Hayat denilen ve akıl karıştıran o karmaşaya adımlarımı atmaktan çekingendim. Çekingenlikten çok sıkılgandım. Başkalarının zevk aldığı anlarda, bu anlardan onlar kadar zevk alamayan biriydim. Bütün kış kıyıda durmuş bir sandalı kıyıya indirmenin zevki.. Ben de zevk alabilirim bundan ama bir süre sonra içimden bir sesin bana “odana git, odana git ve hayal kur” diyeceğini bilirim. Bu nedenle ben Sandal’ı suya indirir ve hemen eve dönerim.
Fakat sen kimsin ki benim için?
Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan,
hep ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?