İRANÎ GELENEĞİN EFSÂNEVÎ MÜZİSYENİ BÂRBED VE OTUZ BESTESİ
| Milad Salmani Şehnâme’ye Göre Bârbed Hikâyesi Şehnâme’de yer alan Bârbed hikâyesi öz olarak şöyledir:²⁶ Hüsrev Pervîz, padişahlığının yirmi sekizinci senesindedir. Şah’ın sarayından haberdar olan Bârbed’e, kendisini tanıyanların hepsi şöyle demektedir: “Padişah kendine hususi bir râmişger²⁷ seçmiş; eğer seni onunla karşılaştırırsa elbette seni seçer!” Bunu duyan Bârbed, hiçbir şeye ihtiyacı olmamasına rağmen hırsına yenik düşer. Dolayısıyla memleketinden çıkıp saraya gider ve oradaki râmişgerleri izler. Hüsrev Perviz’in yetenekli râmişgeri Serkeş²⁸, Bârbed’in saraya geldiğini duyunca incinir, onu çok kıskanır. Saray yöneticisine paralar verir ve ona, “Kapıda benden yaş ve sanat olarak daha üstün biri var! Onun Hüsrev’in huzuruna çıkmaması gerek! Çıkarsa biz gözden düşeriz,” der. Yönetici bunu duyunca sarayda zaten hiçbir görevi olmayan Bârbed’i kapıdan içeri almaz. Yüzüne kapılar kapanan Bârbed, ümitsizliğe kapılır. Berbatını yanına alıp Şah’ın bağına doğru gider. Bu bağ, Perviz’in her Nevruz gelip iki hafta kalıp eğlendiği bağdır. Şah’ın Merdûy isimli bir bahçıvanı vardır. Bârbed onu görünce sevinir ve “Ben ten, sen ise cansın! Senin için basit, benim için çok önemli bir dileğim var: Hükümdar bağa gelince onu gizlice seyretmeme izin verir misin?” der. Merdûy, hiç zorluk çıkarmadan bu talebi kabul eder. Bunun üzerine Bârbed tepeden tırnağa yeşil giyinir. Berbatı da zaten yeşil renktedir. Bol yapraklı, büyük bir selvi ağacına tırmanıp içinde gizlenir. Şah bağa gelir ve şarap içip eğlenmeye başlar. Akşam olunca Bârbed, berbatıyla Dâdâferîd²⁹ destanını³⁰ çalar. Bu şarkıyı duyan meclisteki herkes dona kalır. Şah, sesin nereden geldiğini bulmaları için emir verirse de meclistekiler bunu tespit edemez. Tekrar eğlenceye başladıklarında bu sefer Peykâr-kerd³¹ adlı şarkıyı
Kavram Atlası
80 m²’ye sığmayan insanoğlu, şu kadarcık yere 12 kişi sığıyor... Hayat boyunca daha büyük bir eve, daha geniş bir odaya, daha ferah bir yaşama özeniyoruz. Konforun ve mülkiyetin peşinde, "benim alanım" diyerek çizgiler çiziyoruz. Komşuyla aramıza duvarlar, kardeşle aramıza mesafeler koyuyoruz. Kimimiz 80 m²'ye bile sığamıyor; nefes almak, eşyalarını koymak, kendiyle baş başa kalmak için daha fazlasını istiyor. Ama şu kareye bakınca insan ürperiyor. Toprağın sessizliğine emanet edilen bedenler... Yan yana, sessiz sedasız, eşit bir düzen içinde. Hayat boyu pay edemediğimiz dünyayı, burada bölüşüyoruz. Aynı toprağa karışıyor her nefesin sonu. Belki de en çok burada başlıyor hakikat: Sahip olduklarımız değil, geride bıraktıklarımız konuşuyor bizi. Geniş evler, büyük odalar, yüksek duvarlar değil... Bir Fatiha’yla hatırlanmak, bir dua ile anılmak. İnsan, ölümde eşitleniyor ama bu eşitliğin kıymetini fark edebilmek için ne yazık ki çoğu zaman çok geç kalıyor.
Duygu ve Düşünce
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kûçîk kûçıkê mêye lebelê ber derîyê xelke ban dıke
Kurdî
EV BEWEJ AN JÎ GOTINÊ MEZINAN DÊ NAV VAN PIRTÛKÊ MİN XWANDİDE DERBAS DIBIN.
ŞER Lİ SER ÇİYA\ELIYÊ EVDİREHMAN "Yê ku porê xwe bi gûzan jê ke, li ber tûncikan nakeve." .......... DIMDIM \EREBÊ ŞEMO "Zenga dilê xwe birije " .......... JANA GEL \ ÎBRAHÎM EHMED "Derd û kulên xwe bidin ber bayê."( 72) "Di conî de avê dikutin "(75) " Min ancax destê xwe danîye ser kumê xwe ku ba nebe... "(106) " Mirov mûye kî jî ji beraz bikşîne baş e"(125) "Xelq şemika me maçî dike ku keça xwe bide me" (65) GAVA KU MASÎ TÎ DIBIN\ HELÎM YÛSIV. "Ha ew ha sola min." (49) "Ta bi derzî kirin." (162) KER Û KULIK \AHMET ARAS "Bi bext e, an bi text e" (8)
Kurdî
M’ye I. Mektup
Neden böyle oluyor diye sık sık soruyorum kendime M. Oysa hayatta çok az şeyin nedenini biliriz zaten değil mi? Daha az olarak da o nedenle ne yapılacağını. Ben de nedenini varsayıyorum diyeyim o halde. Sadece sen ve ben olarak, aramıza yığınla şey koymadan konuşabilmeliydik. Ne sevdiğimiz kitapları, ne sevmediğimiz bakışları, ne ülkeyi, ne de başka hiçbir şeyi katmadan. Sadece sen ve ben olarak şartlara bağlamadan bakabilmeliydik. Bilir misin, en azından biz, yapabilmeliydik. Babana ölünce kavuşacağına çok inandığını ve bu yüzden ölümün senin için korkutan değil, güzel bir şey olduğunu anlattın dün bana. Baban, yaşanamamış hayatların en derinliğinden kırıklığıydı kalbinde. Ve bir de, dedin ki: “Şu an yaşadığımız hayat, bu zamana kadar olan her şeyin toplamı aslında.” Bunun duyulan, bilinen ve oldukça doğal da bir şey olması önemli değil. Önemli olan senden duymam. Her cümle, her ağızda farklı anlama gelir çünkü. Bunu neden dedin bilmiyorum. Ama uzun süredir kurduğun en dolayımsız cümleydi. Dönüp dolaşıp aynı şeyleri konuşmanın dışına çıktığın noktaydı. Dolayımsız kalbine baktığın nokta. Güzeldi. Samimiydi. Samimiyet direk bir gözün içine bakmaksa kendi gözünle, öyleydi. Ve sen seversin: open.spotify.com/track/62QVSfCLs... Sevgiyle. Semeyna.
Mektup