Ancak hayatta kalmak ile yaşamak arasındaki farkı bilmeyen, hayatta kaldığı için şükretmeye alışmış bir topluma; yaşamak diye muhteşem bir kavram olduğunu ve hayatta kalmanın ötesinde yaşamayı talep etmesi gerektiğini, bunun en temel hakkı olduğunu anlatmak zordur.
“İnsan Türk olduğunu Türkiye’de iken anlamıyor ve kendisini diğer insanlar gibi hissediyordu. Farklılıkları, birey özellikleri olan bir insan. Ancak yurtdışına çıktığı zaman anlıyordu ki Batı’nın gözünde iyi Türk-kötü Türk ayrımı bile yoktur, sadece Türk vardır. Öylesine baskın bir damgadır ki bu, bütün kişisel özelliklerin üstüne çıkar, onları boğar, kişiliğini öldürür.”