönemi Çin’inin toplumsal panoramasını büyük bir başarıyla çizerken insanın kökleriyle olan bağını da irdeleyen, etkileyici bir roman “Hayat Kitabı”. 1980’li yıllarda açılıyor roman. Kahramanımız Wu Zhipeng köyünden ayrılıp Pekin’de yeni bir hayata başlamaya çalışıyor ancak köyü buna pek izin vermiyor. Ardından geçmiş ile bugün arasında çok ustalıklı geçişlerle Zhipeng’in kâh geçmişine kâh hayatının ileri dönemlerine tanıklık ediyoruz. Yazar Li Peifu kendi hayatından hareketle kaleme aldığı romanda salt Zhipeng’in hikayesine odaklanmıyor; köydeki farklı karakterlerin hepsi birbirinden ilginç hayatlarıyla farklı farklı hikayeleri yine aynı ustalıkla bir araya getiriyor ve böylelikle genel toplumsal ve siyasi yapıyla ilgili çok daha detaylı ve bütünlüklü bir resim çiziyor. Arka planda Çin’in yaklaşık elli yıllık dönemini çizerken bir yandan da geçmişin insan üzerinde bıraktığı izler, kopamayan bağlar, siyasetin küçük insanların hayatının her noktasına nüfuz edip sıradan insanların gündelik hayatlarını nasıl doğrudan ve dolaylı yollardan etkilediği üzerine düşünmeye sevk ediyor metin. Yalın fakat derinlikli bir dili var yazarın. Küçük küçük hikayeler çok incelikli örülmüş ve ana hikayeye bağlanmış. Keza dediğim gibi zamanda geçişler de aynı incelikle yerleştirilmiş metne, ortasından dahil olduğunuz hayat film gibi geçip gidiyor okurken sanki. Karakter yaratmakta da aynı başarıyı göstermiş yazar. Beğeniyle okudum. Uzak Doğu edebiyatına, Çin’e meraklı okurlara öneririm. Yu Hua’nın “Yaşamak” kitabının daha
Hayat KitabıLi Peifu · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20262 okunma