Şermin Yaşar'ı instagramdan uzun süredir takip ediyordum. Onun okuduğum ilk kitabıydı bu. Gerçekten şahane bir dili var. Şimdi sıra diğer kitaplarında.
Her bölümde ince bir ayrıntı verilmiş ve bir sonraki bölümde de bu ayrıntının içine girilmiş. Kafanızda önceki bölümden kalan bütün soru işaretleri tek tek cevaplanıyor. Bir çocuğu ele alıyorsa ben neden bunu önceden okumamışım ki diye düşünürken olayın aslında çok başka olduğunu ve belki de iyi ki bu kadar geç okumuş olduğumu düşündüm. Çocuk kitabı değil-miş.
Peki oyleyse yetiskin mi derseniz bir sey diyemem. Beni derinden etkiledi.
Çocuklarin içten içe birbirlerine sarılmak isteyip de sarılmaya tenezzül edemediği bölüm...
Gözümün önünden gitmeyen bir sahne.
Okuyun. Okutun.
Yazarın panik atakla yaşadığı mücadeleyi annemin vertigosuna uyarlayarak okudum. Hastaligi, misafirinmiscesine karsilayip agirladiktan sonra gitmesine izin vermek baslica ve en guzel yontem. Kacis cozum degil. Oz sefkatli farkindalik uzerine olan son kisim da hayli dikkat cekici. Baskalarina karsi bu denli nazik olurken neden kendinize nazik,sefkatli davranamiyorsunuz gibi bir soruyla birakiyor sizi yazar. Sahiden neden?
Ah Rayiha...
Orhan Pamuk okuturken öğrendirmeyi seviyor öyle ki kitabın başlarında bunu çokça anlayacaksınız. Ben bu duruma karşı değilim ama bana fazlaca uzun geldi bazı bilgiler...
Kitabın çok farklı bir olayla farklı bir şekilde biteceğini hayal etmiştim. yanıldım.
Ama kitabın son cümlesi ağlatmadı değil, o ne güzel aşktır.!