Bir de, benden içtenlik beklemeyin Milena. Kimse bunu benden, benim kendimden beklediğimden fazla bekleyemez, ama bir sürü şey ellerimin arasından kayıp gidiyor, evet öyle, belki de her şey ellerimin arasından kayıp gidiyor. Fakat bu avda cesaretlendirilmek bana cesaret vermiyor, aksine, adım atamaz hale geliyorum, birdenbire her şey yalana dönüşüyor ve avlar, avcıyı boğuyor. İşte böylesine tehlikeli bir yoldayım Milena. Sizse bir ağacın dibinde sabit duruyorsunuz, genç ve güzelsiniz; gözlerinizin ışığı dünyanın acısını yansıtıyor. 'Skatule skatule hejbejte se'* oynuyoruz; ben gölgede sürünerek bir ağaçtan diğerine gidiyorum, yolun ortasındayım, siz bana sesleniyorsunuz, beni tehlikeler konusunda uyarıyorsunuz, beni cesaretlendirmek istiyorsunuz, ürkek adımlarım yüzünden telaşlanıyorsunuz, bana [Bana!] oyunun ciddiyetini hatırlatıyorsunuz; yapamıyorum, düşüyorum, yerdeyim işte. Aynı anda hem içimden gelen korkunç sesleri hem de sizi dinleyemem, ama ilkini dinleyip duyduklarımı size açabilirim; size, hem de dünyada başka hiç kimseye açamayacağım şekilde...
*Köşe kapmacaya benzeyen eski bir çocuk oyunu. (Ç.N.)
Həyatında yaşam səbəbi olacaq bir şey də öyrətmişdi: insanın taleyinə doğulduğu gündən müəyyən sayda sevgilər yazılıb, odur ki, özündən asılı, yaxud asılı olmayaraq, hər hansı bir səbəbə görə əldən verdiyi sevgilərdən nə vaxtsa istifadə eləmək mümkünsüzdür, onlar labüd şəkildə itirilir.