2025’in ilk kitabı. Yeni yılda benim için güzel bir başlangıç oldu. Dopamin, beynin ödül-ceza, haz, bağımlılık kısımları üzerinde etkili olan bir moleküldür. Kendisinden kimyasal haberci olarak da bahsedilir. İçsel ve dışsal motivasyon kaynaklarımız dopaminin artmasında ve azalmasında önemli rol oynar.
Dopa-depo olarak çağrışım oluşturdu bende. Sanki her zaman depomdaki stoğunu korumam, son kullanma tarihi geçeni çıkarmam, ihtiyaç halinde kullanmam gereken ilk yardım kiti gibi. Günlük enerjimizin büyük kısmı dopaminin hücrelerimiz arasındaki depo kontrolünden geçiyor sanki. Tabi bu içsel duyumsama.
Bir de dışsal yaşamdaki depolarımız var. Sosyal bağlarımız, açlık durumumuz, paramız, serinleme ya da ısınma ihtiyacımız, sevgiyi, doğayı, yaşamı hissetmemiz, hobilerimiz, yapılacak işlerimiz bu liste epey uzun. Güncelleme ve denetimlerin kontrolü kaçarsa hazlar bağımlılığa, bağımlılıklar mutsuzluğa dönüşebilir. Bu da alarmların çalmasına sebep olur. Kontrol elden gidebilir.
Hele bizden habersiz depo stoğunu kontrol etmeye çalışanlar yok mu? Bak senin şuna ihtiyacın var, bunu alırsan çok mutlu olursun, bak şuyun eksik Z’yi alırsan başarın artar, A’yı kullananlar özgürler, amaaan otur D izle, nerede ne olmuş acaba M’ye bak bakalım…Durmadan yeni icat çıkarırlar. Depo ne yapsın, bazen şalterleri indirip kilit bile vurduğu olur. Ama nafile. Yaşam devam etmektedir. Güncellemelere açık fakat uyanık olmak gereklidir.
Kitabı büyük bir beğeni ve sohbet havasında okudum. Ufkumu genişletti, ilham verdi ve harekete geçirdi. Dopaminim yükseldi ve böyle bir kitap yorumu çıktı ortaya. Merak edenlere ve vakti olmayanlara tavsiyemdir.